Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Laiklik Mi Dediniz?

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, şimdiye kadar çok çeşitli konular üstüne partinin görüşünü açıkladı. Yapılan yolsuzlukları, yasa tanımazlığı, adam kayırmayı, işlenen suçları sert bir dille eleştirdi.

Bazen isim vererek kişileri açıkça suçladı.

Tüm bu yapılan açıklamaları, suçlamaları, parmak sallamaları, son konuşması kadar karşı cepheden yeterli bir karşılık bulamamıştı.

Son açıklaması ise karşı tarafı deyim yerindeyse çıldırttı.

Parti sözcüleri, köşe yazarları, tarikat liderleri, cemaat önderleri, Diyanet İşleri Sözcüleri, muhafazakarlar, dindarlar ayağa fırlayarak Özgür Özel’e karşı hep birlikte harekete geçtiler.

Özel, “Haddini aşan, boyundan büyük skandal ifadelerinde” şöyle demişti:

Diyanet okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet’in işi mi, Milli Eğitim’in işi mi? Sübyan mektepleri kurmuşlar, kurumsallaştırmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B’si, fiziğin F’si, matematiğin M’si olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet’e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa’ya uygunluğu var.

Laiklik konusunda endişeleri olan her köşe yazarı, yukarıda yer alan cümlelere benzer cümlelerle görüşlerini açıklıyordu. Yapılan tüm bu eleştiriler, dile getirilen kaygılar iktidar tarafından görmezden geliniyordu. Ama ne zaman konu ana muhalafet tarafından dile getirildi; işler değişti. Eğitimin dinselleştirilmesi konusunu uzun yıllardan sonra CHP’nin ilk kez dile getirip karşı çıkması, birilerini oldukça rahatsız etti.

Özgür Özel’e demediğini bırakmadılar.

Kurumlar, kişiler hep birlikte saldırırlarken Özgür Özel’e bir iki kişinin dışında sahip çıkan olmadı.

En başta partisi CHP, sözcüsüne sahip çıkıp arkasında durmadı.

Onu yalnız bıraktı.

Hatta bazı gazetelerde Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’i odasına çağırarak, “ Durduk yere bu tür konuları niye gündeme getiriyorsun? Partimizin görüşlerine aykırı laflar ediyorsun.” diyerek azarladığı yazıldı.

Basına yansıyan bu haberleri doğrulayan bilgiler köşe yazılarında verildi.

HaberTurk köşe yazarı Kübra Par bu konuya değindi.

07. 01. 2022 tarihli, “Akit’in hakkımdaki çılgın haberi ve Özgür Özel meselesi” başlıklı yazısında ilginç bilgiler verdi. Akit’le Kübra Par’ın aralarındaki tartışmayı atlayarak Özgür Özel konusuna geleyim. Kübra Par, Özgür Özel’le yaptığı telefon görüşmesini şöyle anlatıyor:

…Bu arada dün Özgür Bey’le telefonda konuştuk. Yazıma alınmamış. ‘Ben sürekli birilerini eleştiriyorum, benim de eleştiriye tahammüllü olmam lazım’ diyerek başladı söze.

28 Şubat sürecinde derse alınmayan başörtülü arkadaşlarımızla birlikte protestolara katılmış biri olarak din düşmanı gibi gösterilmem çok ağrıma gitti. Kuran – ı Kerim’e hakaret etmedim. Okul öncesi zorunlu eğitimin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nca verilmesi gerektiğini söyledim.

Kübra Par, yazının devamında Kılıçdaroğlu’nun konuya yaklaşımını şöyle açıklıyor:

…CHP Lideri Kılıçdaroğlu da konuyla ilgili tartışmayı noktalayacak bir açıklama yapmış. ‘Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, çocuklarımıza, isteyen anne babaların, ailelerin çocuklarına Kuran’ı öğretmeleri kadar doğal bir şey yoktur. Siyaset din, inanç alanına asla girmemeli. Kimlik alanına asla girmemeli. Yaşam tarzı alanına asla girmemeli’ demiş. Akit Gazetesi Temel Bey’i eleştirirken Kılıçdaroğlu’nu da övseydi keşke…

diyerek yazısını sonlandırmış.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Bey, Özgür Özel’i eleştiren koroya katılmayınca Akit gazetesinin eleştirisine uğramıştı.

Kübra Par’ın yazısından şöyle sonuçlar çıkarabiliriz:

  • Özgür Özel, 4-6 yaş grubu çocukların dini eğitimden geçirilmesine taraftardır. Yalnız bu işin Diyanet’in dışında Milli Eğitim Bakanlığı eliyle yapılmasından yanadır.
  • CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise parti sözcüsü Özel gibi düşünmemektedir. O, 4-6 yaş grubuna dini eğitimim Diyanet İşleri Başkanlığı’nca verilmesini istiyor ve siyasetin din, inanç alanına asla girmemesi gerektiğini savunuyor.
  • Özgür Özel’in ; yaşamıyla, mücadelesiyle dini konulardaki hassasiyetiyle tam bir mücahit olduğunu bu yazıdan öğrenmiş olduk. 28 Şubat Generallerinin zorbalığına karşı türban eylemi yapan üniversiteli bacılarının eylemlerini destekleyerek ve bizzat katılarak laikçi anlayışlarla mücadele etmiş bir demokrasi kahramanıdır.
  • Özgür Özel’in arkadaşları ve dostları “başörtüsü mağduru, eğitim hakları engellenen muhafazakar, dindar kız öğrencilerdir.
  • Yalnız bu köşe yazısından Özgür Özel’in Şanar Yurdatapan gibi türban eylemlerinde türban takıp takmadığını öğrenemedik. Kübra Hanım’ın gazeteciliğin bir gereği olarak bu tür ayrıntılara girmemesi, mesleği açısından büyük bir eksiklik olmuş. Özgür Bey’e eylemlerde türban takıp takmadığını mutlaka sorup okuyucularını bu konuda bilgilendirmeliydi.
  • CHP Genel Merkezi’nde 4-6 yaş grubu çocukların dini eğitimden geçirilmesi konusunda görüş birliği sağlanmıştır.
  • Verilecek bu eğitimin hangi kurum eliyle olacağı konusunda iki farklı yaklaşım vardır. Partilerde son sözü Genel Başkanlar söylediğine göre, CHP, okul öncesi çocuklara dini eğitimin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilmesini savunuyor diyebiliriz.
  • Çocuklara verilecek dini eğitim konusunda Akit gazetesi gibi düşünen Kılıçdaroğlu’nun aynı gazete tarafından övülmemesi Kübra Par tarafından nankörlük olarak değerlendirilmiştir.

