Medya

Yeni Zübük

Mizahın olmadığı yerde yaşamak zor, her şeyin mizah olduğu yerde yaşamak ise olanaksızdır. (Bertolt Brecht)

Akşam haberlerini izliyorum, televizyon kanalı, AKP’ye geçen 3 Milletvekilinin haberini veriyor.

Sahnede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte AKP şürekası ve göğüslerine kırmızı kurdele takılmasını bekleyen 1. sınıf öğrencilerinin heyecanını kalplerinde hisseden parti değiştirmiş Mebuslar yerlerini almışlar.

Biraz sonra Dünya Lideri, AKP trenine binecek olan Milletvekillerin yakalarına rozetlerini takacak.

Usul gereği yeni katılan üye, neden AKP’ye katıldığını dinleyenlere anlatıyor.

CHP’den istifa ederek AKP’ye geçen Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın topuk selamlı konuşmasında son Cumhurbaşkanı ile ilk Cumhurbaşkanını başkomutanlıkta eşitlemesi, akıllarda kalıcı oldu.

Erdoğan’a asker selamı vererek yüksek perdeden yapılan bu konuşma, sahnede yer alan AKPlileri güldürürken haberi izleyen CHPlileri de bir o kadar kızdırdı.

Bu topuk selamlı haberi televizyonda izlerken Hababam Sınıfı’nda disiplin suçu işleyen öğrencilerin, Kel Mahmut’u yumuşatmak amacıyla abartılı ifadelerle uydurdukları yalan dolu sahne aklıma gelince güldüm.

Şimdi biz, ülkeyi yöneten bir partinin ciddi bir etkinliğinde mi, yoksa Hababam Sınıfı filminin tam ortasında mıyız?

Şaşırdım kaldım.

Benim gibi aynı şaşkınlığı yaşayan Erdoğan ve çevresi de gülerek tepki vermişler.

Bertolt Brecht, “Mizahın olmadığı yerde yaşamak zor, her şeyin mizah olduğu yerde yaşamaksa olanaksızdır.” der.

Ne kadar haklı.

Türkiye giderek yaşanmaz bir ülke olurken yaşadığımız her olay, duyduğumuz her haber mizahın konusu haline geldi.

Politikacıların ciddi konuşmaları, sanki bir mizah dergisinden alınmış bir paragraf gibi insanı güldürüyor.

Alın size bir örnek.

CHP’nin Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, kendi ilinden bir döneğin Erdoğan’ı “başkomutan” ilan etmesine çok içerlemiş.

Yalvardım, Kılıçdaroğlu’na çok yalvardım. Bu adamı Milletvekili yapmayın diye çok yalvardım ama dinlemedi. Grup Başkanvekilimiz Engin Özkoç, Veli Ağababa, Onursal Adıgüzel hepsi karşı çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu onu 5. sıraya koyarak Milletvekili yaptı.” diyor.

Şimdi gözden düşmüş ve bir şeytan gibi taşlanan Kemal Kılıçdaroğlu için bunları söylemek çok kolay.

O dönemde kötü gidişi engellemek için yalvarmanın dışında ne yaptınız?

Hiçbir şey!

CHP’de tek seçici kişi Kemal Kılıçdaroğlu idi.

Paşa gönlü kimi isterse Milletvekili yapıyordu.

12 Eylül’ün faşist paşası Kenan Evren’in siyasete armağan ettiği parti liderlerine geniş yetkiler tanıyan hakları, Kemal Kılıçdaroğlu da tepe tepe kullanıyordu.

45 yıldır aynı hakları diğer parti liderleri de kullanarak kendi aralarında demokrasicilik oynayıp duruyorlar.

Şimdi Bertolt Brecht’in “Her şeyin mizah olduğu…” diyerek tanımladığı yere geldik, dayandık.

Yazımın başında rozet takma töreninde sınıf öğretmeninin elinden kırmızı kurdeleyi kapan 3 Milletvekilinin olduğunu belirtmiştim.

CHP döneği Hasan Ufuk Çakır’ın ne olduğunu Ali Mahir Başarır’ın ağlamaklı konuşmasından öğrendik.

Ya diğer ikisi kimlerdi?

DEVA Partili İrfan Karatutlu ile Gelecek Partili İsa Mesih Şahin.

Her ikisi de Erdoğan’ın hayranıydı. İrfan’ın aklını Babacan, İsa Mesih’in aklını da Davutoğlu çelince partilerinden ayrıldılar. Döndüler dolaştılar, Dersimli Piro Kemal’le çay içtikten sonra kürkçü dükkanına geri döndüler.

Hasan Ufuk Çakır, İrfan Karatutlu ve İsa Mesih Şahin gibi 39 milletvekilini CHP seçmenine seçtirerek Meclis’e sokan ve onları AKP’ye armağan eden Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşı devrimci yüzü, bugün CHP kitlesince görüldü.

Dersimli Piro Kemal, bir proje görevlisiydi.

Piro Kemal, partiyi iyice sağa çekti ve örgüt organlarını liboşlarla, Kürtçülerle doldurdu.

Kendini Atatürkçü zanneden CHP kitlesinin beyni; liberal, Kürtçü düşüncelerle işgal edildi.

Şimdinin CHP’si yüzüne Atatürk maskesi takmış DEM’dir.

DEM Parti’nin sloganları ve siyasal talepleri CHP kitlesinde karşılık buluyor ve destekleniyor.

Mersin’in CHPli Tarsus Belediyesi, geçen ay açtığı okuma salonuna Sırrı Süreyya Önder’in adını verdi.

CHPli belediyenin aldığı bu karar, Mersin yerel basınında günlerdir tartışılıp duruyor ve CHP İl Örgütü, Belediye yetkilileri Sırrı Süreya Önder’i ısrarlı bir şekilde savunuyorlar.

Abdullah Öcalan için “babamdır” nitelemesinde bulunan bir Dem Partilinin adının bir kültür yapısına verilmesi ve savunulması, CHP’deki nitelik değişiminin bir göstergesidir.

Han, hamam, apartman sahibi olup dünyalık yükünü tutmuş, sağ taraftan CHP’ye geçen ve türbanlı bacıların haklarını kahramanca savunmuş Ali Mahir Başarır bu konularda ne der acaba?

Ne diyecek; yüksek perdeden bağırarak sadece Erdoğan karşıtlığı yaparak, Dem Parti’ye gülücükler atarak CHPli kitleden alır puanları…

İyi de, Trump- Netanyahu ikilisinin maşası olan Dem Parti’ye bu kadar hayran olup destek sunmanın bu memleketi nereye götüreceğine dair en ufak bir fikri olan var mı?

Eskiden ta Demokrat Parti dönemlerinde türeyen, din istismarcılığı yaparak milleti dolandıran kasaba bezirganı politikacılar vardı. Aziz Nesin, bu tür kasaba politikacılarının adını koyarak “Zübük” adlı romanı yazdı.

Zübük, sağ siyasetin temsilcisi olan tersten bir kahramandı.

Zaman geçti, devran döndü siyaset esnafı birbirine benzedi.

Savunulan küresel düşünceler, etnik- mezhep temelli söylemler ve din istismarcılığı aralarındaki nüans farklarını da sildi.

Belediyelerden ihale alarak, arazi mafyası ile ortaklıklar kurarak köşeyi dönen solcu politikacıların siyaset yapma tarzı giderek zübükleşti.

Ortaya çıkan bu solcu zübükler de diğer sağcı politikacılar gibi kendi kulvarlarında halk dalkavukluğu, Atatürk istismarcılığı yaparak müesses nizama hizmet etmeye başladılar.

Politik yelpazeye baktığımda solcu zübüklerin ne kadar çok olduğunu görerek, üzülüyorum.

Şimdi herkes toplumsal çürümeden, ahlaki çöküşten söz edip duruyor.

Bir toplumda çürüme başlamışsa sol da bundan ayrı kalamaz.

Onlar da çürüdüler.

Bence, bir tarafta Kuvayi Milliye nutukları atarken diğer yanda arazi mafyasıyla birlikte iş tutup ceplerini yeşil dolarlarla dolduran, hem etnik milliyetçi hem de Atatürkçü olan bu kasaba politikacılarını tanımlayan yeni bir isim bulmak gerekiyor.

Sahiden, solcunun zübüğüne ne denir?

Yazar hakkında

Candan Yılmaz

Yorum bırak

88  ⁄    =  11

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.