Haberler

Kabe’yi Bul! Umreyi Kazan!

Müslümanlar, genel olarak siyasal bilinç ve estetik duygusundan yoksunlar.

Suudi Arabistan olarak bildiğimiz devletin resmi adı, el- Memleketü’l – Arabiyyetü’s – Suûdiyye dir. Bunun da anlamı, “Arap yarımadasında Suûdî ailesinin egemen olduğu bölge” dir.

Adından da anlaşılacağı gibi Suudi Arabistan devleti, Suudların egemen olduğu bir devlettir.

Bu aşirete mensup olan 15- 20 bin kişi, koca ülkeyi yönetiyor.

Dini inanç olarak da Vehhâbilik, Suud hanedanının bir inanç biçimidir.

Geçmişte İngilizler, günümüzde ise emperyalizm ve siyonizm, Orta Doğu’da planlarını uygulamada bir araç olarak bu inancı tepe tepe kullandılar ve kullanmaya da devam ediyorlar.

Türkiye’deki cemaatlerde ve tarikatlarda bunların uzantılarını bol bol görebilirsiniz.

Suud ailesinin inançlarını, yaşam biçimlerini, çevirdikleri fırıldakları bir kenara koyarak büyük bir değişimin üstüne dikkatinizi çekmek istiyorum.

O da şu; diyalektiğin “değişim” yasası, her şeyin üstünde de egemendir.

Değişimden, hiçbir şey kurtulamaz.

Hatta din bile…

Dini yetkililer, her ne kadar kutsal metinlerin değişmediğini öne sürseler de yaşadığımız pratikte bunun tam aksini görüyoruz.

Suudların mensup olduğu aşiretin bir Yahudi aşireti olup, süreç içinde Müslümanlığa geçtiğini bir kenara not ederek asıl konumuza girelim.

Bildiğiniz gibi Kabe, Müslümanların en kutsal yeridir.

1900’lü yıllarda Kabe ve çevresi böyleydi.

Gel zaman git zaman, aradan yüz yıl geçti. Yüz yıl içinde de çok şeyler değişti.

Bugün Kabe ve çevresi, aşağıdaki fotoğraftaki gibi değişti.

Fotoğrafın sol alt köşesinde siyah nokta olarak görülen Müslümanların kutsal mabedi Kabe, sağ tarafta yer alan dev gibi gökdelenlerin altında kalarak ezilmiş.

Fotoğrafta görülen en yüksek, saatli gökdelenin adı Zemzem Tower…

İçinde alışveriş merkezleri, devremülkler ve lüks konutlar var. Devremülklerin 470’ini Türkiye’deki zenginler satın almış.

Zemzem Tower, yani Zemzem Kule…

Adı bile İngilizce, buradan İngilizlerin Orta Doğu’dan, Suudi Arabistan’dan hiç ayrılmadıklarını anlayabiliyoruz.

Müslümanların Mescid-i Haram dedikleri alana Müslüman olmayanların girmesi yasaktır ama İngilizler dilleriyle de olsa Mescid-i Haram’a girmişler.

Anlatılan efsanede Hz. İbrahim’in karısı Hacer, topuğunu vurduğunda çölde zemzem suyu fışkırmış. Bugün ise Suudlar, kuma bir vurmuşlar çölden gökdelenler fışkırarak Kabe’yi gölgede bırakmışlar.

Parası çok olan Suudlar, geçtiğimiz yıllar içinde “Ne yapalım? Ne yapalım? Paramızı nasıl harcayalım?” demişler ve bir beyin fırtınası sonrasında Kabe ve çevresini yeniden düzenlemeye karar vermişler.

2035’te bitecek projeye göre Kabe, kapakta verdiğim fotoğraftaki gibi görülecek.

Kapağa koyduğum fotoğrafta, “Kabe’yi bul! Umreyi kazan!” dedim.

Hiç boşuna uğraşmayın, bulamazsınız. Kabe yuvarlak halka içinde kaybolmuş. Kabe’ye biraz daha yukarıdan baktığınızda böyle göreceksiniz.

Nasıl?

Kabe, iç içe geçmiş halkalar içinde çok muhteşem gözüküyor değil mi?

Cim karnında nokta, bu görüntü karşısında halt yemiş.

Şimdi de 2035 yılında Kabe ve çevresini, uçağa binmiş Müslümanlar, yukarıdan baktıklarında böyle görecekler.

Bu fotoğrafta da Kabe’yi görmek epeyi zor olsa da imkansız değil.

Kabe, fotoğrafın sağ köşesinde siyak bir nokta halinde görülüyor.

Kapitalizm, siyonizm ve onun işbirlikçisi Suud yönetimi, Kabe’yi beton ve demir yığınları altında

iyice ezmiş.

Son olarak da aynı stadyumlarda yapıldığı gibi üstünü kapattıklarında yok etme işlemi tamamlanmış olacak.

Bizim, çok Müslüman olan gazeteler ve internet siteleri, bu projeyi öve öve bitiremiyorlar.

Onlar ne kadar överlerse övsünler, aslında yapılan İslam dinine ve Kabe’ye yapılan en büyük saygısızlık ve hakarettir.

Avrupa’da bir dergide çıkan karikatür üstüne ortalığı toz duman eden Müslümanlar, bu ihanet karşısında nedense suspus oluyorlar.

Sünni’si de, Şii’si de susuyor.

Siz hiç, Rusya’da Kızıl Meydan’ın kıyısında, Kremlin’in yanı başında bir gökdelen gördünüz mü?

Siz hiç, Fransa’da Versay Sarayı’nın yanında bir gökdelen gördünüz mü?

Bırakın gökdeleni kulübe bile yapamazsınız.

Siz hiç, İngiltere’de Buckingham Sarayı çevresinde yeni yapılmış bir yapı görebilir misiniz?

Siz hiç, Amerika’da Beyaz Saray çevresinde bir gökdelen görebilir misiniz?

Ki, gökdelenin yaratıcısı olan Amerikalılar bu işe neden hiç girişmediler?

Bu adlarını saydığım ülkelerde bu tür aptallıklara yer yoktur.

Sarayların yanına gökdelen dikip onu, “Saray manzaralı devremülk daireler” diyerek pazarlamak akıllarına gelmez ama uyanık Suud’un aklına Zemzem Tower yapıp onu “Kabe manzaralı devremülkler” olarak pazarlamak gelir.

Bir tarihi eseri, ondan daha iri bir yapı ezer ve onu kimliksizleştirir.

İşte Kabe’ye karşı yapılan da budur.

Suud yönetimi, Kabe’yi beton yığınları altında ezerek İslamiyet’e ve Kabe’ye en büyük hakareti yapıyor ve sayıları 1 milyar 800 milyon olduğu öne sürülen Müslüman nüfus seyrediyor.

Betona aşık ve onun kölesi olmuş Müslümanlar, umreye ve hacca gittiklerinde yapılan bu “Seytan işi” gökdelenleri gördükçe kendilerinden geçerek, inandıkları dinin hiç değişmeden bu güne kadar geldiğine inanarak mutlu oluyorlar.

Yazar hakkında

Yağmur Bayraktar

Yorum bırak

  −  1  =  2

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.