Genel

Ebedi Başkan, Recep Tayyip Erdoğan!

Ulus devleti inkar eden zihniyet, Cumhuriyetin kazanımlarını da önemsemez.

AKP, bir proje partisi olarak çeyrek yüzyıldır iktidarda.

Yoksuldan alıp bir avuç haramzadeye aktaran, milyonlarca insanı açlık koşullarında yaşamaya mahkum eden, ülke zenginliklerini tekellere yağmalatan bu iktidarı, yapılan onlarca seçime rağmen hiçbir parti veya cephe koltuktan indirmeyi başaramadı.

Yaşadığımız yıllar içinde AKP her siyasal engeli, sorunsuz biçimde aşmayı başardı.

Peki bu nasıl oluyor?

Bu sorunun yanıtını bazı yorumcular; Erdoğan’ın siyasal gelişmeleri çok doğru okuduğunu ve bu koşullara uygun adımlar attığını öne sürerek onu siyaseti bilen bir dahi olduğunu öne sürüyorlar.

Bu tespitten hareket ederek muhalefetin bazı yanlışlarının AKP’ye yaradığını da eklemeyi ihmal etmiyorlar.

Öncelikle birinci cümlede belirttiğimiz gibi AKP, bir proje partisidir.

Onun görevi; devleti dönüştürmek ve yeni bir rejim inşa etmektir.

Son dönemlerde ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıkça belirttiği gibi “Osmanlı yönetim şekline dönme, meşruti hanedanlık rejiminin” Türkiye’de kurulması, Batı emperyalizmi için ulaşılması gereken öncelikli bir hedeftir.

Türkiye’deki tüm partiler, sendikalar, tarikatlar, dernekler, holdingler bu amaca ulaşmak için seferber edildi, mevzilendirildi.

Her zaman altını çizerek belirttiğimiz gibi Türkiye’de, emperyalizme-siyonizme hizmet eden İslamcı, milliyetçi, liberal, Atatürkçü, solcu, sosyalist birçok parti vardır ve bu partilerin sembolleri, renkleri, söylemleri çok farklı olmalarına rağmen hizmet ettikleri merkezler aynıdır. Sosyalist öğretinin belirttiği gibi bir partinin devrimci, ilerici olmasını belirleyen şey; söyleminden ziyade eyleminin muhtevasıdır.

Ziya Paşa’nın dediği gibi “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”

Sen ne kadar süslü, yaldızlı, hoş laflar edersen et, yaptığın işler senin niteliğini ortaya koyar. Birbirleriyle amansız bir kavgaya tutuşan farklı kesimlerin, sistemin çıkarları söz konusu olduğunda bir araya gelmeleri de bize bunu açıkça gösteriyor.

Zaten bunun başka bir açıklaması da yoktur.

2000’li yıllarda rejimi değiştirmek için AKP iktidara taşınırken onun sahte bir muhalefeti olsun diye CHP’ye operasyon yapılarak yönetime Kılıçdaroğlu ekibi getirildi. Sol ve merkez medyanın yalanlarıyla bir Kılıçdaroğlu efsanesi yaratıldı. Kılıçdaroğlu’nun aslında bir “Tayyipdaroğlu” olduğu gerçeğinin kitlelerce kavranması, yılları aldı. Kılıçdaroğlu ekibinden olup “değişim” sloganı ile CHP’nin başına gelen Özel- İmamoğlu ikilisinin de birer “Tayyipdaroğlu” olduklarının kitlelerce kavranması için sadece birkaç yıla ihtiyaç var.

Gerçekler acıdır.

Olan gerçeği, görmezlikten gelsek bile sonuçlarını acıyla yaşarız.

Batı kapitalizmi CHP’ye sosyal demokrasi illetini ta 1980’lerde bulaştırdı.

Cumhuriyet’i kuran ve Türkiye’de her zaman ilerici, devrimci bir tavır beklenen CHP’nin, Kemalizmle olan bağının kopartılarak onu sisteme zararsız bir partiye dönüştürülmesi, emperyalizmin-siyonizmin birincil göreviydi. Altı okta simgelenen program, 21. yüzyıla doğru giderken sistemin liberal, etnik-mezhep kimlikli siyasetiyle taban tabana zıttı. Bu karşıtlığı giderme amacıyla 1980’den sonra; CHP programına, mücadelesine, söylemine, örgütlenmesine müdahale edilerek parti, sosyal demokrat bir partiye dönüştürüldü.

Sosyal demokrasi düşüncesi; Kemalizmin, Cumhuriyetin, Türklüğün düşmanıdır.

Sosyal demokrasi düşüncesini savunan örgütlerin hiçbirinde Kemalizme, Türklüğe dair bir referans yoktur.

Bu yüzden sosyal demokrat düşünceli CHP önderlerinin söyleminde Türk ulusu diye bir kavramı asla göremezsiniz.

Onlara göre Türkler, Türkiye’nin halklarını meydana getiren halkların içinde yer alan sıradan bir gruptur.

Türklerin ulus devleti kuran bir millet olma gerçeğinin inkarı, peşinen ulus devleti de inkara kadar götürür

Ulus devleti inkar eden zihniyet, Cumhuriyetin kazanımlarını da önemsemez.

Bilindiği gibi geçen yıl yapılan kurultayda parti programı, oy birliği ile kabul edilmişti. Bu programa göz atıldığında Kemalizmden miras kalan 6 ok düşüncesinin eşeğin kuyruğu gibi kısaltılarak, içeriği bozularak siyasi mizaha konu olacak bir şekle getirildiği görülecektir.

Tarihsel köklerinden kopartılıp sıradan bir partiye dönüştürülmüş olan CHP, bugünlerde oradan oraya savrulup duruyor.

Bugün itibarıyla CHP, övünerek belirtildiği gibi sosyal demokrat bir partidir.

CHP, Alman Sosyal Demokrasi Partisi’nin Türkiye şubesidir.

CHP’li sosyal demokrat önderler Türk halkının çıkarlarından ziyade uluslararası sistemin planlarına hizmet etmeyi görev edinmişlerdir.

Sosyalist Enternasyonal’ de kurulan dostluklar, edinilen çarpık ideolojik bakış, atılan her adım, uygulanan her karar AKP’yi güçlendirmeye hizmet ediyor.

Daha seçime yıllar varken başlattıkları “erken seçim” kampanyaları, Erdoğan’a büyük bir avantaj sağladı.

İmamoğlu’nun meydana çıkarak Erdoğan’a meydan okuyup, efelik taslaması; CHP’ye yapılacak operasyonun öne çekilmesine neden oldu. Son yapılan yerel seçimde gösterilen belediye başkan adaylarının Cumhuriyet’e mesafeli duran, Atatürk’e yan bakan, liberal görüşlü şirket sahiplerinden seçilmiş olmalarının acı sonuçlarını, bugün ibretle seyrediyoruz. Sıkıyı gören bu yöneticiler, soluğu AKP’de alıyorlar. Otel odalarında 28 Şubat’ın derin kahramanları olan Müslüm Gündüz-Fadime Şahin’in çevirdikleri filmlerin benzerlerini, bu kez CHP’li belediyeciler olarak yeniden seyrediyoruz.

‘Ama AKP de çalıyor, daha çok yapıyor.’ demek durumu kurtarmaya yetmiyor.

‘Daha çok çalan, daha çok yapanın’ adalet terazisini elinde tuttuğu koşullarda böyle bızıklanmanın kimseye bir faydası yoktur.

Sistem adım adım CHP’yi, eski dönemin kavramlarıyla birlikte yok ederken, partinin aslan sosyal demokrat yöneticileri ise hâlâ “erken seçim” demekten geri durmuyorlar.

Uluslararası sistem Türkiye’deki ortaklar eliyle eski rejimin kurumlarını, tüm unsurlarıyla birlikte yok ederken CHP’nin yöneticileri ise yaşanan tüm bu gelişmeleri; bir seçme seçilme sorunu gibi göstermeye çalışıyorlar. İktidarı bir erken seçime zorlamak gibi aptalca işlere girişiyorlar. Onlar yeni bir rejimin kurulduğunu ve eski dönemin yasalarının, Anayasasının kadük olduğunu görmek istemiyorlar. İnsan ya da parti gerçeğe gözlerini kapayarak, aptalca işler yaparak nereye varabilir ki?

AKP iktidarı, deyim yerindeyse kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor.

CHP’li yöneticiler, yanlış üstüne yanlış yapıyorlar.

Bilindiği üzere; ABD Türkiye Büyükelçisi’nin işaret ettiği hedefe varılması için geçen yıl yeniden açılım süreci başlatıldı.

Açılımın esas hedefi; ulus devlete son verilerek toplumun etnik- mezhep temelinde ayrıştırılması, yeni bir Anayasanın kabul edilmesi ve federal bir rejime geçilmesidir.

CHP ise kendisinin de yok olacağı bu projede canı gönülden yer alıyor.

Siyasi ötanazi olarak adlandırılacak bu tavrın, CHP kitlesine kabul ettirilmesi için parti adım adım Kürtleştirildi.

Bugünün CHP’si, etnik milliyetçilerin- mezhepçilerin işgali altındadır.

CHP kitlesi de kendini Atatürkçü sanarak bu projeye canı gönülden destek veriyor.

CHP’nin fikri de yönetimi de, kitlesinin düşüncesi de değişti, dönüştürüldü.

Kürt açılımının ülkeye demokrasi getireceği yalanı, solcular eliyle kitleye benimsetilmesine rağmen bu konuda halen kitlede büyük tereddütler var.

Açılımın başarıya ulaşması için Cumhuriyet değerlerine bağlı toplumun çoğunluğunu oluşturan kesimin ikna edilmesi gerektiğini, Öcalan’dan Erdoğan’a kadar herkes söylüyor.

Kürtçü çevrelerin temsilcisi olma özelliği, kötü şöhretinden dolayı Öcalan’da yok. Bu yüzden kapalı olan kapıyı açacak yeni bir anahtar olarak Selahattin Demirtaş’ın adı ortaya atılarak tartışılıyor.

Sihirli formül de bulundu.

AİHM Kararları…

Ergenekon sanıkları için bir türlü çıkmayan AİHM kararları, söz konusu Batı işbirlikçileri olunca hemen çıkıveriyor.

Şimdi bu kararlar doğrultusunda Kürtçü, Batı işbirlikçisi sanıklar bir bir salınacaklar. Bu doğrultuda kamuoyu oluşturmak için CHP, DEM Parti, EHP, EMEP, TİP, TÖP, ESP, DBP, Devrimci Parti, SODAP, SYKP ve Yeşil Sol Parti temsilcileri, Edirne ve Silivri’de yatan Selahattin Demirtaş, Selçuk Mızraklı, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Osman Kavala’yı ziyaret ederek bir açıklama yaptılar.

Çekilen videoyu sonuna kadar sabırla izlediyseniz, açıklamaya katılan tüm partilerin aynı şeyleri tekrar ettiklerini göreceksiniz. CHP adına açıklamaya katılan Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi Binici ve Sezgin Tanrıkulu gibi yöneticilerin vücut dili, oradaki kitleyle tamamen kaynaştığını gösteriyor bizlere. Açıklama yapan 9 sosyalist partinin, sosyalizmle yakından uzaktan bir ilgileri yoktur. Bunların ortak olan tek özelliği, ayrılıkçı Kürt hareketine ve emperyalist- siyonist plana hizmet etmektir. Hepsinin hitap ettiği kitleyi toplasan sayıları 150 bini geçmez. İdeolojileri Kürtçü, kendileri de Kürttür.

Peki CHP, Türkiye’de esameleri okunmayan ve bir özgül ağırlığı olmayan bu partilerin kuyruğuna neden takılıyor?

CHP Kürtçülük yaparak, Cumhuriyet değerlerini inkar ederek seçim kazanabilir mi?

Cumhur İttifakı’nın bir bileşeni olan ve azılı bir Cumhuriyet düşmanı olan DEM Parti ve kuyrukçularının arasında CHP’nin ne işi var?

CHP, bu çakma sosyalist partilerle ittifak kurarak genel seçime girecek gibi gözüküyor.

DEM Parti ise sistemden istediği imtiyazları kopardığında Cumhur İttifakı ile İttifak yaparak bu koşulların gerçekleşmediği koşullarda ise bağımsız kalarak seçimlere katılacak.

Önümüzdeki günle içinde büyük bir kitle desteğine sahip olan Mansur Yavaş’ın CHP’den tasfiye edildiğine de tanık olacağız.

CHP’nin aslan sosyal demokrat Kürtçü yöneticileri, Mansur Yavaş gibi “Üstünde Kemalist, faşist” etiketleri barındıran ve Erdoğan’ı çok zorlayacak birinin aday olmasını asla istemeyeceklerdir.

CHP önümüzdeki günler içinde mutlak butlanla fiilen ikiye bölünebilir.

Yapılacak genel seçimler, her koşulda AKP adayının kazandığı bir platformda gerçekleşecektir.

CHP’nin aklı evvel yöneticileri ise bu sonucun gerçekleşmesi için ellerinden geleni yaparak kitleyi oyalıyorlar.

Edirne Cezaevi önünde toplanan partilerin açıklamalarından, duruşlarından, mevzilenişlerinden ben bu siyasal sonuçları çıkardım.

Üşenmeyip, yapılan açıklamayı -ezberlerinizi bir kenara koyarak- akli selimle bir kez daha baştan sona izlediğinizde bana hak vereceğinize yürekten inanıyorum.

Yazar hakkında

Ferit Gültekin

Yorum bırak

  −  6  =  1

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.