Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Sanallaşarak Buharlaşıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’daki ATO Congresium’da “Forum Meteverse” etkinliğine katıldı.

Toplantıda konuşan Erdoğan, “Önümüzdeki dönemi bir dijital seferberlik dönemi olarak ilan ediyorum” dedi.

AKP’nin düzenlediği toplantıda, “Dünya dijital teknolojiler üzerinde inşa edilen yeni bir döneme doğru dolu dizgin gidiyor” tespitini yaparak “Asıl hedefimiz üretimi kendi kültürümüzün, değerlerimizin üzerinde inşa etmektir” dedi.

Verilen haberlere göre; ayrıca dijital teknolojinin İslam dinine olan etkisi de araştırılacakmış.

Günaydın!

O sizin her nutukta dile getirdiğiniz “milli kültür, milli değer” dediğiniz şeyleri yitirmenizin üstünden yıllar geçti.

Ya da; sizin siyasal hareketinizde böyle değerler hiç olmadı.

Parti adına yaptığınız toplantının adı bile İngilizce:

Forum Metaverse…

Toplantı yaptığınız salonun adı da İngilizce:

ATO Congresium…

İstanbul’a yapacağınız kanalın adı da İngilizce:

Kanal İstanbul…

Yapılacak kanalın adı, Türkçe’nin kurallarıyla söyleyecek olursak İstanbul Kanalı olmalıydı.

Ama siz inatla “Kanal İstanbul” demeye devam ediyorsunuz.

Son ekonomik önlemler adı altında yaptığınız operasyonlarla milli paramızı da dolara bağladınız.

Milli kültür, Milli değer” diyerek milli olan ne varsa tümünü yok ettiniz.

Şimdi de Metaverse’ün İslam dinine olabilecek etkisini araştıracaklarmış.

Siz hiç zahmet etmeyin! Ben size olacakları kısaca anlatayım.

Dünyanın sayılı küresel şirketlerinden biri olan Facebook, kendini adını Metaverse olarak değiştirdi. Kurucusu ve sahibi olan Mark Zuckerberg, dünyanın sayılı zenginleri listesinde yer alıyor.

Bu sanal dünyanın kurallarını da bu şirket yöneticileri belirliyor.

Geleceğin sanal dünyasında milli devletler, sınırlar, milli kültür, milli değer, kabul edilmiş bir ahlak, milli para, milli bir bayrak, din, iman, İslam, ezan yok!

Küresel şirketlerin egemen olduğu kripto paraların geçerli olduğu ticaret var.

Kurallarla sınırlanmayan eğlence dünyası var.

Büyük küresel şirketlerin egemen olduğu ve bireyin hiçbir hakkının olmadığı gözetim toplumu var.

İki yıl önce çıkarılan küresel salgınla, insanlar psikolojik olarak bu dünyaya hazırlandı. Dijital para sistemi egemen kılındı. Ulus devletlerin ellerindeki maddi değerler yerle bir oldu. Değersizleşen maddi varlıklar, küresel şirketlerin eline geçti.

Onlar bu küresel salgının kazananları oldular.

Sosyal medyada Metaverse’ün bol bol reklamı yapılıyor.

Dünyanın her yeri bu sanal dünyada satılıyor.

Ankara Belediyesi, AKP’den önce davranarak Başkent Ankara’nın şubesini Metaverse’de açtı.

AKP de, tüm Türkiye’yi Metaverse taşımak için alt yapıyı döşüyor.

Zavallı Abdurrahman Dilipak, bu gidişin sonunda İslam dininin ortadan kalkacağını, Müslümanlığın yok olacağını gördüğünden dolayı her Allah’ın günü köşesinde bu konulara yer veriyor.

Bas bas bağırıyor ama Müslümanlar ona kulak verecekleri yerde Zuckerberg’in kuyruğuna takılmış halde cehenneme(!)doğru koşarak gidiyorlar.

