Medya

Sinan Oğan’a Yapılan İşkence

Sistem, üçüncü bir yola kolay kolay izin vermiyor.

Biraz geriye giderek seçim öncesi günleri hatırlayalım.

İki blok vardı ve ortada iki adayın ismi  dolaşıyordu.

Recep Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu…

Nasıl olduysa ortaya üçüncü bir aday da çıkıverdi.

Sinan Oğan.

İlk iki adayın taraftarları ortaya çıkan adaydan rahatsız olarak küçümsediler ve dudak bükerek aşağıladılar.

“Bu da nerden çıktı? Ne gereği var? Sen kaç paralık adamsın? Sen, ne kadar oy alabilirsin? Oyları bölmekten başka ne işe yararsın ki?” dediler.

Sinan Oğan adı etrafında bir “Ata İttifakı” kuruldu.

Erdoğan’ın ve Kılıçdaroğlu’nun medyası, Ata İttifakı’na seçim kampanyası boyunca sansür uyguladı. Görmemezlikten geldi.

Seçimlerin birinci turu sonunda Sinan Oğan, yüzde 5 oy alınca herkes şaşırdı ve ortada duran yüzde beşi kendi torbasına atma atma yarışı başladı.

“Ne domuz bağı, ne Kandil Dağı” diyen Sinan Oğan, çekim merkezi olmayı başarmıştı. Ünlü yazarımız Yılmaz Özdil’in bile övgüsüne mazhar olmuştu.

İttifaklar arasında görüşmeler yapıldı, yapıldı, yapıldı.

Sonuçta Sinan Oğan, İkinci turda Erdoğan’ı destekleyeceğini açıkladı.

Herkes şaşırdı.

En çok da Ata İttifakı’nı destekleyenler şaşırıp büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Kendilerini anası ölmüş piliç gibi yalnız ve korumasız hissettiler.

Sinan Oğan Erdoğan’la ekrana çıkıp neden Erdoğan’ı desteklediğini açıklamaya çalıştı.

Konuştukça battı.

Sinan Oğan’ın neden böyle davrandığının kanıtları, bu günlerde ortaya çıkmaya başladı.  Sinan Oğan’ın 12 milyon liralık Alman arabası sahibi olduğunu şimdi medyada okuyoruz.

Ardından Ankara’nın Gölbaşı ilçesine bağlı İncek semtinin Tulumtaş mahallesinde 7 dönümlük arsa içinde 800 m² taban oturumlu bir malikane sahibi olduğu da ortaya çıktı.

Malikanenin 30 milyon lira değerinde olduğu söyleniyor.

Seçimlerden önce emekli maaşından başka bir gelirinin olmadığını söyleyen Sinan Oğan, lotodan 6’lı mı tutturdu acaba?

Konuyla ilgili haberleri okuyunca yıllar önce bir dergide okuduğum bir bölüm aklıma geliverdi.

Rusya’da devrim öncesinde solcuları, rejime muhalif kimseleri izlemek için adı Ohranka olan gizli polis örgütü kurulmuştu. Aşağıdaki fotoğrafta St. Petersburg Ohranka grubu üyeleri, (yıl:1905) görülüyor.

Ohranka polisleri bir gün çok önemli bir örgüt üyesini yakalarlar. Örgüte ait çok önemli bilgilere sahip devrimciyi çözmek için her türlü işkenceyi uygulamalarına rağmen adamın ağzından tek bir lâf alamazlar.

Çaresizlik içinde en sonunda, en etkili yöntemi uygulamaya karar verirler.

Adama; Çarlık ordusunda albay rütbesinde görev yapma ve bol para vaadinde bulunurlar.

Ortaya çıkan yeni durum karşısında adam, “İşte bu işkenceye dayanamam” diyerek teklifi kabul eder ve çözülür. Bütün bildiklerini polise anlatır.

Seçim öncesi görüşmelerinde  de Erdoğan, Oğan’a  böyle bir işkence yaptı mı acaba?

Hayır!

Hayır!

Böyle bir durumu ikisine de hiç yakıştıramam.

Her ikisi de çok değerli insanlardır.

Hele hele Sayın Cumhurbaşkanımız, böyle bir yola asla tevessül etmez.

Böyle bir davranışta asla bulunmaz.

Ne yapayım, şeytan dürtükleyip duruyor, aklıma zehirli fikirleri sokup duruyor.

Ortada Alman arabası ve malikane heyula gibi duruyor. Kendimi bu anarşist fikirlerden bir türlü alamıyorum.

Şaka bir yana yaşanan gerçek şu ki, sistem kurulu düzeni tehdit edebilecek oluşumları ama iyilikle ama kötülükle saf dışı ediyor.

Türkiye’deki oyun, AKP ve satın alınmış muhalefet üstünden oynanıp gidiyor.

Geçmişte nice kahramanlar, satın alınarak saf dışı edildiler. Siyaset dünyası, böyle mevtalarla  doludur. Sinan Oğan da bu zincirin halkalarından sadece biridir.

Sinan Oğan’ı televizyonda her gördüğümde, bir haber okurken adı gözüme çarptığında, Rus işkence merkezinden cebinde bol parayla, albay rütbesinde çıkan o  adam aklıma gelecek.

Yazar hakkında

Yağmur Bayraktar

Yorum bırak

5  ×    =  30

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.