Medya

Atatürk Tartışmaları

Sistem gömlek değiştirirken, eski dönemin kahramanlarıyla hesaplaşmak kaçınılmaz olur.

Ülkenin başbakanı, günlerden bir gün durduk yerde, “Ben, Genişletilmiş Orta- Doğu Projesi’nin Eş Genel Başkanlarından biriyim. Bizim bir görevimiz var.” dedi ve bu sözleri, 34 ayrı yerde tekrar etti.

Orta-Doğu’da yaşanan kanlı süreci biliyorsunuz; “diktatörler” devrildi, ülkeler karıştırıldı, milyonlarca insan canından oldu.

Bu projeden bizim payımıza düşen de, Suriye’de PKK devleti kurulabilsin diye milyonlarca Arap Türkiye’ye süpürüldü. Yetmedi, ulus devlet yok edilebilmesi için sınır kapıları açıldı. Açılan kapılardan milyonlarca Afgan, Peştun, Arap, Afrikalı girdi.

Araplar girince dillerini de getirdiler.

Aşırı sıcaklardan ötürü buram buram terliyoruz.

Klimasız evde, cehennemin provasını yapıyoruz adeta.

Gözüm bir yandan da televizyonda akan haberlerde, meteoroloji uzmanı, “Yazın en sıcak günlerini yaşıyoruz. Eyyam-ı bahur sıcaklarıArap Yarımadası’ndan ülkemize geldi. Bir hafta boyunca eyyam-ı bahur sıcaklarının etkisi altında olacağız…” diyerek konuşuyor.

Ben de bir yandan alnımdaki terleri silerken, ‘demek ki yüce tanrı, Türkiye’deki Araplar sıcaktan mahrum kalmasınlar diye Arap Yarımadası’ndan Kabe esintili sıcaklarını göndermiş’ diye düşünüyorum.

Bütün televizyonların, gazetelerin haberlerinde, “eyyam-ı bahur” Arapça tamlaması…

Eyyam-ı bahur, çok sıcak günler demek.

Bütün gazeteler, televizyonlar Türkçeyi bırakmışlar, Arapça konuşuyorlar.

Batı kapitalizmi ve Bop Eş Genel Başkanı, bizim Araplaşmamızı istiyor ya, bu dil de onun bir parçası olsa gerek.

Arap Yarımadası’ndan gelen sıcaklarla boğuşurken, bu arada yeni bir tartışma konumuz da oldu.

Atatürk.

Disney +, 29 Ekim’de yayımlayacağı Atatürk dizisini yayımdan kaldırdığını açıkladı.

Alınan bu kararda Ermeni çevrelerinin etkisinin olduğu açıkça görülüyor.

Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), 1 Temmuz’da sosyal medya hesabından şöyle bir açıklama yapmıştı:

DisneyPlus’a, elinde milyonlarca Yunan, Ermeni, Süryani, Keldani, Arami, Maronit ve Hırıstiyan şehitlerinin kanıyla bir Türk diktatörü ve soykırım katili olan Mustafa Kemal Atatürk’ü yücelten dizisini iptal etmesi çağrısında bulunuyoruz.

Ve dizi iptal edildi.

Türkiye’de tartışmalar başladı.

Daha doğrusu tek taraflı bir tartışma başladı.

Sarayın yandaş basını, Atatürkçü olmuşlar, sol tarafa bastırıyorlar.

Sol tarafta, Atatürkçü camiada tık yok!

Adeta duvar olmuşlar, hiç konuşmuyorlar.

Ben de tek taraflı sürdürülen bu monoloğa bakıp bakıp gülüyorum.

Aklıma İdris Küçükömer geldi.

Hazretin ilginç fikirleri vardı.

Türkiye’de sağ sol, sol da sağdır. Türkiye’nin ‘solcuları’ gericidir. Türkiye’nin ilericileri ‘sağ’ cenahta görülen geniş İslamcı halk kitleleridir.” diyordu.

Sürüp giden bu tartışmaya bakınca İdris Hoca’ya hak veresim geliyor.

İdris Küçükömer, Türkiye solculuğunun tipik bir üyesidir. 60’lı, 70’li çalkantılı yıllarda girmediği boya küpü kalmamıştır. Yön dergisinden Ant dergisine, Milliyet gazetesinden Yeni Gündem’e, TİP yönetim ve bilim kurulu üyeliğinden Sosyal Demokrasi Partisine kadar her yeri dolaşmıştı. En çok da kafayı Kemalizme takmıştı. Emperyalizmin operasyon üssü görevini yapan Ant dergisindeki yazıları epey tartışma yaratmıştı. 60’lı yıllarda Kürtçülüğün önünün açılması için Kemalizmin gençlik içindeki etkisinin kırılması gerekiyordu. O yıllarda İdris Hoca, bu konuda üstüne düşen görevi layıkiyle yerine getirmişti.

