Genel

Seçim Sonuçları ve 2. Tur

Atı alan Gebze’yi geçti.

Aylardır üzerinde konuşup durduğumuz seçimler sonunda yapıldı.

Alınan seçim sonuçları, kimseyi tatmin etmese de Erdoğan, var olan durumunu koruyabildi.

Millet Cephesi ve özelde CHP açısından ise alınan bu sonuç, tam bir hayal kırıklığı yarattı.

Millet İttifakı TV kanalları, söylemlerinde 20 yıllık AKP iktidarının sona ereceği günlerin yaklaştığını ve Saray ahalisinin kaçmak için hazırlık yaptığını sürekli olarak işlediler. Bu düşünceye inanmış olan kitleler, 14 Mayıs akşamı gerçekle yüz yüze geldiklerinde ise üzüntüden saçlarını yoldular.

AKP, yazılan senaryo gereği, her seçimde olduğu gibi bu seçimde de milliyetçilik yaparak seçimi aldı.

Yine her seçimde olduğu gibi bu seçimde de CHP yöneticileri, ayrılıkçı Kürt örgütüyle işbirliği yaparak seçimi AKP’ye hediye etti.

Emperyalizmle açıktan işbirliği yapan, Fetöcülerin, Kürt ve ve Ermeni milliyetçilerinin cirit attığı bir partiden farklı bir davranış da beklenemezdi. Aşağıdaki seçim haritası Türkiye’nin gerçeğidir.

2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş aday olmuşlardı. Aradan 8 yıl geçti. Bu yıl yapılan seçimlerde Ekmeleddin’i bize zorla dayatan Kılıçdaroğlu, Selahattin’le birleşerek kırmızılarla mavileri bir araya topladılar ama sarılar kadar olamadılar ve seçimi yine kaybettiler.

Yapılan her seçimde aynı ittifaklarla aynı sonucu alıyoruz.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve bazı Doğu illeri Kürtçü partiye tapulanmış durumda olup renkler hiç değişmiyor.

Batıda kıyı şeridinde yer alan iller de CHP’ye bağlanmış olup iç kısımlarda Ankara ve Eskişehir’in bu kervana katılması var olan sonucu değiştirmiyor.

CHP, şu andaki yapısıyla kıyı şeridine hapsolmuş bir partidir. Kıyı şeridinin siyasi hareketine dönüşmüş bu partinin yapısına daha yakından baktığımızda söylenilenlerin aksine CHP’nin Atatürkçü bir parti olmadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü kıyı şeridinde yaşayan ve diğer bölgelerdeki insanlara göre ekonomik durumları daha iyi olup dünyevi zevkler edinen bu kesimler, AKP’nin dinci, şeriatçı yapılanması karşısında kaygı duyup tedirgin oluyorlar. Aynı durum İstanbul’un Kadıköy, Beşiktaş, Etiler, Şişli, Bakırköy gibi semtlerde oturan kesimlerin yüzde 70-80 gibi oranlarda CHP’yi desteklemeleri bunu kanıtlamaktadır. İstanbul’un ayrıcalıklı ilçelerinde oturan bu kesimler, Atatürkçülüğün laiklik ilkesini önemseyip diğer ilkelere ilgi göstermediklerine tanık oluyoruz. Bu ilçelerde emperyalizmin en yoz kültürü egemen olduğu halde bu durumdan hiç kimse rahatsız olmamaktadır. Ege ve Akdeniz kıyı şeridine Doğu’dan göç edip bu kıyı şeridine yerleşen Kürt ve Alevi çevreler, edindikleri Batı kültürü ile laik bir düzende yaşama isteklerini öne çıkarıyorlar. İşte bu duygu ve düşüncelerle hareket eden bu kesimlerin taleplerine CHP’nin Batıyla bütünleşmiş ve onlarla işbirliği yapan yöneticileri cevap vermektedir. Medya ve sol kültüre de egemen olan bu yapı, kıyıda oturan ve diğerlerine göre tuzu kuru olanların duygularına hitap ettiği oranda 20 seçim de kaybedilse parti yönetimi asla değişmemektedir.

CHP tabanının, gerçekten Atatürkçü bir kesimin yönetime gelmesi konusunda bir çabası olmadığı gibi parti yönetiminin Cumhuriyet değerlerinden uzaklaşması konusunda da bir kaygısı yoktur. Salt dinin İslami yorumunu hedefe koyup dinin Alevi, Hıristiyan, Yahudi yorumlarıyla barışık bir söylem bu kesimleri tatmin etmektedir. Bu siyaset tarzının üreticisi olan kesimler, partide ve Türkiye’de kültüre egemen olan Ermeni, Rum, Yezidi, Yahudi cemaatlerine mensup olup Müslüman adları taşıyan devşirmelerdir.

Türkiye’de sol kültüre egemen olan bu sosyolojik gerçek, CHP’yi de esir almış durumdadır.

Bu oligarşik yapı, partinin gerçek anlamda Kemalist, halkçı ve Cumhuriyetçi bir rotaya girip Türk ulusunun bir partisi olasının önündeki en büyük engeldir.

Yapılan bu seçimde Kemal Kılıçdaroğlu’nun doğru bir aday olmadığı ortaya çıkmıştır.

Bu gerçeği ifade eden Meral Akşener, linç kampanyası karşısında ancak bir gün dayanabilmiştir. Muharrem İnce, kişiliği ve siyaset tarzı bir yana, parti içinde ve Millet Cephesi’deki Fetöcülerin, Kürtçülerin kaset komplosuna kurban gitti. Bu rezil siyaset tarzı, parti yönetiminden ve medyasından tam destek alabilmiştir. AKP iktidarını ahlak ve hukuk yoksunu olarak eleştirenlerin aynı yöntemlere başvurmaları Türkiye’de politik mücadelenin ne kadar kirlendiğini bizlere gösteriyor.