Yukarıda sıraladığım maddeleri daha da uzatabiliriz. 4-5 yaşlarındaki çocukların soyut kavramları algılayamadıkları, eğitim biliminin bu konuda neler dediği bu siyasetçileri gördüğümüzde anlamsızlaşıyor. Kılıçdaroğlu yıllar önce de, “Laiklik tehlikededir diyemem.” demişti. Bugün de aynı şeyleri söylüyor. Yarın da aynı şeyleri söyleyecek.

Tarikat yurtlarında çocuk istismarları ve intiharlar sık sık haber konusu oluyor. Son günlerde üniversite öğrencisi Enes Kara’nın intiharı üstüne herkes konuşuyor. Ölen öğrencinin babasının Nur Cemaati’den olması ve yurt işletmecisi olanları savunması eleştiriliyor.

Tarikat yurtlarında, örgüt evlerinde olan rezaletler en çok bir iki gün tartışıldıktan sonra konu unutulup gidiyor. Yeni bir Enes olayı olduğunda aynı şeyleri söyleyeceğiz. Karşı taraf da “Din düşmanlığı yapılıyor” diyerek kendini savunup yaptıklarına yenilerini ekleyecek.

Geriye dönüp baktığımızda Türkiye, 1945’ten beri emperyalizmin yönlendirmesiyle dinci bir yola sokuldu. Toplumsal yaşam dinselleştirildi. Yakın bir dönemde şeriatın ilan edileceği ve hilafetin geri getirileceği ilgili çevrelerce söyleniyor. Emperyalizm İslam ülkelerinde laik, bilimden yana, demokratik, özgür bir yönetim istemiyor. Kontrol altına aldıkları siyaset kurumları, tarikat ve cemaatler eliyle toplum geri bıraktırılıyor. Dünya üstündeki tüm İslam ülkeleri aynı kaderi paylaşıyorlar. İşte bu noktada Orta Doğu’da Türklerin yüz yıl önce kurdukları modern, laik, çağdaş devletin 15 yıl gibi kısa bir zaman içinde rotasından saptırılması ve Cumhuriyet’in yıkıma uğratılması üzerinde düşünerek bugünle ilgili sonuçlar çıkarılmalıdır. Batı kapitalizmi, Türklerin modernleşme, çağdaşlaşma ve kendi güçlerine dayanarak kalkınma çabalarını hep baltaladı. Önümüze siyasal yol haritası olarak yeni Osmanlıcalık konuldu. Bugün bu süreci yaşıyoruz.

Türkiye’deki solcuların, Atatürkçülerin göremediği şey; dinci gericiliğin yaratıcısı, kollayanı ve yaşatanı emperyalizm olması gerçeğidir. Bu güce karşı olmadan siyasal dinciliğe karşı mücadele edilemez. Türkiye’yi siyasal dinci rotadan çıkaracağını öne süren siyasilerin aynı AKP gibi Batı merkezleriyle irtibatlı olduklarını görüyoruz. Yurttaşların çağdaş bir devlette yaşama isteğini istismar eden bu siyasilerin gerçek anlamda vatandaşlara verebilecekleri bir şey de yoktur.

Üniversiteli Enes Kara’nın intiharının tartışıldığı bu günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde tartışılan bir konu var. Meclis toplantısında bir AKP’li, Alevi -Bektaşi inancına yönelik laflar ediyor. CHP’li üyeler de bu konuşmacıyı protesto ediyorlar. İki gün sonra ise bir CHP’li üye AKP sıralarına doğru, “Siz Yezid’in taraftarısınız biz Hasan Hüseyin’in taraftarıyız.” deyince tartışmalar, itiş kakış oluyor.

Ülkenin en büyük kentinin Belediye Meclisi’nde her iki grup da dünyevi konuları dini açıdan ele alıp yoruluyorlar. Karşı tarafı aşağılarken dini önyargıları, şartlanmışlıkları kullanıyorlar. Bu olay Türkiye’nin geldiği yer açısından çok önemli bir göstergedir. İşin sonunun nereye varacağını yaşayarak göreceğiz.

Emperyalizm ve onların işbirlikçileri eliyle sokulduğumuz bu tünelden çıkabilmek için sağlam bir duruşa ve net bir programa ihtiyaç vardır. CHP’nin yaptığı gibi gericiliğin sakalını sıvazlayarak, partiye Atatürk, Cumhuriyet düşmanlarını doldurarak modern bir ülke kurulamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :