Haberler

Süresiz Nafaka

Kadın – erkek eşitliğine evet, bir cinse tanınan imtiyazlara hayır!

Bugün 5 Aralık…

Kadın Hakları Günü

Bazı çevreler bu günü, “Dünya Kadın Hakları Günü” olarak ifade ediyorlar.

Bence hiçbir sakıncası yok!

Cumhuriyet devrimi kadının, erkek karşısında daha aşağıda olan konumuna son vererek erkeği ve kadını eşit kılmıştır.

Bu atılımın birçok Avrupa ülkesinden daha önce Türkiye’de gerçekleşmesi önemli bir kazanımdır.

Kadına 5 Aralık 1934’te, bir Anayasal hak olarak, Seçme ve Seçilme Hakkı verilmesini, bazı çevreler küçümsemeye çalışıyorlar.

Yüzlerce yıl süren Osmanlı yönetiminde kölelik vardı.

İslam hukuku, köleliği dışlamaz ve onu meşru görürdü.

Osmanlı yönetimi döneminde, Sultanahmet’te ve Üsküdar’da köle pazarları vardı.

Kadınlar ve erkekler köle olarak alınıp satılırdı.

Türk devrimi 1927’de, köleliği yasakladı ve tek eşli evliliğin yolunu açtı.

Bu köklü değişimler, daha henüz insan olma bilincine varamamış, padişahın reayası (sürüsü) olmaktan bir adım ileri gidememiş kitleler için önemli kazanımlardı.

Ben kendi açımdan, erkeğin ve kadının her türlü hak eşitliğinden yanayım ve bir cins için tanınan ayrıcalıklara karşıyım.

Kadının geri durumunu istismar eden ve kadın bilincini körelterek onu yanlış noktalara taşıyan feminizmin her türüne de karşıyım.

Bu önemli günde “Karşıyım, karşı” söyleminin nereden çıktığını merak edenlere hemen söyleyeyim.

Önümde bir haber duruyor.

Aynı haberi, bir iki haber sitesinde de – kenarda köşede yer almış olarak – gördüm.

Bursa’da yaşayan 81 yaşındaki Züfrü Şirin, 20 yıl önce boşandığı eşinin nafakasını (bir aylık) yatırmayı unuttuğu için tutuklanmış.

Avustralya’da yaşayan eski eşi şikayetçi olunca Züfrü dedeye de cezaevi yolları görünmüş.

Züfrü Şirin, gözyaşları içinde jandarmanın operasyonu ile kodese tıkılmış.

Aferin bu devlete…

Aferin bu hukuka…

Şimdi size soruyorum; Kadın hakları bu haberin neresinde?

Nafaka borcunu ödemeyen erkeğin hapis cezası ertelenmiyor.

Ömür boyu ödenen nafaka olur mu?

Haberdeki kadın, Avustralya’da oturuyormuş.

Merak ettim, araştırdım ve gördüm ki, Avustralya’da kadınlara, göçmenlere, çocuklara yardım eden ve onlara dil, meslek gibi alanlarda yardım eden yüzlerce resmi- sivil örgüt var. Bu nafakacı kadın, bu yardım kuruluşlarından birine başvursa her türlü maddi sorunu çözülecek.

Ama o, böyle yapmıyor ve 20 yıldır boşandığı adamın parasını yemekte bir sakınca görmediği gibi adamı 81 yaşında hapse koyuyor.

Bu neyin öfkesi?

Bu, bitmeyen neyin nefreti?

Feminist örgütler, “Süresiz nafakaya asla dokundurmayız!” diye bas bas bağırıyorlar.

Şimdi bu, adalet mi?

Şimdi bu, hukuk mu?

Şimdi bu, kadın – erkek eşitliği mi?

Şimdi bu, erkek şiddeti mi?

Şimdi bunun ne olduğunun yanıtını, siz verin!

Yazar hakkında

Candan Yılmaz

Yorum bırak

83  −  79  =  

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.