Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Sokak Köpekleri

Sokak köpekleri sorununu yeniden tartışmaya başladık. Gaziantep’de küçük bir kız çocuğuna pitbull cinsi köpeklerin saldırı görüntüleri herkesi derinden üzdü. Konuyla ilgili Erdoğan’ın da konuşması medyada geniş olarak yer alınca birden sokak köpekleri gerçeğini hatırladık.

Sokak köpeklerinin insanlara saldırıları yeni bir şey değil.

Köy geçmişimiz olan bizler açısından bu tür olaylar vaka i adiyeden sayılırdı.

Bu yüzden olsa gerek, medyanın şiddet içerikli haberleri içinde, okula giden öğrencilere, işe giden vatandaşlara köpek saldırıları, ülkenin normali olarak kabul edilerek görmezden geliniyordu. Uluslararası medyayla ortak olan televizyon ve haber kanallarının haberleriyle başka şeylerin yanında hayvanlara olan bakış açımız da değişti.

Özellikle sokaktaki kedi ve köpeği sahiplenen ve evde bu cinslerden hayvan besleyen bir kitle yaratıldı.

Türkiye’de ev hayvanlarına yönelik ürün satan uluslararası şirketlerin yıllık kârları 4 milyar doları aşmış durumda.

Televizyonlar ve haber kurumlarıyla uyumlu(!) çalışan şirketlerin kazançlarını bir kenara koyarak Türkiye’nin gerçeklerine bir bakalım.

2020 yılı verilerine bakıldığında Türkiye’de 20 milyon sokak hayvanı yaşıyor. Örneğin; Ankara’da 100 binden fazla sokak köpeği ve 50 binden fazla sokak kedisi olduğu tahmin ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri de İstanbul’da sokakta yaşayan 130 bin köpek ve 165 bin de kedi olduğunu açıklamışlardı. Ortaya sürülen bu sayılardan çok daha fazla hayvanın sokaklarda yaşadığı uzmanlar tarafından öne sürülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahipsiz köpeklerin yeri sokaklar değil, barınaklardır. Belediyelere görev veriyorum belediyeler bu sahipsiz köpekleri toplayıp barınaklara koysunlar” dedi.

Hayvan hakları savunucuları, sağlıklı barınaklar istiyorlar.

Bazıları hayvanların sistemli bir şekilde kısırlaştırılmasını isterlerken bazıları da buna şiddetle karşı çıkarak hayvanların seks yapma, anne – baba olma haklarından söz ediyorlar.

Bazıları barınaklara karşı çıkarak hayvanların yaşam alanlarının sokak olduğunu savunuyorlar.

Bireylerin duyguları açısından bakmayı bir kenara koyarak bu sorunun üstesinden nasıl geleceğiz?

Gelişmiş ülkelerin kentlerine gidenler, sokaklarda başıboş dolaşan kedi ve köpeklere tanık olmadıklarını söylüyorlar.

Bu gelişmiş ülkeler bu sorunu nasıl çözmüşler acaba?

O ülkelerdeki görevli olan kurumlar sahipsiz olan sokak hayvanlarını yakalayarak barınaklara götürürler. 10 -15 gün içinde sahiplenilmeyen hayvanlar itlaf edilirler. İngiltere, ABD, Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda gibi ülkeler yılda yüz binlerce sokak hayvanını ortadan kaldırıyor. Bu konu medya tarafından bilindiği halde medya bunu hiçbir zaman haber konusu yapmıyor. Yukarıda adını verdiğim ülkelerde sokak hayvanları konusunda taraflar arasında bir görüş birliği sağlanmış durumdadır.

Bizde ise her kafadan bir ses çıkıyor. Hayvan hakları savunucuları, belediyeler ve devlet, kendi görüşlerini diğerlerine dayatıyor. Taraflar, akılcı önerilerde bulunacakları yerde sorunu halı altına süpürüyorlar. Belediyeler hayvan hakları savunucularından ve medyanın linç etmesinden korkarak ciddi adım atmıyorlar.

Devlet sorumluluğu belediyelerin sırtına yüklüyor.

Erdoğan, “ Sokak köpeklerini belediyeler barınaklara toplasınlar” diyor.

Milyonlarca sokak köpeğini toplayarak onları sağlıklı bir ortamda bakacak bir belediye kurumu Türkiye’de yoktur.

Devlet kurumları da yoktur.

Kimse kimseyi kandırmasın.

Üniversiteye giden öğrencinin barınma ihtiyacını çözemeyen bir devlet, milyonlarca hayvanın barınma sorununu nasıl çözecek?

Hoş ama boş laflarla sorun öteleniyor.

Bu konu ile ilgili radikal kararlar almanın zamanı geldi de geçmek üzeredir.

Yeni çıkarılan hayvan hakları yasası, kimseyi memnun etmeyen sıradan bir yasadır ve

Türkiye’nin gerçeklerinden çok uzaktır.

Peki, bu konuda neler yapılabilir?

Öncelikle sokak hayvanları olgusunun ortadan kaldırılması gerekiyor.

Sokaklarda sahipsiz başıboş dolaşan köpek asla olmamalıdır.

Evde beslenen hayvanlarla ilgili izin, aşı, kısırlaştırma, çoğaltma gibi uygulamalar sıkı denetim altına alınmalıdır.

Pitbull gibi saldırgan özellikleri olan hayvanların evlerde bakılması, çoğaltılması, satılması kesin olarak yasaklanmalıdır ve bu yasağı çiğneyenlere ciddi cezalar verilmelidir.

Sahibi olduğu hayvanı sokağa terk edenlere ağır para cezası verilmelidir.

Ben bu önerilerimi sıralarken sol tarafımdan bir ses, “Kardeşim, sen ne saçmalıyorsun? Trafik kurallarının bile uygulanmadığı, herkesin keyfine göre takıldığı, yasaların, yönetmeliklerin, Anayasa’nın rafa kalktığı ve devlet görevlileri yasalara, kurallara uymayı vatandaştan isterlerken kendilerini hiçbir konuda sınırlamadıklarını sen bilmiyor musun? En mükemmel yasayı çıkarsak bile bu yasaları kim uygulayacak? Bizim vatandaşlar da giderek seçtikleri yöneticilerine benzemeye başladılar. Kurallara uyanlar aptal sayılıyor. İnsana uygulanmayan kurallar hayvana mı uygulanacak…”

Sol omuzum üstünden gelen ses, daha bir gürleşti. Makineli tüfek gibi seri atışlara başladı.

Baktım susacağı yok!

Yazıya son verdim.

One Ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :