Medya

Kediye Tekme

Yüz verdi, kedi imamın tepesine çıktı.

Efendim! Toplum olarak iyice tuhaflaştık.

Deyim yerindeyse kafayı tırlattık desem yeridir.

Sokağa çıkıyorum, metroya biniyorum insanların davranışları bilinen kurallara hiç uymuyor. İşin en ilginç olan yönü ise insanların bunları görmezlikten gelip kabullenmesi, sanki ortada Serkisof saatinin işleyişi gibi mükemmel bir mekanizma varmışçasına davranması…

Bu saptamadan sonra zamanın makarasını biraz geriye doğru sararak eski Türkiye’ye doğru yelken açalım.

ABD Başkanı Bill Clinton 1999 yılında Türkiye’ye gelmişti.

Başkanın yıldızını parlatmakla görevli olan mütareke basını, Clinton’ı yere göğe sığdıramamıştı.


Yalaka basın, eline tutuşturulan bir bebeğin Başkanın burnuna dokunmasını günlerce konu edinmişti.

Oysa ben onun burnundan daha çok bir konuşmasında söylediği “Türkiye, deney ülkedir.” cümlesine takılmıştım.

Öyle ya “deney ülke” ne demek?

Amerikalıların toplumlar üstünde kimyasal, sosyal, ideolojik deneyler yapması çok meşhurdur.

Her biri büyük büyük yıkımlara neden olmuştur.

Hatta kendi toplumları üstünde bile ölümle sonuçlanan birçok kimyasal deney yaptılar.

Amerikalılar, bizim üstümüzde hangi deneyleri yaptılar acaba?

Bizim yalaka basının sormadığı ve Clinton’ın açıklamadığı bu deneyin sonuçlarını, 2026 yılına geldiğimizde daha net olarak görüyorum.

Yapılan deneyler sonunda geldiğimiz yer; ekonomik, siyasi, kültürel, ahlaki olarak tam bir çöküş ve çürüme…

Bizi biz yapan tüm değerlerin yitirilişi, bütün kurumların yozlaşması ve insanımızın mankurtlaşması…

Toplum olarak birbirimizle anlaşmamızın en önemli aracı olan kavramların içinin boşaltılarak onlara tam tersi anlamlar yüklenmesi…

Ve daha niceleri…

Önüme düşen bir haberi görünce tüm bunlar aklıma geldi.

Yer Erzurum, cemaat toplanmış yatsı namazını eda ediyor.

İmamın yönlendirmesiyle Müslümanlar Allah’a namaz borçlarını ödüyorlar.

Her şey normal akışında devam ederken birden ortada bir kedi beliriyor.

Kedi, imamla cemaat arasında dolanıyor, yere yatıyor sonra şeytan dürtmüşçesine ön safta namaz kılanların ayakları arasına girip onlara sürtünüyor. Namaz kılanlar, kedi yokmuş gibi davranarak namaz kılmaya devam ediyorlar. Hınzır kedi, insanların bu tepkisizliğinden cesaret alarak namaz kılanları sırayla taciz etmeye devam ediyor.

İnsan bu çeşit çeşit…

Kimi çok titiz, kimi vurdumduymaz…

Kimi çok sabırlı kimi de hemen parlar…

Ön tarafta saf tutmuş bir Müslüman vatandaş, bacaklarının arasında gezinen kedinin yaptıklarına daha fazla katlanmayarak ona sol ayağının içiyle bir vole çekmiş.

Tekmeyi yiyen kedi, bir zaman havada uçtuktan sonra imamın başına çarparak yere düşmüş.

Çok komik bir durum.

Videoyu izleyince güldüm.

Efendim! Bundan sonrası daha komik.

Caminin kamerasından alınan görüntü, sosyal medyada paylaşılınca kızılca kıyamet kopmuş.

Sayın Müslüman vatandaş, kediye tekme atınca kedi-köpek severler hemen harekete geçerek adamı deyim yerindeyse adeta linç etmişler. Bulunan mekandan hareketle adamı şeytana benzetenler bile çıkmış.

Kedi-köpek dostları çok üzülünce devlet durur mu?

O da hemen harekete geçmiş.

Her konuda çok duyarlı olan Erzurum Başsavcılığı, futbol meraklısı Müslüman vatandaşı gözaltına alarak hakkında Hayvanları Koruma kapsamında soruşturma başlatmış.

İyi güzel de o kedinin cami içinde ne işi var?

Üstelik namaz kılarken…

Namaz kılanların arasında dolaşması, onlara sürtünmesi, bacak aralarına girmesi hatta namaz kılanların sırtına çıkmasının yapılan ibadete ne faydası var?

Öyle olunca kullar daha fazla mı sevap kazanıyorlar?

Kedi- köpek sektörünün uydurduğu “Peygamberimiz kedileri çok severdi.” lafından sonra sosyal medyada muhafazakar kesimlerin kedili paylaşımları hep viral oldu.

Namaz kıldıran imamın omuzuna, başının üstüne kedinin çıkmasını TRT bile haber yaptı.

Devletin resmi kanalı bunları normalleştirince vatandaş da namaz- kedi ilişkisini daha üst boyuta taşıdı.

Bir başka videoda yine bir vatandaş, namaz kılarken yanına gelip sürtünen kediyle oynaşıp duruyor.

Namaz mı?

Hak getire…

Namaz sırasında Allah’ın dışında şeyler düşünmek, başka şeylerle yönelmek namazı bozmaz mı?

Bence bozar.

Namaz kılarken karşısında yer alan resmi, heykeli kaldıran, önünden insan geçmesini yasaklayan din, kedi söz konusu olunca nedense yelkenleri suya indiriyor.

Kedinin yerine köpek olsa aynı hoşgörü devam eder mi?

Hiç sanmam.

Kediyle köpek arasında ne fark var?

İkisi de evcil hayvan.

Samsun’da bir ay önce sokakta yürürken önünde duran kediye tekme atan bir kişi tutuklanmıştı.

Camide kediye tekme atan şahıs da aynı suçu işlediği halde neden tutuklanmadı?

Kediye tekme atmanın cezası, bulunulan mekana göre değişiyor mu?

Bunlar karışık işler.

Dedim ya Türkiye’de kavramların anlamı değişti.

Suç, yasak algısı değişti.

Dini yasaklar bile bundan nasibini aldı.

Hayatta bulunan her şey, küresel düzenin çıkarlarına göre şekillendirildi.

Çok yakında namaz kılınırken cemaat içinde dolanan köpekleri görürseniz hiç şaşırmayın.

Kedi- köpek sektörü bunun da bir yolunu bulup köpekleri de camiye sokar.

Uydurulmuş on binlerce hadis içinden köpekle de ilgili bir hadis ortaya atılarak köpeklerin de ayağı camiye alıştırılır.

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün hayatı, İslam’da sonradan uydurulan kurallarla mücadele ederek geçti.

O, “Maaş alan imamın arkasında namaz kılınmaz. Caminin içinde ayet yazılı olan levhaların asılması, Allah’a yönelmeyi engellediğinden dolayı sakıncalıdır.” diyordu.

Namaz kılarken aynı anda kedilerle oynaşmayı da ihmal etmeyen Müslümanları görse ne derdi acaba?

Yazar hakkında

Yağmur Bayraktar

Yorum bırak

62  +    =  66

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.