Medya

Kadir İnanır

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”

Sinema sanatçısı Kadir İnanır, yakalandığı hastalığa yenilerek 77 yaşında yaşamını yitirdi.

Oynadığı filmlerde canlandırdığı karakterlerle, siyasal duruşuyla her zaman adından söz ettirmesini bildi.

Cengiz Aytmatov’un bir eserinden uyarlanan “Selvi Boylum, Al Yazmalım” ve Kerim Korcan’ın romanı esas alınarak çevrilen “Tatar Ramazan” filmleri çok sevilmişti.

Dönemin moda fikir akımına geçerken uğrayanlar bir yana; Kadir İnanır, Yılmaz Güney gibi sanatçıların solcu olmalarından şüphe duymayız. Onlar solculuğu bir felsefi inanç olarak benimseyerek sınıflar mücadelesinde emeğin yanında durduklarını söylediler. Çevirdikleri filmlerle, eylemleriyle hayattaki duruşlarıyla magazin sanatçılarından farklılıklarını ortaya koydular.

Solcu olarak bilinmek, sol ideolojinin kavramlarıyla konuşmak insanı tutarlı, samimi bir devrimci kılar mı?

Hiç şüphesiz ki bu konudaki yanıtımız hayır olacaktır.

Kadir İnanır için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde cenaze töreni düzenlendi.

Törene katılan kişilerin siyasal kimlikleri, yapılan konuşmalar; Kadir İnanır’ın nasıl bir siyasal macera yaşadığını gösterdi bizlere. Siyasilerden; DEM Parti Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, görevden alınan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, DEM Parti Milletvekilleri Pervin Buldan ile Mithat Sancar, Sol Parti PM Üyesi Alper Taş, CHP İl Başkanı Özgür Çelik, eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve Barış Anneleri katıldı.

Kadir İnanır’ın hayat arkadaşı Jülide Kural’ın konuşması, törene katılanların siyasal görüşlerini yansıtması açısından önemliydi.

Sevgi cümleleri bir yana konuşmasının sonunu “…Kadir İnanır, şöyle bir bakışıyla o seyircisinin yıllarca sürecek olan unutulmazıdır ve herkesin aslında abisidir, dayısıdır, sevgilisidir, oğludur, babasıdır ve aslında o halktır; Anadolu’dur ve bütün halkların dostudur. O yüzden de Rum’dur, Türk’tür, Ermenidir, Çerkezdir, Boşnaktır, Arap’tır ve tabii Kürt’tür. Bu dünyadayken ya da ayrılırken en büyük vasiyetidir memleketini. ‘O büyük barışı mutlaka biz halklar kuracağız’ der. Dünyanın en güzel gülümsemesiyle… Vasiyetin sorumluluğumuzdur. Bir gün mutlaka sevgilim, mutlaka.” diyerek bitirdi.

Jülide Kuralın bu son cümleleri, 60 yıllık sol mücadelenin de kısaca özetidir aslında.

60 yıldan beri -bugün daha da artarak- bizim memleketin solcuları, içinde yaşadığı topluma baktığında etnik milliyetlerden ve mezheplerden başka bir şey görmüyor. Etnik milliyetler ve mezhepler hak ettikleri(!) özgürlüklere kavuştuklarında ülkeye barış ve huzur geleceğine inanıyorlar. Bir de emekçiler hak ettikleri ücreti alırlarsa demeyin gitsin keyiflerine…

Emek, özgürlük, eşitlik soslu etnik milliyetçilik, 60 yıldır toplumu ayrıştırmak için bütün gücüyle uğraşıyor.

Toplantıya katılan DEM Partililer, Sol Parti temsilcileri ve sosyal demokrat CHP yöneticileri, aynı felsefi inanç doğrultusunda mücadele ediyorlar.

Solcu taifenin devrimci tavır diyerek 60 yıldır yutturduğu bu programı şimdi emperyalizmin-siyonizmin tavsiyesiyle AKP+MHP+ DEM İttifakı, “Türk, Kürt, Arap” sloganıyla hayata geçirmeye başladı.

Yüreğini ferah tut sayın Jülide Kural, hayat yoldaşın Kadir İnanır’n en büyük ütopyası olan ‘O büyük barışı’ saray iktidarı kurmak için var gücüyle çalışıyor. 1. Açılım Döneminde Akil Adam olarak çok çalışan Kadir İnanır mutlu sonu göremedi ama bu açılım döneminde sen görerek mutlu olacaksın.

Aynı mutluluk dileklerini İmralı’da yatan Abdullah Öcalan da diliyor. Kadir İnanır için kaleme aldığı başsağlığı mesajında Yeni Barış ve Demokratik Toplum Süreci Başarıya Ulaşır. Bu Başarıyla Ruhu Şad Olur.” diyor. Yazıdaki yazım yanlışları Öcalan’a aittir.

Öcalan’ın mektubundaki kahramanlar Yılmaz Güney’le Sırrı Süreyya Önder’dir. Kadir İnanır da bu çizginin önemli bir sanatçısıymış.

Günün can alıcı sorusu; devrimci bir sanatçı, emperyalist merkezlerin kurduğu bir düşünce kuruluşunda görev alır mı? Bu kurumdaki ajanlarla işbirliği yapar mı?

Ruhunu şeytana satmamışsa, mücadeleye karşı biraz saygısı varsa bizim cevabımız hayır olacaktır.

Gerçi zamane solcuların bazıları, emperyalizmin kucağında solculuk taslamayı marifet sayıyorlar.

Biz Kadir İnanır için düzenlenen törene yine dönelim.

Konuşmacılar içinde biri vardı ki Türkiye’deki solun durumunu göstermesi açısından ibretlik bir olay.

Konuşmacılar içinde en çok alkışı da o aldı.

Kimden bahsediyoruz?

Tabii ki Demokratik Gelişim Enstitüsü’nden…

Demokratik Gelişim Enstitüsü, İngiliz istihbaratını kurduğu bir sivil toplum kuruluşudur. Kurumda bir sürü istihbaratçı, çeşitli alanlarda görev yapıyor. Güney Doğu Asya’dan Afrika’ya, Güney Amerika’dan Orta Doğu’ya nerede bir etnik- mezhep çatışma var, Enstitü orada.

Kurumun başkanlığını Kerim Yıldız adlı Kürt asıllı biri yürütüyor.

Demokratik Gelişim Enstitüsü; Türkiye’de ve Londra’da “Kürt Sorunu” üstüne sayısız toplantı yaptı. Neredeyse siyaset dünyasında görüşmedikleri kimse bırakmadılar.

Bu kurumun Uzmanlar Konseyi’nde Kadir İnanır da görev almıştı.

Aşağıdaki fotoğrafta Kadir İnanır’ı bir toplantıda konuşurken görüyorsunuz. En başta Ufuk Aras, başını çevirmiş Kadir İnanır’ı dinliyor. Başkan Kerim Yıldız da not alıyor.

Oldu mu Kadir İnanır?

Seni hangi duygular, düşünceler solculuk adına İngiliz istihbaratının kucağına attı?

Apo’nun övdüğü Yılmaz Güney de Türkiye’den kaçtıktan sonra Fransız istihbaratının kurduğu Kürt Enstitüsü’ne atmıştı kapağı. Orada yaptığı konuşma tam evlere şenlik bir konuşmaydı. Keskin solcu Yılmaz Güney’in yaldızları, Fransızların tanıklığında pul pul dökülmüştü.

Orta Doğu’da 46 yıldır politika yapan emperyalizmin verdiği silahlarla özgürlük mücadelesi verdiğini söyleyen Apo kimi övüyorsa o kişiler yeniden değerlendirilmelidir.

Demokratik Gekişim Enstitüsü Başkanı Kerim Yıldız’ın Kadir İnanır’ın tabutu başında “analar ağlamasın, gözyaşları dinsin, barış gelsin” diyerek döktüğü timsah göz yaşlarını televizyonda gördüğümde içim burkuldu. İşin en acısı da törene katılan solcuların onu hararetle alkışlamalarıydı.

Yahu biz hangi ara bu kadar siyasal anlamda kör olduk?

Ya da biz ne zaman böyle satıldık?

Yazar hakkında

Ferit Gültekin

Yorum bırak

53  +    =  57

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.