Dilipak, medya imparatorluğu tarafından efsunlanmış Müslümanları bir türlü etkileyemiyor. Onun bu durumu bana, Nuh’un içine düştüğü sıkıntılı durumu hatırlatıyor. Bilirsiniz, anlatılan efsaneye göre Nuh da, tufan öncesi olacaklar noktasında cemaatini bir türlü ikna edememişti.

Bu arada Amerika’nın bölge görevlisi olan Suud Hanedanı, Kabe’nin Metaverse’de sanal şubesini açtı.

Bu haber, Müslüman dünyasında sevinçle karşılandı.

Şimdi Metaverse dünyasında hac ve umre görevinin yapılıp yapılamayacağını Müslümanlar kendi aralarında tartışıyorlar. Dijital teknolojideki baş döndürücü gelişmeler, dinlerin kurallarını da sorgulatır hale getirdi. Metaverse’de her kişi kendi avatarıyla yer alacak. Kişi gerçek dünyada ne yapıyorsa orada da yapabilecek deniliyor. Mescid-i Haram’a Müslüman olmayanların girmesi yasaktır. Bu sanal dünyada kimin ne olduğunu nereden bileceksiniz? Burada olanların davranışlarını nasıl kontrol edeceksiniz?

Daha şimdiden Metaverse dünyasında gezen avatarlara yapılan tecavüzlerin haberlerini okumaya başladık.

Metaverse geliştikçe kullanımı yaygınlaştıkça Kabe gibi kutsal kabul edilen alanlarda olacak skandalları daha şimdiden görür gibiyim.

Bizim ülkenin solcularını, Atatürkçülerini soracak olursanız, onların durumlarının dincilerden de kötü olduğunu hemen söyleyebilirim.

Sol cenahta, yeni gelen ve kurulmakta olan dünyanın ne götürüp getirdiğini anlatan bir Abdurrahman Dilipak bile yok!

Bizim solcularımız, Atatürkçülerimiz; yeni oluşan bu dünyanın özgürlükler dünyası olduğunu sanıyorlar.

Her gün attıkları iki twitle mutlu olup gerisini hiç düşünmüyorlar.

Kurdukları 3-4 cümle ile fikir açıklamaya, dinlemeye şartlandırılmış beyinler, uzun metinleri okumayı çok sıkıcı bularak ve herhangi bir konuda derinlemesine düşünmek istemiyorlar.

O kurulan cümlelerin içinde küresel şirketlerin hoşuna gitmeyecek fikirler olduğunda hesapların kapatıldığı günleri yaşamaya başladık.

Haberlerde sık sık kuralların çiğnendiği gerekçesiyle kişi ve kurum hesaplarının sosyal medya devleri tarafından engellendiklerini okuyoruz.

Geçmiş dönemde de ABD’de devletin tepesindeki adamın –Trump’ın – hesabını Twitter kapatmıştı.

Küresel şirketler kendi kurallarını koyup Başkanlara da yaptırım uyguluyorlar. Dünyada mutlak egemenlik kurdukları koşullarda neler yapabileceklerini varın siz hesap edin.

Geçtiğimiz aylar içinde Sözcü gazetesinin internet sitesinde konuyla ilgili bir haber yayımlanmıştı. Sözcü gazetesi, gazetede çıkan haberlerle ilgili olarak sosyal medya devleri tarafından kendilerinin uyarıldıklarını belirtiyorlardı. Gazeteye yapılan bu uyarıların ardından köşe yazarlarının köşelerinde ifade ettikleri düşüncelerle de ilgili uyarı aldıklarını eklemişlerdi.

Yani, yazarların ne yazıp ne yazamayacaklarına artık küresel şirketler karar vermeye başladılar.

Nedense basın özgürlüğü adına utanç verici olan bu haberin, yazarlar tarafından hiç gündeme alınmaması ve bu yazının derhal yayından kaldırılması dikkate değer bir durumdur.

Anlaşılan o ki, çok yakın bir dönemde küresel sistemin istemediği hiçbir şey yazılıp çizilemeyecek.

O gün geldiğinde insanlık, binlerce yıl içinde mücadele ederek kazandığı bütün özgürlüklerini yitirmiş olacak!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :