Medya

CHP’nin Burnuna İnen Yumruk

Bir musibet, bin nasihatten daha önemlidir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin Meclis’te yemin etme töreni sırasında Milletvekilleri arasında çıkan arbedede CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın atılan yumrukla burun kemiği kırıldı.

Yumruğu atan Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek’ti.

Kavga görüntüleri eşliğinde hemen karşılıklı yorumlar da gelmeye başladı.

-“Bu atılan yumruk; demokrasiye, özgürlüklere karşı atılan bir yumruktur.”

-“Faşist CHP, bu davranışıyla millet iradesine karşı olduğunu açıkça ortaya koydu.”

-“Başsavcı Akın Gürlek’in görevinden istifa etmeden yemin etmesi hukuken geçersizdir.”

CHP’lilerin söylediği son cümle beni eski dönemlere götürdü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı olduğunda görevinden istifa etmiş miydi?

Hayır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeniden Cumhurbaşkanı adayı olduğunda görevinden istifa etmiş miydi?

Elbette hayır!

O dönemde bu hukuk kuralını hatırlatanlara CHP’nin dönüşümcü yöneticileri, “Yeni bir seçim sürecine girdik, şimdi böyle küçük bir ayrıntıyla uğraşacak halimiz yok! Nasıl olsa seçimi biz kazanacağız. Bunun hesabını ayrıca sorarız.” diyorlardı.

Seçimler oldu, 25 yıldır hukuka uymayan AKP, hep kazanıyor.

Ben yaptım oldu.” diyen AKP, canının istediği kararı alıp uyguluyor.

Danıştay, Anayasa Mahkemesi kararlarına kulak asmıyor.

Torpille göreve atama, adam kayırma Meclis’te açık açık savunuluyor.

Ben bu ülkeye egemen oldum, bu memlekette benim kararlarımı sorgulayacak hiçbir kurum ve otorite yok! Artık bundan böyle söylediklerimiz ve yaptıklarımız kanundur.” anlamına gelecek tutum ve davranış içine girdiler.

Şimdi kalkmış CHP, “Akın Gürlek’in istifa dilekçesini göremedik.” gibisinden komik laflar ediyor.

Böyle davranan insanlara en kibarcaşekliyle “Günaydın!” denir.

AKP bugünlere hukuku çiğneye, çiğneye geldi.

Geçersiz oy pusulalarını geçerli sayarak, seçimde açıkça hile yaparak, var olan yasaları hiçe sayarak geldi.

Meclis kürsüsü önünde burnunuza yediğiniz yumruk, inşallah bundan sonra aklınızı başınıza getirir.


Ele alacağım bir diğer konu da; DEM Parti’nin tutumuyla ilgili olacak.

TBMM’nin kavgalı oturumunda görevli olan Pervin Buldan’dı.

O gün nöbetçi olan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, kavga öncesinde Külliye’ye çağrıldı.

Pervin Buldan, toplantı yönetme konusunda sicili bozuk olan Bekir Bozdağ’a bu görevi emanet etti. Açtığı davalarla şimşekleri üstüne çeken Akın Gürlek’e karşı CHP’nin direniş sergileyeceği zaten bekleniyordu. CHP’li yöneticiler de bunu açıkça belirtiyorlardı.

CHP’nin Meclis’te yapacağı direnişi kırmak için AKP ile DEM ittifak yaptı.

Kürsüyü, makamı AKP’ye teslim eden DEM’liler, localarından arenada yapılan bu kanlı kavgayı büyük bir zevkle izlediler.

Daha işin başında AKP+MHP+DEM İttifakının, Türkiye’yi federal, İslami yönetime götürme temelinde kurulduğunu ve DEM Partisi’nin Cumhur İttifakının stratejik ortağı olduğunu her fırsatta belirttik.

Kurulan bu gerici ittifakın temel hedefinin; Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını, ulus devleti ortadan kaldırmaya yönelik olduğu; yapılan konuşmalardan, alınan tutumlardan açıkça belli oluyor.

Karşı taraf yapmak istediklerini açıkça ortaya koyarken dönüşümcü CHP yöneticileri ise gelen bu büyük saldırıyı yorumlama konusunda bile sınıfta kalıyor. Onlar CHP’ye yapılan tüm bu saldırıların, seçimleri kazanmakla ilgili olduğunu söyleyerek hedef saptırıyorlar.

Kaç kere söyledik, yine de söyleyelim:

  • AKP, uluslararası sistem eliyle devlet sahibi kılınmıştır.
  • “AKP, devlete ait tüm kurumları ele geçirerek artık ete kemiğe bürünmüştür.
  • ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Amcanın söylediği gibi ‘Orta Doğu’dan Hazar Havzasına kadar bu bölgede Türkiye, çok önemli görevler yerine getirecek. Bu amaç doğrultusunda bölgedeki ulus devletlere yaşam hakkı tanınmayacak. Bölge için en uygun yönetim şekli meşruti monarşi olacak.
  • Mesruti monarşi, bir hanedan yönetimidir.
  • Küresel sistem; Orta Doğu’dan Türkistan’a kadar olan bölgede tek bir ekonomik siyasal bir devletten yanadır. Onun da adı Orta Doğu Birleşik Devletleri’dir.
  • Orta Doğu Birleşik Devletleri’ne gidilen yolda ulus devlete ait kurumlar ve tanımlamaların tümü tasfiye edilecek. Bu amaca varmak için Anayasa değiştirilerek federal bir sisteme geçilecek. Belirsiz olan Suriye, Irak sınırları boyunca ve Anadolu’da yeni devletçikler kurulacak.
  • Bu federal devletçiklerin Anayasalarında “Devletin dini İslamdır.” yazacak.

2027 yılında yapılacak erken seçimde kazanılacak bir zafer, AKP+MHP+DEM İttifakının yukarıda sıralanan işleri yapmada onlara büyük bir kolaylık sağlayacaktır.

Cumhuriyet’le sorunu olan Mustafa Çiftçi’nin İçişleri Bakanlığına, Erdoğan’ın her dediğini yapan Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığına getirilmelerini, önümüzdeki günler içinde Cumhuriyetçi kesimlere karşı yıldırma, bezdirme operasyonlarının artarak süreceğini bizlere gösteriyor. Önümüzdeki bir dönemde yapılacak olan bir seçim, Cumhuriyetçi güçlerin ezildiği, darmadağın edildiği bir koşulda gerçekleşeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yoktur.

CHP’nin etnik milliyetçi, mezhepçi yöneticilerinin hâlâ DEM Parti’yi ittifak güçleri arasında saymalarını akıl tutulmasının ötesinde bir davranış olarak saymak gerekir.

Parti Programını; bölücü, küreselci tezlerle dolduran ve bununla övünen CHP’nin salt seçim taktikleri de korkarım bir o kadar yanlışlıklarla dolu olacaktır.

Türkiye İttifakı” içinde sayıp döktükleri “demokratların” kimler olduklarını hâlâ söylemediler.

Muhafazakar Demokratlar, Milliyetçi Demokratlar, Kürt Demokratlar kimlerdir ve bu demokratlar hangi partide kümelenmişler, siz bu kesimlerle ne tür bir ittifak yapacaksınız?

Bu soruların hiçbir yanıtı yok!

Kürt Demokratlar, Cumhur İttifakının bir bileşeni olarak Cumhuriyet’in temeline dinamit koymakla uğraşıyor.

Muhafazakar ve Milliyetçi Demokratlar da şu anda yapılacak seçimde bir blok olarak girmeye hazırlanıyorlar. Geçmiş dönemde 6’lı masada yer alan partiler diğerleriyle bir cephe kurma görüşmelerine bugünden başladılar. Korkarım önümüzdeki yapılacak seçimde CHP, güçten düşmüş, yıpranmış, moralsiz bir şekilde yalnız olarak girecek ve yenilginin bedelini tüm halk, çektikleriyle ödeyecek.

Biz bu sayfalarda CHP’li yöneticilerin söylediklerini ve yaptıklarını gündeme getirerek sürekli olarak tartışıyoruz. Yaptığımız bu eleştiriler karşısında bazı arkadaşlar “Tabii, AKP dururken CHP’yi eleştirmek kolay. Mücadele ederken CHP’yi eleştirmek AKP’ye yarar.” diye yanıtlıyorlar.

Bir ordu ne kadar kahraman ne kadar kararlı olursa olsun, izlenen strateji yanlışsa, Genel Kurmay beceriksizse ve burnunun önünü göremiyorsa yenilgi kaçınılmazdır.

Yanlış teori, yanlış önderlik sadece yenilgi getirir.

Aklını AB tezleriyle bozmuş, görüş ufkunu etnik- mezhep düşüncesiyle sınırlamış liderlerin önderliği, zamanla yanlışlıklar tragedyasına dönüşür.

Küresel sistem; ‘Ulus devleti haritadan, Türk ulusunu tarihten sileceğim, insanları etnik ve mezhep temelli böldüğüm küçük devletlerde yaşamaya mahkum edeceğim, Her birinin başına bir çoban atayacağım, herkesi hanedanın bir kölesi, çocuklarını da tarikatların bir mensubu yapacağım.” diye açıkça söylüyor.

Peki sen bu proje ve söyleme karşı ne diyorsun ve ne yapıyorsun?

Cumhuriyetçi, özgürlükçü olanlar ve bu dünyada insanca, uygarca yaşamak isteyenler tüm bu yapılmak istenenlere karşı ne diyorlar?

Ne istiyorlar?

İşte asıl yanıtlanması gereken can alıcı sorular bunlar.

Yazar hakkında

Ferit Gültekin

Yorum bırak

45  ⁄    =  9

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.