Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Yürü Bre Gürsel Tekin!

Türkiye’de siyaset dünyasını takip edenler Gürsel Tekin’i çok yakından tanırlar. CHP’nin renkli simalarından biridir. Partide değişik kademelerde görev aldı. Son İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlık seçim sürecinde başkan adayı olarak İstanbul’da gitmediği ilçe ve pazar bırakmadı. Çok uğraştı çok didindi ama politikaya yön veren karar vericiler onu uygun bulmayarak Beylikdüzü’den hiç tanınmayan birini siyaset sahnesine sürüp 15 günde kurtarıcı ettiler.

Bu durum karşısında kalbi kırılan hakkı yendiğini düşünen Gürsel Tekin, bir kenara çekildi.

Arada sırada da gazetelere verdiği demeçleri olmasa neredeyse unutacaktık Tekin’i.

Bu arada karısıyla boşanıp genç bir hanımla dünya evine girdi.

Duygu dünyasına gençlik iksiri içiren Gürsel Bey’in genç eşiyle birlikte verdikleri mutluluk dolu kareler magazin sayfalarında kalsın, geçen günlerde söylediği sözler günlerce tartışıldı.

Katıldığı bir televizyon programında kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlarken, HDP’ye bakanlık verilebilir.” dedi.

Verilir diyenlerle, verilemez diyenler arasından günlerce süren tartışmalar oldu. Verilebilir diyenlerin en kuvvetli savı, “5-6 milyon oy almış bir parti kapatılamayacağı gibi yönetme gücünden de uzakta tutulamaz.” idi. Devlete karşı silahlı bir mücadele içindeki bir örgütün açık, legal örgütü olan bir partinin hukuki durumu nasıl ele alınmalıdır?

Seçimlerde alınan yüklüce oy, bir partiyi dokunulmaz kılar mı?

Bu konuda İspanya’nın özerk bölgesi Katalonya iyi bir örnektir.

Katalanlar 1 Ekim 2017 yılında kendi bölgelerinde İspanya’dan ayrılmak için referanduma gittiler ve Katalan halkı yüzde 90,09 oyla bağımsızlık dedi.

Hayır diyenler 7,87’de kaldı.

“Sonra ne oldu?” diye soracak olursanız hemen söyleyeyim.

Polis bu fiili duruma müdahale etti. Ayrılıkçı parti liderleri tutuklandı ve partileri kapatıldı. Ayrılıkçıların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine açtıkları dava sonuçlandı ve Mahkeme İspanya devletinin aldığı kararları ve uygulamalarını yerinde buldu.

Ne oldu?

Alınan %90,09 oy, ayrılıkçıları kurtarmaya yetmedi.

Demek ki bir ülkede bölücü bir parti değil 5-6 milyon, 16 milyon oy da alsa kapatılır.

Avrupa Mahkemesinin aldığı bu karar, genel, geçerli hukuki bir karardır.

Dünyanın aklı başında, devlet deneyimi olan ve medeni ülkelerin hiçbirinin parlamentosunda silahlı mücadele veren bir örgütün legal bir partisi barınamaz.

Ama bu kural Türkiye’de işlevsiz hale getirildi.

Ayrılıkçıları Meclis’e sokan da Erdal İnönü’nün başında bulunduğu partiydi.

Batı emperyalizmi ile iş tutan çevreler her Allah’ın günü televizyonlarda, “Şu kadar oy almış HDP’yi kapatamazsınız, yöneticilerini susturamazsınız…” gibisinden laflar ederek HDP’ye destek sunarlarken diğer yandan da alınan oya tapıyorlar.

Bu tür operasyonları yürütenler ve dillendirenler genellikle Kürt ve Ermeni çevresinden insanlar.

Gürsel Tekin de onlardan biri.

Kürt kökenli Gürsel Tekin’in böyle konuşmasında Kürt milliyetçiliğinin ne kadar oranda etkili olduğunu konuşmalarından ve davranışlarından çıkarabiliriz.

CHP içindeki birçok yönetici aynı Hatip Dicle gibi düşünüyor.

Aslında siyaseten yerleri HDP’dir.

Ama bir proje doğrultusunda CHP’nin üst yönetimlerine getirildiler.

Gürsel Tekin İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde Mehmet Sevigen’le birlikte Çarşaf Açılımı yapmışlardı. Genel Başkan Baykal, çarşafa CHP rozeti takmıştı.

Türkiye, Ilımlı İslam modeline geçirilirken CHP de sürece soldan katılarak Çarşaf Açlımı yapmıştı.

Gürsel Tekin de bu projede üstüne düşen görevi layıkıyla yerine getirmişti. CHP, bu çarşaf açılımından sonra türban açılımı da yaptı. Şimdi ise yüzleşme, helalleşme kampanyaları yürütüyor. İktidara gelirse Meclis kararıyla ülkeyi federal bölgelere ayıracak. Her federal bölgeye parlamento ve meclis oluşturacaklar. Her birine birer bayrak verecekler.

Bu durumu gören Gürsel Tekin, daha şimdiden CHP’yi Atatürkçü, laik sanan parti üyelerinin kulaklarınıHDP’ye bakanlık verilebilir.” diyerek federasyona alıştırıyor.

Yalçın Küçük, CHP içindeki FETÖ’cüleri sayarken Gürsel Tekin’in adını ilk başta söylerdi.

Gürsel Tekin’in yaptıklarına ve söylediklerine bakarak Yalçın Hoca’ya hak vermemek olası değil.

Tekin, uzun süre konuşulan demecinden sonra “Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olduğunda boşalan CHP koltuğuna talibim.” diyerek içindeki hevesi dışa vurdu.

Kürt olması, FETÖ’cüler listesinde yer alması ve Türkiye’nin küresel bir plan doğrultusunda uçuruma yuvarlanması sürecine yaptığı katkılarla CHP Genel Başkanlığını anasının ak sütü gibi hak ediyor.

Gerçi Kılıçdaroğlu’nun ayrıldığı koşullarda Genel Başkanlık yarışında adları geçenlerin Gürsel Tekin’den aşağı kalır tarafları yok. Ama tartıştığımız kişi Gürsel Tekin olduğundan dolayı konuyu fazla dağıtmadan şunu söyleyebiliriz:

Türkiye’nin dinci bir karanlığa tutsak edildiği sürece en uygun CHP Genel Başkan adayı Gürsel Tekin’dir.

Konuşmalarının içine, Kuvayi Milliye gibi laflar katarak Kuvâyi İnzibâtiye görevlerini yerine getirirse bu iş tamamdır. Türkiye dinci bataklığın içinde çırpınarak batarken CHP’li üyeler umutla Atatürkçü bir yönetimin gelmesini sabırla beklerler.

Sayın Gürsel Tekin,

Bütün koşullar sizin Genel Başkan olmanız için çok uygun. Bir Kürt olarak Kürt açılımı yapmakta çok dirayetli olursan, ısrarlı bir biçimde bu fikri savunursan, cemaatlere, tarikatlara göz kırparsan, Amerika’ya, AB’ye, NATO’ya selam durursan seni kimse tutamaz. Genel Başkanlık koltuğu yarışı yaptığın yollara çiçekler döşenir. Bütün medya ordusu, sağcısı, solcusu senin arkanda saf tutarlar.

Atatürk’ün kirletilmiş, yıpranmış koltuğu seni bekliyor.

Yürü bre aslanım! Seni kim tutar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :