Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

“Ne Kadar Rezil Olursak O Kadar İyi”

Bildiğiniz gibi Can Yücel’in Sevgi Duvarı adlı bir şiiri var.

Aynı adı taşıyan “Sevgi Duvarı” kitabı 1974 yılında yayımlanmıştı.

Bu şiirde, özelliklesol mücadeleye katılıp sonradan inançlarından, mücadelesinden vazgeçerek sisteme uyarak yozlaşan solcuları eleştirir şairimiz.

Sevgi Duvarı
Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi 
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni 
Yakanda bir amonyak çiçeği   
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi
Aramızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardın beni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o  kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak 
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece sevgi duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık seçik ki 
Başucumda bir sen varsın bir de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim 
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can Yücel, 12 Mart Muhtırası sonrası; baskının, tutuklamaların, idamların ardından kendini toparlamaya çalışan solun durumuna bakarak bunları yazmıştı. Şairimiz bugün yaşamış olsaydı bugünün solcularına baktığında neler söylerdi acep?

Her neyse…

Şair Baba’yı da günümüz solcularını da bir kenara koyarak bir başka konuya değinmek istiyorum.

Best Model of the Turkey yarışması…

Türkçe mealiyle Türkiye’nin En İyi Modeli…

Yarışma, Erkan Özerman tarafından 1988 yılından beri düzenleniyor.

Yarışmaya katılarak yıllar içinde Güzide Duran, Deniz Akkaya, Şenay Akın, Kenan Mirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ gibi kişiler, magazin dünyasının gözdeleri oldular.

Bu yılki yarışmaya Erkan Özerman’ın “taciz” haberleri damgasını vurdu ve televizyonlardaki paparazzi, dedikodu, magazin programlarının baş konusu bu oldu.

Yarışmanın üstünden bunca zaman geçmesine rağmen konu bir türlü kapanmak bilmiyor. Her gün ekrana çıkan birileri organizatörü taciz yapmakla suçluyorlar.

İşin ilginç yönü, suçlamada bulunanların çoğunun erkek cinsinden olmaları.

Özerman, “Best Model benim erkek haremimdir” demiş.

Adam yerden göğe kadar haklı…

Mademki Yeni Osmanlı olduk, harem de olacak tabi…

Kim karışır?

Memlekette demokrasi var. İsteyen kadınlardan, isteyen erkeklerden, isteyen de iki cinsten karışık, olmadı LGBTİQ+ cinsiyet yelpazesinden de harem kurabilir.

Yeter ki yaş engeline takılmadan ve zorlama olmadan işler görülsün.

Türkiye’nin değişik bölgelerinde, rezidanslarda kurulan haremlerin haberlerini alıyoruz ve biliyoruz.

Adamcağız ilerlemiş yaşından olsa gerek, sık sık ağrıları tuttuğundan, en yakınında bulunan kişilerden masaj yapmalarını rica ediyor.

Bazı genç, iyi niyetli, ünlü olmanın yollarını öğrenmiş kişiler, yapılan yardım çağrısına kayıtsız kalamayarak yaşlı amcanın kaslarını gevşetiyorlar.

Basın bunu diline dolamış, “Yok efendim! Bu masajın altında iğrenç bir art niyet yatıyor.” gibisinden laflar edilerek ahlak zabıtalığı yapıyorlar.

Basın, televizyonlar, medya kuruluşları önce kendilerine bakıp iğneyi kalçalarına batırsınlar.

Bizim medyanın haberlerinin, dizilerinin programlarının Best Model’den ne farkı var.

Gün 24 saat; cinayet, tecavüz, hayvana tecavüz, sarkıntılık, taciz, kavga, soygun, yaralama, ölüm, hırsızlık haberlerinden başka bir haber yok!

Bizim ülkedeki olaylar yeterli gelmeyince Rusya’dan, Amerika’dan, Çin’den haber ithal edilip vatandaşımızın sofrasına konuluyor. Yeter ki vatandaşımız her gün ziyadesiyle bu zehiri alsın. Aldıktan sonra da, “ Bu ülkede herkes üçkağıtçı, düzenbaz, hırsız, namussuz olmuş. Memleketin dürüst enayisi ben miyim? Ben de gidişe ayak uydurup dümenime bakayım.” desinler diye uğraşıyorlar.

