Medya

İki Afiş, Bir Sonuç!

İstanbul’daki reklam afişlerini gördüğümde bunları düşündüm yol boyunca…

McDonalt’s’ı bilmeyen, adını hiç duymayan var mıdır bilemem ama bir şey bildiğim varsa o da ayaküstü yemeğe düşkün olanlar, bir kere bile olsun mutlaka tatmışlardır o hamburgerlerden.

McDonalt’s, bir Amerikan şirketi…

Bütün dünyada açılan şubelerini günde ortalama olarak 69 milyon kişi ziyaret ediyor.

Şubelerinde çalışan insan sayısı 1,8 milyonu geçiyor.

ABD nüfusunun yüzde 98’i yılda bir kez olsun bu şirketin bir şubesine mutlaka uğruyor.

CocoCola ve McDonalt’s, Amerikan yaşam tarzının vazgeçilmez ikilisi…

Onlar da modaya ayak uydurarak Atatürkçü ve Cumhuriyetçi oldular.

29 Ekim’de Atatürkçüydüler…

Cumhuriyetin 100 Yılını da Atatürk’ün kalpaklı resmiyle kutladılar.

Mustafa Kemal, İstanbul işgal eden savaş gemilerine bakarak, “Geldikleri gibi giderler.” dediğinde o gemilerin içinde Amerikan savaş gemisi de vardı.

ABD, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu kabul etmediği için Lozan Anlaşması’nı da imzalamamıştı.

Şimdi küresel bir şirket olan McDonalt’s, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi olmuş.

Yersen…


2. Şirketimiz Masterkard, o da bir Amerikan şirketi…

1966 yılında kurulan finans şirketi, bankaların, müşterilerin kart ve kredi kartı ile ödeme sistemlerini sağlıyor.

Merkezi New York’tadır.

Sloganı da, “Paranın satın alamayacağı şeyler vardır, geri kalan her şey için Mastercard” dır.

Tüm dünyada banka ve kredi kartları, giderek ulusal paraların yerini almaya başladı.

MasterCard, gelişen kripto para piyasasına ayak uydurarak müşterilerine, bankalara kripto paraları da ürünlerine ekleme çalışmaları yürütüyor.

İstanbul metrosunda gözüme bir afiş takıldı.

Mastercard, kullananlar tramvay ve vapur yolculuklarını diğer yolculara göre daha avantajlı yapacaklarmış.

Bildiğiniz gibi geçmiş yıllarda; İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana Büyükşehir Belediyeleri Mastercard ile anlaşmalar imzaladılar.

Bu arada AKPli Kayseri Büyükşehir Belediyesi de bu kervana katılarak mastercard ile anlaşma imzaladı.

İstanbuL Büyükşehir Belediyesi, İstanbulkart kullananları kartlarını kişiselleştirmeye zorluyor. Kartını kişiselleştirmeyenleri bazı haklardan mahrum bırakıyor.

Kişiselleştirmeyle elde edilen verilerin güvenliği önemli bir sorun.

Bu veriler nerede saklanacak ve hangi kurumlarla paylaşılacak?

Sağlıkla ilgili verilerimiz, DATAMED isimli bir yabancı firmaya satılmıştı.

Daha bir iki ay önce tüm vatandaşların özel bilgileri yabancı bir kurumun eline geçmişti ve o günlerde isteyen herkes, herhangi birine ait bilgileri 500TL karşılığında bu kurumdan satın alabiliyordu.

Zorunlu olarak devlete, özel kurumlara verdiğimiz bize ait bilgiler, bir bakıyoruz, dünya pazarında elden ele dolaşıyor.

Veri, çağımızın en önemli olgularından biridir ve parasal değeri çok yüksektir. İBB’nin Mastercard ile hangi temelde anlaşma yaptığından haberimiz yok. Wikileaks’ten Jullian Assange ve arkadaşlarının yazdığı “Şifrepunk” isimli kitapta şöyle deniliyordu: “ Yani (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin çıkıp -kartıyla- bir kola aldığında, 30 saniye sonra Washington bundan haberdar oluyor.” Rusya Devlet Başkanı Putin bir yana, Türkiye’deki milyonlarca Mehmet’in, Ayşe’nin alışveriş alışkanlıkları ve ne zaman nereden nereye gittikleri önemli bir veridir.

Mastercard, anlaşma yaptığı en büyük 5 ilimizde oturan milyonlarca insanın hareketlerini ve tüketim alışkanlıklarını da gözlemlemiş olacak.

İnsanın 24 saat izlendiği ve takip edildiği bir sistemi, Hitler bile hayal edememişti.

Küresel sistem, kırsal alanları boşaltıp insanları, oluşturduğu mega kentlere sürüyor ve buralarda yaşamaya mahkum ediyor.

Küresel sistem ulus devletlerin altını oyarak onları işlevsiz hale getirirken diğer yandan onun yerini alacak çok sayıda mega kent devletçikleri kurmayı hedefliyor.

Oluşturulan bu yeni kent düzeninde insanın tam kontrolü esastır.

İnsanların bu kentlerde 24 saat ne yaptıkları, ne konuştukları, nasıl davrandıkları bir merkez tarafından gözetlenecektir. Daha şimdiden dünyada bunun altyapısı oluşturuldu ve bugün bu eksiklikler tamamlanmaya çalışılıyor.

Gelecekteki mega kentler, insanlığın en büyük ve en zalim hapishaneleri olacaktır.

Bu distopik hapishanelerde yaşayanlar, tüm insani değerlerini yitirerek modern kölelere dönüşeceklerdir.

İBB’nin işlettiği otoparklarda Türk Lirası geçmiyor. Ödemeler; kredi kartı ve İstanbulkart ile yapılıyor. Alışverişte ulusal paranın geçmediği bir alanda ulus devletin hükmü de kalmamıştır.

CHP, küresel sistemin sol, Atatürkçü maskeli bir partisidir.

AKP de küreselcilerin dinci partisidir.

İkisinin arasındaki fark, yöntem farkıdır.

Biri kitleleri sol sloganlar ve Atatürk’le kandırırken diğeri de din ile aldatıyor.

AKP yandaşı dinci gazeteler ve sosyal medya trolleri, CHP Belediyelerini; mastercard ile analaşma yaptığından dolayı Siyonizme hizmet etmekle suçlarken AKP’li Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin aynı şirketle anlaştığını görmemezlikten geliyorlar.

Bu davranışa ne denir?

Tencere dibin kara, seninki benden kara.

Mastercard, Siyonist bir kurum olup İsrail’e hizmet ediyorsa bu kartın en çok kullanıcıları da neden Müslüman AKP’li dinciler ve şirketler oluyor?

İsrail’in bombaları altında binlerce Müslüman can verirken Türkiye ile İsrail arasında yapılan ticaret, neden 7 kat artıyor?

Kur’an’da inananlara Allah ne diyor?

Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar(birbirinin tarafını tutarlar) İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.


Maide Suresi, 51. Ayet

Kur’an-ı Kerim’in bu ayetinin ne demek istediğini, Cuma hutbesinde söyleyecek ve cami cemaatine açıklayacak, şeytandan, Siyonizmden korkmayan bir vaiz, bir imam var mıdır?

Ben, görmedim, duymadım.

Hırıstiyanlardan, Yahudilerden, Siyonizmden korkan Müslümanlık, tüm Müslüman ülkelerde egemen olan Müslümanlıktır. O yüzden geçtiğimiz günler içinde yapılan Arap- İslam konferansında, iki devletli çözüm ve İsrail’e karşı yaptırım uygulama sözlerine karşı Netenyahu, “Arap liderlerine söylüyorum. Eğer iktidarınızı ve çıkarınızı korumak istiyorsanız, yapabileceğiniz tek şey var. Oda sesinizi kesmek.” dedi.

Arap liderleri de Netenyahu’nun dediği gibi seslerini çıkarmadan Siyonizme boyun eğdiler.

AKP taraftarı kişiler, kafe basarak inançlı kesimlerde İsrail’e karşı oluşan nefret gazını alıyorlar. Kola dökmekle, kafe basmakla Siyonizme karşı mücadele edilemez. Eğer yüreğiniz yetiyorsa, cesaretiniz varsa Siyonist ve emperyalist şirketlere biraz dokunun da görelim sizin kutsal cihadınızı…

Bu konuda adım atarsanız ben de size katılır, kalemimle en önde savaşırım.

Sözüm söz!

Sözünden dönenin kalemi kırılsın!

Yazar hakkında

Sumru Marmara

Yorum bırak

18  +    =  26

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.