Bir başka nokta da aylarca yıldızları parlatılan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın kahramanlıklarının bir işe yaramadığını gördük. Kitlelere kurtarıcı olarak tanıtılan bu kişilerin halkta bir karşılıklarının olmadığı ve Millet Cephesi’ne artıdan bir oy getiremediklerine tanık olduk.

Mansur Yavaş’ın sahte milliyetçiliği ve Ekrem İmamoğlu’nun muhafazakarlığı seçimlerde bir işe yaramadı.

Deprem bölgesinde yaşayan ve çile çeken insanlar, Kılıçdaroğlu’nun “bedava ev” vaatlerine kanmayıp koşa koşa kendileriyle yeterince ilgilenmeyen AKP’ye oy vererek CHP’li seçmeni şaşkına çevirerek çileden çıkardılar.

Yine çayda, fındıkta taban fiyatı düşük tutan AKP’nin her seçimde Karadeniz Bölgesi’nde başarılı olması bu seçimde de gerçekleşti.

Karadenizliler, Tayyip Abilerine oy verirlerken hemşehrileri Ekrem’e yüz vermediler.

CHP’nin başına bir kaset kumpasıyla oturtulan yönetim, seçim stratejisini kazanmaktan öte kaybetmek üzere kurgulamıştı.

Ahmet Davutoğlu, Babacan gibi uluslararası sermayenin kuklaları olan AKP artıkları, Saadet Partisi gibi şeriatçılar, Saidi Nursi müridi olan Gültekin Uysal baş tacı edildi. Ortaklıkları Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı olan bu cephe, arkasına büyük bir sol medya desteği alarak yapabileceğinin sınırlarına kadar geldi ve kaybetti.

Babacan’ın partisi DEVA’ya 14, Davutoğlu’nun partisi Gelecek’e 10, Saadet Partisi’ne 10, Demokrat Partisi’ne 3, Mustafa Sarıgül’e 1, İyi Parti’ye 1 olmak üzere gericiliğe 39 milletvekili hediye edildi. CHP’nin kazandığı 167 milletvekilliğinden 39’u çıkardığımızda 128sayısını elde ederiz. Bu sayı, CHP’nin gerçek milletvekili sayısıdır. Bu sayı, daha önceki dönemden daha geride olan bir sayıdır.

CHP’nin Atatürkçü tabanına, Tayyip korkuluğu sallanarak sürekli olarak korkutularak bu kumpas benimsetildi.

Aldıkları oyun toplamı yüzde bir bile olmayan ve Tayyip gibi düşünen bu partiler CHP eliyle Meclise taşınmışlardır. Meclis açıldığında yeni anayasa çalışmalarında bu milletvekilleri Cumhuriyetin kökünün kazınması ve Atatürk’e ait ilke ve sembollerin anayasadan ve kamuya ait yerlerden kaldırılması noktasında Erdoğan’la birlikte hareket edecekleri konusunda kimsenin bir şüphesi olmamalıdır. CHP yönetimi, kendisi gibi düşünen bu Cumhuriyet düşmanlarını Meclise taşımıştır.

İstediklerinin çok çok fazlasını alan bu partilerin 2. turda kıllarını kıpırdatmayacakları gün gibi ortadadır.

CHP, 1. seçimdeki aynı oy oranını korusa bile daha yüzde 5-6’lık bir oy oranına ihtiyacı var.

Yan tarafta duran Sinan Oğan’ın %5’lik oyu aritmetik olarak açığı kapatsa da Sinan Oğan’ın kırmızı çizgileri buna engel oluyor.

Zafer Partisi tabanlı bu bileşim, Anayasanın ilk dört maddesinden, mülteci kılıklı istilacıların derhal gönderilmesinden, üniter devletten, laiklikten ve ayrılıkçı Kürt örgütlerinden uzakta durarak ilkelerden taviz vermek istemiyor. Millet Cephesi bu ilkeleri görünüşte kabul eder gibi davrandığı koşullarda, HDP çevresi Kılıçdaroğlu’na verdiği desteği derhal geri çeker.

Bu iki zıt fikrin bir araya gelmesi mümkün görünmüyor.

Ayrıca 6’lı masayı oluşturan tüm partiler, Sinan Oğan’la, Zafer Partisi’yle işbirliğine -seçimi kaybetme pahasına bile olsa -girmek istemezler.

Görünen o ki 2. turda da yine Tayip Erdoğan, daha fazla milliyetçilik yaparak, istikrar masalları anlatarak seçimi rahatça alacaktır. Başını CHP’nin çektiği blok, her seçimde olduğu gibi yine aynı şeyleri söyleyerek, Kürt milliyetçiliği ile arasına mesafe koymayarak seçimi kaybedecektir.

Cumhurbaşkanlığı yarışını kaybetmiş ve Mecliste hiçbir etkinliği kalmamış bir CHP’de , parti içi çekişmelerin, koltuk savaşlarının başlayacağını herkes tahmin edebilir. Böyle bir ana muhalefet örgütünü Tayyip Bey, 20 yıldır ayakta tutuyor.

Sadece aptallar, aynı sözleri söyleyip aynı davranışta bulunup farklı bir sonuç beklerler.

Yazar hakkında

Ferit Gültekin

Yorum bırak

40  −    =  30

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.