Eskiden ülke, dünya haberleri veren ciddi kanallar da bu furyaya ayak uydurdular. Kanalların tümü aynı haberleri koro halinde veriyorlar.

Bu haber verme tarzı yıllardır hiç aksamadan uygulanıyor.

Akşam izlenen dizilere dikkat edin; dizilerde bir tane bile olumlu giden bir evlilik yok. Tüm evlilikler defolu…

Herkes birbirini aldatıyor.

Örnek alınıp özdeşlik kurulacak bir kişi bile yok!

Gündüz programları aldatma, yalancılık, ikiyüzlülük, nankörlük, başkalarının üstüne basarak yükselme, bencillik üstüne kurgulanmış.

Müge Anlı’nın, Esra Erol’un programlarında ele alınan konular ve kişiler tam bir ibret vesikası..

İnsanların bir çoğu ‘Bizim memlekette bu tür olaylar oluyor ki medyada bunları haber yapıyor. Bizim insanımız kötü’ diye düşünüyor.

Böyle düşünenlerin fikrine katılmıyorum.

Her ülkede taciz, tecavüz, öldürme, soygun gibi olaylar olur.

Başka ülkelerde olan olaylar bizden aşağı değil.

Eline erinmeyen, zamanı olan kişiler, Avrupa ve Amerika’da işlenen suçların istatistiklerini internette araştırıp Türkiye’de olanlarla kıyasladıklarında gelişmiş ülkelerin bizden daha iyi durumda olmadıklarını göreceklerdir.

Amerika ve AB ülkelerindeki televizyonların, bizdeki gibi bir haber verme tarzları var mıdır?

Olduğunu hiç sanmam.

Peki, onlarda yoksa bizde niye var?

Ben, böyle haberlerin bizde bilerek yapıldığına inanıyorum.

Mülkiyeti yabancı haber tekellerinin eline geçmiş veya onlarla bağlantılı olan kanalların amacı, insanımızın moral değerlerini çökertmek ve insanları etkileyerek olumsuz düşünceler edinmesini sağlamak.

Yürüdükleri bu yolda bir hayli başarılı oldukları bir gerçek.

Geçen gün gazetelerde bir haber okudum.

Edirne Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü Meltem Bal, “İnsanlar dizi karakterlerinden etkilenip ‘Alemdar’ ve ‘Çakırbeyli soy isimlerini almak isteyenler çok oluyor.” demiş.

Doğru demiş.

Meltem Hanım yerden göğe kadar haklıdır.

Kurtlar Vadisi dizisinden Polat Alemdar’ı yakından tanıyoruz.

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olamaz dizisinde de Oktay Kaynarca, Hızır Çakırbeyli rolünde oynuyor.

Dikkat ederseniz Polat Alemdar da, Hızır Çakırbeyli de mafya ve kirli işlerin döndüğü dünyanın adamlarıdır.

Dizilerden çıkıp gerçek dünyaya döndüğümüzde de karşımıza Sedat Peker çıkıyor.

Adamın anlattığı şeyler yenilir yutulur cinsten değil.

Milyarlarca lira, karapara, uyuşturucu, cinayetler, siyasal cinayetler, organize işler ne ararsanız var.

En iddialı dizilerden bile daha ürkütücü…

Bu ortaya atılan iddialarla ilgili olarak tek bir soruşturma dahi yok!

Televizyon, magazin, medya, siyaset dünyasındakiler hep bir ağızdan Can Yücel’in şiirindeki dizeler gibi, “Ne kadar rezil olursak o kadar iyi… Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi” anlayışıyla hareket ediyorlar ve toplumdan da olumlu tepkiler alıyorlar.

Ne oldu bize?

Toplumca nereye doğru gidiyoruz?

Ben kendi hesabıma bu gidişten çok endişeliyim.

Birileri çıkıp, bu işten nasıl çıkacağımızı anlatsa da bir öğrensek diye kara kara düşünüyorum.

One Ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :