Haberler

Kadıköy’de Komünist Devrim

Kadıköy, devrimin kalesi olacak!

Seçim yaklaştıkça adaylar da netleşmeye başladı.

AKP ve CHP adayları haberlerinden bıktık usandık derken hemen imdadımıza TKP yetişti ve günün flaş haberini patlattı.

TKP’nin yaptığı açıklamada, “Sayın Fatih Mehmet Maçoğlu’nun Türkiye Komünist Partisi’nden Kadıköy Halk Dayanışması adayı olarak yerel seçimlerde Kadıköy Belediye Başkan adayı gösterilmesine karar verilmiştir.” denildi.

Şanlıurfa doğumlu bir Kürt olan Şerdil Dara Odabaşı, CHP’nin uyguladığı liberal politikalarla belediye hizmetlerinde başarısız olunca Tunceli doğumlu bir başka Kürdü de TKP, siyaset piyasasına sürdü.

TKP üyesi Fatih Mehmet Maçoğlu, Tunceli Ovacık’ta ektiği nohutlarla meşhur olmuştu.

Maçoğlu’nun Kadıköy’den aday olması, seçmeni hazır kıta askeri gibi gören CHP yöneticilerini oldukça rahatsız etti.

Fatih Maçoğlu’nun, “Dersim Ovacık’ta başlattığım nohut devrimini Kadıköy’de de sürdüreceğim.” açıklaması haberi, CHPli yöneticilerin kucağına bir bomba gibi düştü.

Bir süre panik havasından kurtulamayan CHP yöneticileri, Maçoğlu’na sataşma görevini Sözcü TV’nin haber sunucusu Fatih Portakal’a verdiler.

Fatih Portakal, Fox’ta çalıştığı dönemde Maçoğlu’nu sık sık ekrana çıkarıp onun nasıl “Nohut Devrimi” yaptığını ballandıra ballandıra anlatmıştı.

Uluslararası kapitalizmin medya tekeli olan FoxTV’nin bir “komünistin” reklamını yapmasını, nedendir bilinmez o zamanlar hiç kimse tarafından sorgulamamıştı.

O günlerden bu günlere geldik.

Eski dostlar şimdi kapıştı.

Fatih Portakal, SözcüTV’de Fatih Maçoğlu’na, “Ne yani, bahçede domates mi yetiştireceksiniz? Kadıköy’de Conconlar oturuyor. Onlara devrim mi yaptıracaksınız?” diye sorular sordu.

Concon’ İngilizce bir kelime, “zengin, küstah şımarık” demek. LGBT jargonundakilere girmiyorum bile. Girersem işler iyice karışır.

Kadıköy’ün Conconlarının bir eli Amerika’da, bir elleri Londra’dadır. Yarı Türkçe, yarı İngilizce konuşurlar, Türklükten nefret ederler, Kürtleri severler. Yaşam tarzları konusunda çok duyarlıdırlar ve çevrelerini kuşatmaya başlayan dincilikten ürkerek CHP’ye sığınmışlardır. Atatürkçülükleri laiklikle sınırlıdır ve FenerYolu, Kalamış, Suadiye, Erenköy gibi semtlerde yaşayıp televizyonlarda yayımlanan Kürt dizilerindeki kahramanlar gibi milyon dolarlarla konuşurlar.

Etiler’deki, Beşiktaş’taki, Nişantaşı’ndaki, Boğaz’daki Conconların durumu da Kadıköy’dekilere benzer.

Fatih Maçoğlu adaşı Fatih Portakal’a, “Kadıköy’de domates değil, Ovacık’ta yaptığım gibi Kadıköy’ün parklarında da nohut yetiştireceğim. Ayrıca Kadıköy’ün Conconlarına balkonlarında nohut yetiştirmeyi öğretip yetişen nohutları gerçek fiyatına satın alıp onları yurtdışındaki Conconlara satacağım.” diyerek cevap verdi.

Komünistlik, CHP, TKP, Concon, nohut derken işler iyice karıştı.

Bir başka sosyalist partinin (TİP) Başkanı Erkan Baş da topa girdi.

Maçoğlu’nun aday gösterilmesi sürecinde kendileriyle görüşülmediğinin altını çizen Baş, bu ilçede TİP’in de aday göstereceğini söyleyerek Kadıköy’de yüzde 9,6 oranında oya sahip olduklarını belirti.

Bu tartışmalar kamuoyunda sürerken uygun ortamlarda sosyalist fikirleri benimsediğini söyleyen Koç Holding’in patronu ve aynı zamanda Fenerbahçe Kulübü’nün Başkanı olan Ali Koç da söze karıştı.

Ali Koç bir sosyalist olarak Fatih Mehmet Maçoğlu’nun Nohut devrimi’ni takdirle karşıladığını ve desteklediğini belirterek, “Sayın Maçoğlu’na Kadıköy’deki Fenerbahçe Stadını vermeye hazırız. Stadın çim sahası üstünde bol bol nohut yetiştirebilirler. Biz de FB olarak kalan maçlarımızı Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynamaya hazırız.” dedi.

Maçoğlu, TKP, TİP, Erkan Baş, Concon, Koç Holding, Fenerbahçe derken benim devrelerden duman çıkmaya başladı.

Aklım iyice karıştı.

Bu absürt duruma bir açıklama, bir yorum getirir umuduyla Kemal Okuyan’ın ayağına kadar gittim ve TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’a “ İstanbul’un yoksul semtleri, ilçeleri dururken neden en zengin insanların, Conconların oturduğu semtleri tercih ettiniz, devrim anlayışınız kökten değişti mi yoksa?” gibi can alıcı sorular sordum.

Kemal Okuyan, iyice kırlaşmaya yüz tutmuş sakalını kaşıyarak bir süre düşündü ve şöyle söyledi:

Zor bir soru… Zaman geçtikçe toplumlar da değişime uğruyorlar. Haliyle toplum değişince teoriler de değişiyor. Eskiden devrimin kalbinin attığı yerler, proletaryanın yaşadığı, gecekondu semtleriydi. Şimdi bu semtlerde yaşayanlar kendilerini dine, öteki dünyaya verdiler. Şimdi oralar; AKP’nin, tarikatların, cemaatlerin örgütlendiği yerlerdir. Biz oralara giremiyoruz. Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy semtlerinde yaşayanlar bu dünyanın tadını çıkardıkları, bu dünyanın işleriyle ilgilendikleri için bizim sloganlarımıza karşılık veriyorlar. Biz Kadıköy halkıyla aynı frekansı yakaladık.

Bu cümleleri duyunca hemen, “Yani gündemde olan devrim, bir Concon devrimi mi?” diye sordum.

Kemal Okuyan gözlüğünü çıkararak yüzüme baktı, baktı ve “ Evet! Gündemde olan devrim, Concon devrimidir. İstanbul ve Türkiye, Kadıköy’de yapacağımız Concon devrimine

31 Mart’ta tanık olacaklar.” dedi.

Kemal Okuyan’la; devrim, sosyalizim, küreselleşme, şeriatçı gidiş gibi konuların hepsini konuştuk.

Şimdilik bu konulara girmiyorum.

Kemal Okuyan’la görüşmemizden sonra eve dönmek için belediye otobüsüne ve ardından metroya bindim. İnsanların yüzüme bakıp bakıp tuhaf bir gülümsemeyle başlarını çevirmelerine bir anlam veremedim.

En sonunda dayanamayıp metroda yanımda oturan yaşlı teyzeye, “Teyzeciğim, bu insanlar yüzüme bakıp bakıp niye gülümseyip başlarını yana çeviriyorlar, bende bir gariplik mi var?” diye sordum. Teyze de bana eliyle başımı göstererek, A kızım! Şu başındaki huniyi niye taktın? Sen deli misin yoksa?” diye cevap verince elimi hızla başıma attım ve huniyi elime aldım.

Elimdeki kırmızı renkli huni, bana bakıyor ben de ona bakıyordum.

Okuyan’la görüşmemizden sonrasını hiç hatırlamıyorum.

Bu huni nereden geldi başıma oturdu?

Birisi mi başıma taktı?

Yoksa onu ben mi satın alıp başıma taktım?

Bu huni, neden kırmızı renkli?

Ne kadar belleğimi zorlasam da soruların yanıtlarını bir türlü bulamıyordum.

Çevremdeki insanlar çaktırmadan gözlerinin ucuyla beni izleyerek ne yapacağım konusunda tahmin yürütüyorlardı.

Onları yanıltmadan kararımı vererek huniyi başıma takıp cep telefonunun aynasından kendime baktım.

Huninin başımda çok hoş durduğunu düşünerek ayaklarımı ileriye doğru uzatıp iki elimi enseme kilitleyerek yüzümdeki mutluluk emojisiyle gülümsedim.

Çevremdeki insanların benden uzaklaşmasına bir anlam veremeden 31 Mart’ta Kadıköy’de olacak Concon devriminin hayaline daldım.

Yazar hakkında

Yağmur Bayraktar

Yorum bırak

3  ×    =  24

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.