Medya

Yaşa Apo Yaşa!

Sinek, küçüktür ama mide bulandırır.

İstanbul metrosunun aziz yöneticileri, biz yetişkinlere aynı ilkokul çocukları gibi sevinç ve mutluluk yaşattı.

Metro trenine kendimi atıp boş olan bir yere popomu koyduğumda içimden derin bir ‘ooh!’ çektim.

İçimde sevinç kelebekleri pır pır uçuşurken birden kendimi okul sıralarında buldum.

İlkokul birinci sınıftayım.

Karşımda asılı duran fişler, kağıt bayraklar bana gülümseyerek “İşte, yıllar sonra bir vagonun camındayız. İşte karşında duruyoruz.” diyorlar.

Ben de onlara “Aaa! Ben sizi ilkokul birinci sınıfta anılarımın içine gömmüştüm, oradan çıkıp nasıl geldiniz?” diyorum.

Kelimelere bölünmüş fişler, bana ilkokul öğretmenim Sevgi Hanım’ı hatırlattı.

Geceli gündüzlü, okulda-evde yazarak iyice ezberlediğimiz fişlerden “Ali okula gel.” fişini eline alan öğretmenimiz, “İşte çocuklar şimdi bu fişi makasla kesiyorum.” dediğinde irkilerek, çok şaşırmıştık. Annemiz gibi sevdiğimiz öğretmenimiz, elinde suç aletiyle adeta bizimle bütünleşen fişleri kesmekten söz ediyordu.

Kesilen bir kağıt parçası değil de sanki gıyaben tanıdığımız Ali’ydi.

Benimle aynı duyguyu paylaşan arkadaşlardan biri ağlamaklı bir sesle “Öğretmenim, lütfen Ali’yi kesme! Ali’yi kesme!” diye yalvarınca bütün bir sınıf aynı duyguyla “Kesme! Kesme! Kesme!” diye hep birden bağırdık, tempo tuttuk.

Öğretmeni elinde makası ve fişiyle bizim tepkimize şaşıp kalmıştı.

O fişleri günler boyu, geceler boyu okuyup yazmıştık, adeta onlar bizim vücudumuzun bir parçası olmuşlardı.

Biz, onlarla bütünleşmiştik.

Öğretmenimiz yedi yaşındaki aklımıza, okumayı öğrenmemiz için fişlenin kesilerek kelimelere, hecelere ve seslere bölünmesi gerektiğini anlatmak için epey uğraştığını gülümseyerek hatırlıyorum.

Çevremdeki sesler ve hareketler beni geçmişten alıp yaşadığım ana getirdi.

Kendime geldim.

Şimdi karşımda öğrenmek için ter döktüğüm biricik fişlerim duruyordu.

Tren, menziline doğru hızla gidiyordu.

Dikkatli baktığımda camdaki fişlerin, benim öğrendiğim fişlere hiç benzemediğini gördüm.


İBB, 23 Nisan’da yolculara vermek istediği mesajları, fişlerle vermek istemiş.

İyi güzel de, şimdi memleket farklı gündemleri konuşup dururken “Cengiz araç kapılarını zorlama” diyerek dandik gündemleri konuşmanın ne alemi var?

Şimdi bütün Türkiye, televizyondaki eli çubuklu uzmanlar, köşe yazarları, siyasi parti liderleri, herkes Kürt Açılımını konuşuyor.

Herkes put kesilmiş, İmralı Adası’nda yatan Öcalan’ın ne diyeceğine kulak kabartıyor.

Bazı siyasiler, “Apo, kurucu önderdir.” diyorlar.

İBB ise vatandaşa, “Araç kapılarını zorlama” diye fırça atıyor.

Oldu mu şimdi?

Olmadı.

İBB Yöneticileri, fişlerde “Apo, gel bizi kurtar.” diye yazsaydı gündemden kopmamış olurdu.

Yüce Meclis’imizdeki tüm partiler, açılımı can-ı gönülden destekliyorlar.

İBB de açılımı desteklediğini, partilerimiz gibi pekala fişlerle gösterebilirdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Açılımı destekliyoruz, Biz de Terörsüz Türkiye diyoruz.”dediğine göre o fişlerde:

  • Pervin, bana masal anlat.
  • Bahçeli, Apo’ya ip at.
  • Ata ata oyna.
  • Tuta tuta oyna.
  • Yaşa, Reis yaşa.
  • Özgür, PeKeKe’ye toprak ver.
  • Al sana Kürdistan.
  • Yaşa, Özgür yaşa.
  • Yaşa, İmamoğu yaşa.
  • Apo, bizi kurtardı.
  • Yaşasın Açılım.

gibi sözler, fişlerde mutlaka yazılmalıydı.

Yazılırsa ne olur?

Yazılırsa; ülkeye bahar gelir, barış gelir, kurtla kuzu sarmaş dolaş olur, küskünler barışır.

Hatta Bahçeli, Özgür Özel’i alnından öperek onu Nobel Barış Ödülüne aday bile gösterebilir.

Ukrayna- Rusya Savaşı bile bitebilir.

Trump, Türkiye’ye gelip her parti liderine madalya bile takabilir.

Türkiye böyle bir fırsatı asla kaçırmamalıdır.

Anaların anası ağlamamalıdır.

İBB Yetkilileri, metrodaki fişleri tez elden değiştirmelidir.

Şaka maka bir yana fişlerin yanında asılan bayraklara dikkat ettiniz mi?

“ATA” yazılı bayrakta renklerin hepsi tamam, hepsi net olarak çıkmış.

Ama Atatürk’ün resmi belli belirsiz.

Uzaktan bakıldığında Atatürk gözükmüyor.

İBB Yönetimi, nedendir bilinmez iki yıldan beri Atatürk’ün silindiği bayrakları ısrarla asıyor.

Neden?

Aynı tür bayraklarda Atatürk gayet net olarak görülürken İBB bayraklarında Atatürk neden gözükmüyor?

Bu bayrakları gören yetkili bir kimse yok mudur?

Yoksa “Adam sen de! Eski devlet yıkıldı. Şimdi yepyeni bir devlet kuruluyor. Atatürk eski Türkiye’de kaldı. Ona bu bayraklar bile çok. Şimdi yeni bir kurtarıcı bulduk. Şimdi, bizi APO kurtaracak. Yaşasın Apo!” diye mi düşünülüyor?

Silik Atatürklü bayrakların mutlaka bir anlamı olmalı…

İBB Yetkilileri açıklasa da bir öğrensek…

Yazar hakkında

Yağmur Bayraktar

Yorum bırak

99  ⁄  11  =  

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.