Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Devşirmeler

AKP Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, “Yerelden Evrensele Şehir Ufku: Kahramanmaraş Örneği” başlıklı etkinlikte düşüncelerini açıklamış. Söylediği şeyler, yüz yıldır dinci çevrelerin aydınlanmacı, ilerici çevrelere karşı yönelttikleri eleştirilerin kabaca bir özeti…

Mahir Efendi, ‘Bizim bağışıklık sistemimizi oluşturabilecek güçlü bir düşünme mekanizmasına sahip değiliz, çünkü güçlü bir dile sahip değiliz.’ diyerek toplumun en büyük eksiğini ifade ettikten sonra konuştuğu beş cümlede birbirinle çelişen görüşlerini sıralamış. AKP’nin tepe noktalarında olan birisinin düşünsel anlamda tutarsızlıklar içinde, kahvede sohbet eden sıradan vatandaşın bilmediği konularda ahkâm kesmesine benziyor. Mahir Efendi şöyle diyor:

Aslında bizim bir dönem münevver dediğimiz bir dönem aydın dediğimiz zihni hakikati arayan, hikmeti arayan ve Peygamber Efendimizin (S.A.V.) yani bir Müslümanca bakış açısıyla Allah’ım bana eşyanın hakikatini göster dua ettiği eşyanın hakikatini arayan adamdır. Entelektüel ideolojik angajmanı olmayan adamdır. Nefretin, zihni kirletmeyi izin vermeyen kişidir.

Münevver ya da aydın denilen kişi en başta aklını tüm dogmalardan, peşin hükümlerden arındırarak ‘hakikati’ arayandır. Aydın kişi, gerçeğin dinsel dogmaların yazılı olduğu kutsal kitaplarda değil doğada, toplumda ve en başta maddenin kendisinde olduğunu bilir. O anlamda aydının arası dini çevrelerle hoş değildir. Mahir Ünal, entelektüel ideolojik angajmanı olmayan adamdır derken ideolojik bir içeriği olan dinin penceresinden sorunlara bakarak çözüm üretmeye çalışıyor. Bir zamanlar reisi “Dindar ve kindar bir nesil yaratacağız.” demişti. Nefretin zihni kirletmesinden söz eden Mahir Bey, reisinin emirlerini unutmuşa benzer. Çok bilmiş feylesofumuz düşüncelerini şöyle sürdürmüş:

Tarihteki en sert kültürel devrim Türkiye’de yaşanmıştır. Mesela Fransız Devrimi her şeyi yıkmıştır ama lügate yani dile dokunmamıştır. Yine en sert devrimlerden bir tanesi MAO’nun Çin’de yaptığı kültürel devrimdir ve o da dile dokunmamıştır. Ama maalesef bir kültür devrimi olarak cumhuriyet bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi hasılı bütün düşünmemizi yok etmiştir.

Erdoğan yaptığı bir konuşmada siyasi iktidarı aldıklarını ve sıranın kültürel iktidara geldiğini belirtmişti.

Yirmi yıldır iktidardalar, devletin tüm olanaklarını kullanmalarına ve medyanın yüzde 95’ini kontrol altında tutmalarına rağmen kültürel iktidarı bir türlü ele geçiremediler. Şeyhler, tarikatlar, cemaatler, Diyanet tüm güçleriyle yüklenmelerine rağmen Atatürk karşısında tam bir hezimete uğradılar. Rejim değişti, devlet yönetimi değişti ama resmi binalardan Atatürk’ü kaldırmaya cesaret edemediler, edemiyorlar. Cumhuriyetin çağdaş aydınlanmacı felsefesine karşı tez olarak ortaya koydukları hurafeden başka bir şey yok. Uyguladıkları ekonomik politikalarla yoksulun cebindekini bir avuç hırsıza aktarmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Ülkenin tüm varlıklarını yabancı ortaklarıyla talan ediyorlar.

Yeni Osmanlıcıların çiğneye çiğneye sakız ettikleri saçmalıkları Mahir Bey de sahiplenip öne sürmüş.

En başta belirtelim; Osmanlı bir hanedanın adıdır, bir milletin adı değildir. Sadece Osman Bey’in soyundan gelenleri ifade eder. Osmanlı Devleti içinde çeşitli milletleri barındırıyordu. Geçmişte Fransız devriminin etkisiyle ve güçlü devletlerin kışkırtmalarıyla bazı uluslar Osmanlı’dan ayrıldılar. En son olarak da Türkler, dünyanın merkezi coğrafyasında Osmanlı’nın enkazı üstünde çağdaş, laik bir ulus devlet kurdular.

Osmanlı’nın egemenleri, Rumlar, Ermeniler ve Yahudilerdi.

Sarayda yaşayan devşirme devlet yöneticileri bu azınlıkları çok severlerdi ve devlet yöneticilerini de genellikle bu azınlıkların içinden seçerlerdi.

Saraydaki devşirmeler Osmanlıca denilen uydurma bir dil konuşurlardı.

Bu dilin sözcükleri; Arapça, Farsça ve Türkçe dillerinden alınmıştı. Saray ve bir avuç azınlık zümrenin dışında kalanlar ise Türkçe konuşuyordu. Cumhuriyeti kuran irade, bu çarpıklığa bir son vererek dilde de yabancıların egemenliğine son vererek Türk devrimini ilerlettiler.

Mahir Ünal’ın belirttiği Fransa’yı Fransızlar, Çini Çinliler yönettiği halde Osmanlı’yı Türkler yönetmiyordu.

Osmanlı’yı Türk düşmanı devşirmeler yönetiyordu.

Cumhuriyet devrimiyle Türkler dillerine sahip çıkarak dillerini Arapça’nın, Farsça’nın egemenliğinden kurtardılar.

Dillerini özgürleştirdiler.

Şimdi yüz yıl sonra Mahir Ünal, Türk devriminin dili özgürleştirmesine karşı çıkarak Osmanlı hanedanını ve onun uyduruk dilini sahipleniyor. Bugün konuşulan Türkçe ile düşünce üretilemeyeceğini öne sürerek bu dille ancak ihtiyaçlarımızı karşılarız diyor. Türkçe’den nefret eden ve onu aşağılayan feylesofumuza tavsiyem bugünden tezi yok basın açıklamalarını ve halka yönelik tüm konuşmalarını, konferanslarını Osmanlıca ile yapsın. Hatta ağdalı bir dille konuşursa mezarda yatan Osmanlı atalarının ruhlarını da şad etmiş olur. Türkçe’de bulamadığı “güçlü bir düşünme mekanizmasını Osmanlıca’da bularak eşşiz şaheserler yaratarak Yeni Osmanlı devletinin kültürel hegomonya kurmasına katkı sağlar ve reisinden de bir aferin kapar.

Mahir Ünal feylesofu öylesine kaypak ki savunduğu fikrin arkasında bile duramıyor. Söyledikleri apaçık ortada olmasına rağmen eleştiriler gelince kıvırtıyor. Sosyal medyadaki paylaşımında, “Bugün ‘Bir Kitap Okudum’ etkinliğinde gençlerle Cemil Meriç’in Bu ülkesini konuştuk. Kamus bir milletin hafızasıdır cümlesinden yola çıkarak yaptığım değerlendirme Cumhuriyet’e dönük değil kültür devrimi olarak yapılanlara dair bir tespittir. Buradan bir düşmanlık çıkaramazsınız.” diyor.

El insaf!

Cumhuriyet başlı başına bir kültür devrimidir.

Bu kültür devriminin öncüsü de M. Kemal Atatürk’tür.

Atatürk de Türk ulusunun önderidir.

Atatürk’ün görüşlerinden, yaptıklarından en çok rahatsız olanlar Osmanlı’nın egemenleri olan çevrelerdir.

Mahir Ünal’ın adını vermeden Atatürk’e, devrimlerine, Türk diline saldırmasının üstünde durup düşünmek lazım. Yirmi yıldan beri iktidardalar ama “Eski Türkiye” diyerek eleştirdikleri Cumhuriyetin önderinin adını vererek, apaçık bir şekilde karşı duruş sergileyemiyorlar.

Cumhuriyetle olan kavgalarını bile açıkça, mertçe yapamıyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.