Her neyse konumuz bugün 60’lı yılların solculuğu olmadığı için bu konuyu bir kenara bırakarak yazımıza devam edelim.

AKP’nin ne kadar yandaş köşe yazarı ve televizyon yorumcusu varsa tümü de “Atatürkçü” olmuşlar, solculara, Atatürkçülere ders veriyorlar demiştik.

Düşünsenize Akit gazetesi ve RTÜK Başkanı bile“Atatürkçü” olmuşlar, Atatürk’ün avukatlığını yapıyorlar.

Sağ taraf, “Atatürk” diye feryat ettikçe, sol taraf inadına susuyor.

Bu ülkede Atatürkçü Düşünce Derneği var ama gerçekte yok!

Ölüm uykusuna yatmışlar.

Bu tartışmalarla ilgili bir tavırları yok, ya da ben görmedim.

Sağ taraf, sol cenahtaki sahte Atatürkçülüğün ne olduğunu ve Türkiye’nin solcularının emperyalizm tarafından teslim alındığını bilerek, karşı tarafın yumuşak karnına vuruyor.

Türkiye’nin solcuları, emperyalizmin Türkiye’deki ekonomik, siyasi, kültürel kollarına karşı çıkamadıkları gibi uluslararası sermayenin, Disney Plus, Netflix gibi paralı kanallarına ve oralarda yayımlanan dizilere karşı tutarlı bir eleştiri de getiremezler.

Bu gerçekten hareketle AKP cenahı, Türkiye’nin solcularıyla, Atatürkçüleriyle alay ediyorlar.

Zavallı solculuk, Atatürkçülük; bu hallere de mi düşecektin?

Şeriatçılara, Atatürk ve çağdaşlaşma düşmanı olan sağcılara söyleyecek bir tek de sözünüz yok mu?

Demek ki yok!

AKP’nin “Atatürk”, “Kemalizm” gibi bir derdi yok! Elinden gelse Atatürkçülüğün son kırıntılarını da yok edecekler. Bu yıl, Cumhuriyet’in 100’üncü yılı olmakla birlikte AKP’nin gündeminde 100. yıl kutlamalarına dair bir etkinlik düzenlemediler. AKP, Atatürk’e de onun kurduğu Cumhuriyete de düşmandır. Elinden gelse tüm tarih kitaplarından ve sosyal yaşamdan Cumhuriyetle, Atatürk’le ilgili bölümü tümden çıkaracaklar ama şu anda güçleri buna yetmiyor.

Peki o halde AKP, sürdürdüğü “Atatürk” kampanyasıyla ne yapmak istiyor?

Erdoğan, konuşmalarında sık sık “siyasi olarak iktidar olmalarına karşın kültürel olarak iktidar olamadıklarından” yakınıp duruyor. Türkiye’de ciddi bir muhalefetin olmamasına rağmen kitleler, laik yaşam biçiminden ve Atatürk’ten vazgeçmiyor. Medyanın %95’i de kontrol ederek her gün ideolojik bombardıman yapsalar da henüz kitlelerin bilincini karartma başarısını gösteremediler.

AKP, ülkede kendi sesinden başka bir ses duymak istemiyor. Bu yüzden kendisine muhalefet eden kim varsa, hukuklu- hukuksuz olarak içeri tıkıyor. Medyanın tümünü kontrol edersem ve farklı sesleri kesersem iktidarımı daha iyi pekiştiririm diye düşünüyor. Bu yüzden önümüzdeki günlerde kendisine muhalefet edenlere karşı baskıları arttırma ve dijital yayın yapan uluslararası kurumlara da sansür uygulayacağı anlaşılıyor. Bu despotik uygulamalarını da emperyalizme karşı olmayla ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmayla maskeleyeceklerdir. Ayrıca CHP gibi partilerin elinden “Atatürk’ü de alarak” onları siyaseten boşluğa itecekler.

Emperyalizm ve siyonizm, Türkiye topraklarında şeriatın dışında bir ses ve oluşum istemiyor.

Türkiye ve Afganistan’daki Taliban yönetimi, Katar ilişkileri incelendiğinde uluslararası sistemde Türkiye’ye biçilen rolün ne olduğu daha net olarak anlaşılacaktır. Amerikan işbirlikçisi Afgan ordusu tümüyle Türkiye’ye aktarıldı.

Türkiye hızla Afganistanlaşıyor.

Bu projenin sahibi ABD ve uluslararası siyonist merkezlerdir.

Bu merkezlere karşı durulmadan Türkiye’de şeriata karşı mücadele edilemez.

Disney Plus’a karşı tutum alan türkücü, şarkıcı ve İlber Ortaylı, Fatih Altaylı, Ertuğrul Özkök gibilerin yorumlarının dişe damağa dokunur yanları olmadığından dolayı değerlendirme dışı bırakarak Enver Aysever’in dedikleri üstüne birkaç söz etmek istiyorum.

Bu arada “Neden Aysever?” gibi bir soru sorulabilir.

Enver Aysever, televizyonlardan ve köşe yazarlığından tanıdığımız bir sosyalistimiz.

Halk TV ve TELE1’de bize bol bol Çav Bella dinleterek yürek telimizi titretmişti.

Bu kanallardan -yazılı olmayan senaryoya aykırı davranınca- kovuldu.

Şimdi kendi You Tube kanalında, günlük yorumlar yapıyor.

Sosyal medyada dolaşırken videosu önüme düştü. Baktım, program başlığında Disney+ var.

‘Türkiye’nin bir sosyalisti bu konuya nasıl yaklaşıyor?’ diye merak ederek konuşmasını sonuna kadar izledim.

Enver Aysever beni yanıltmadı.

Enver Aysever aynı zamanda TKP üyesi bir yazardır.

Kendisi, dünyaya ve onun üstünde olan olaylara sınıf bakış açısıyla baktığını her fırsatta söyler ve dolayısıyla da sosyalisttir.

Bir kişinin kendisini öznel olarak bir şey olduğunu iddia etmesi, onu haklı çıkarmaz.

Enver Aysever, Türkiye’de çokça bulunan ve ideolojik dünyası emperyalizm tarafından tacize uğramış “sosyalistlerimizden(!) birisidir. O her konuşmasında “sınıf, sınıf” da dese, dünyaya etnik milliyetçilik gözlüğünden bakar.

İdeolojik dünyasını; Ermeniler, Kürtler, Lazlar, Aleviler doldurduğundan dolayı sosyalizme yer kalmaz. Ona göre, yeni bir anayasa yapılsa ve bu anayasada her etnik yapıya, Alevilere eşit temsiliyet ve yerel demokrasi ( özerklik) sağlansa Türkiye’nin gerginlik noktaları yumuşar ve demokrasinin yolu açılır. Bu tezler; Öcalan’ın, ABD’nin, AB’nin, siyonizmin tezleridir.

Enver Aysever; bir saatlik konuşmasında, 1915 Tehciri, Cumhuriyet’in kurulması, Cumhuriyet dönemi siyasal olayları, kapitalizm üstüne konuştu ama bir kez olsa bile emperyalizmden söz etmedi.

Günümüz koşullarında bir sosyalistin siyasal yorumlarında emperyalizmi unutması mümkün mü?

Evet!

Türkiye’nin solcuları emperyalizmi unuttular.

Kanlarına etnik milliyetçilik, mezhepçilik mikrobu girdiğinden bu yana emperyalizmin masallarını sosyalizmle soslayarak emekçilere yutturuyorlar.

Enver Aysever, utangaçça 1915 olaylarına “soykırım” demeye getiriyor.

Bol bol Hrant güzellemesi yapıyor ama onun katillerini ısrarlı bir biçimde gizliyor.

Hrant’ın kanını akıtanlar, ABD ve onun uşağı Fetullah örgütüdür.

TKP üyesi, çakma sosyalistimiz bu gerçekle yüzleşmeden ve emperyalizme karşı tavır almadan “Ermeni sorunu” hakkında söz etmeye hakkı yoktur.

Cumhuriyet tarihi ile ilgili saptamaları da yalan ve yanlışlıklarla doludur. Gazetelerde köşe yazarlığı, televizyonlarda program sunuculuğu ve kitap yazarı olan birisinin bu duruma düşmesi içler acısı bir durumdur.

Enver Aysever, Türkiye’de kurulu sosyalist partilerin savunduğu temel tezleri tekrar eden biridir

Her sosyalistimiz bu tezleri iman etmiş olarak söyler durur. Savunduğu düşüncelerin doğruluğu konusunda en ufak bir şüphesi yoktur. ‘Herkes aynı şeyleri söylüyorsa demek ki doğrudur.’ gibi bir ön yargısı vardır.

Bu düşüncede olanların emekçi halka vereceği bir şey yoktur.

Türkiye sosyalizmi; etnik milliyetçilik, mezhepçilik anlayışından kurtulmadan ve köklü bir ideolojik dönüşüm yaşamadan, tarihsel materyalizme sarılmadan, emperyalizm diye bir olguyu hatırlamadan bulunduğu bataklıktan kurtulamaz. Son zamanlarda CHP içinde sürdürülen değişim, dönüşüm tartışmalarına en çok da sosyalist çevrelerin ihtiyacı var.

Yazar hakkında

Ferit Gültekin

Yorum bırak

84  ⁄    =  21

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.