Haberler

İşçiler Çıplak, Patron Utanmaz!

Zalim patronu biraz kazıyınca altından tarikat çıkıyor.


Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçileri, 12 Nisan 2026 tarihinde madenin bulunduğu Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinden yola çıkarak Ankara’ya doğru yürümeye başladılar. Yolda polis, jandarma güçleri tarafından engellemelerine rağmen sonunda Ankara’ya vardılar.

Bütün dertleri, patron tarafından ödenmeyen alacaklarının ödenmesiydi.

Şimdiye değin ilgili yerlere yaptıkları başvurulardan bir sonuç alınamayınca ‘bir de şansımızı Ankara’da arayalım’ diyerek düşmüşlerdi yollara.

Ankara umut kapısı…

Ankara iktidarın merkezi…

Ankara, her türlü sorunun çözüldüğü veya sümen altı edildiği bir yer.

Doruk Maden işçileri de Ankara yollarını aşındıran kamu emekçileri, işçiler, üreticiler gibi onlarda düştüler yola.

Merkez medya için yapılan bu eylem sıradandı, “gelirler, bağırırlar, vaat alıp giderler” gibi bir tutum içindeydiler.

Maden işçileri, diğer emekçi kardeşlerinden farklı olarak belden üstlerini soyarak patrona ve Ankara’nın ayazına meydan okudular.

Kolay değil saatlerce soğuk asfalt üstüne yatıp, elindeki kaskı yere vurmak.

Televizyonda seyrediyorum; işçiler koyun gibi birbirlerine sokulmuşlar durmadan kaskları yere vuruyorlar.

Tak! Tak! Tak! Tak! Tak! Tak! Tak!…………

Gazeteciler, sivil polisler, resmi polisler, ilgili olanlar, dayanışma için gelenler yerde çıplak bir halde aynı ritmik hareketleri yapan işçileri seyrediyorlar.

Tak! Tak! Tak! Tak! Tak! Tak! Tak!………..

Gözlerimi ekrandan bir türlü ayıramıyorum, yerde soğuk betonun üstünde yatan işçilerin gövdelerine bakınca ürperiyorum.

Soğukta, saatlerce soğuk betonun üstünde yatmak nasıl bir şey acaba?

Hiç deneyimlemediğim bir şey, düşüncesi bile beni rahatsız ediyor.

40-50 işçi, ‘Tak! Tak! Tak! Biz geldik! Hakkımızı almaya geldik. Bizden çalınanları, alın terimizi, göz nurumuzu, çocuğumuza veremediğimiz harçlığı almaya geldik. Buradan, tüm alacaklarımızı almadan da geri gitmeyeceğiz.’ diyorlar.

Polis barikatlarının ardında dayanışma için orada toplanmış sadece 100-200 kişi…

Onları da polis bir süpürme hareketiyle saf dışı etti.

Maden işçileri, maden sendikaları, konfederasyonlar neredesiniz?

Ankara soğuk, Ankara’da bir avuç maden işçisi kasklarını ‘Tak! Tak! Tak!’ diye bu saydıklarımın tümünün kafasına kafasına vuruyor.

Enerji Bakanlığı’ndaki yüksek bürokratlar, bu masum ama bir o kadar da tehlikeli eylemi nasıl savuşturacaklarını kendi aralarında tartışıyorlar.

Patron ortada yok!

Ha sahi patron kim?

Sebahattin Yıldız

Yıldızlar SSS Holding Yönetim Kurulu Başkanı.

Yıldızlar SSS Holding, Türkiye’de birçok maden ve enerji işletmesine sahip olan büyük bir tekeldir.

Grup; madencilik, seramik-granit ve enerji-petrol alanlarında faaliyet gösteriyor.

Holding, bir aile işletmesidir.

Yönetim Kurulu, aynı soyadını taşıyan kişilerden meydana geliyor.

Holding, 2012 yılı itibarıyla, Türkiye genelinde 354’ü aktif 2300’den fazla maden ruhsatına sahip olmuş.

Grup, eski Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın görev yaptığı (2029-2015) yılları arasında aldığı ihalelerle hızla büyümüş.

Kısa zamanda hızla büyüyen bu holdingin patronuna “TBMM Üstün Hizmet Ödülü” de verilmiş.

Meclis’te yapılan törene Taner Yıldız, Bülent Arınç ve Recep Akdağ gibi politikacılar katılmışlar.

Yıldızlar SSS Holdingin en önemli özelliği, bünyesinde çalıştırdığı işçilerin ücretlerine, kıdem tazminatlarına, bir takım sosyal haklarına el koymasıdır. Hakkını arayan işçilerin işlerine “ahlaksızlık” maddesi (Kod-29) ile son verme sık sık uygulanan bir yöntemdir.

Bütün işletmelerde işçiler hep alacaklı olunca çalışanlar da hep kredi kartı borçlusu olmuşlar.

Taner Yıldız, Enerji Bakanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Yıldızlar SSS Holding’in İcra Kurulunda göreve başlamış.

AKP’li Egemen Bağış’ın yardımıyla da birçok işletme, Holdingin bünyesine katılmış.

Televizyon haberlerinde ve sosyal medyada Yıldızlar SSS Holding ve Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yıldız hakkında bir sürü bilgi var. AKP’li olduğu, işçi haklarını ödemediği ve hızla yükseldiği haberleri hep öne çıkmış.

Sözcü televizyonunun sunucusu Özlem Gürses, “ Kim bu adam? Edirne’den Kars’a kadar her yerde yüzlerce maden ocağı sahibi olan bu adam kim?” diye soru soruyor, soruyor ama herkes tarafından bilinenleri yinelemekten başka bir şey yapmıyor.

Özlem Gürses’in sorduğu soruyu biz de soralım.

Sahi Sebahattin Yıldız adlı bu kişi kim?

Biyografisini yazanlar onun 3 dönem Muş Milletvekilliği yaptığını yazıyorlar ama Varto doğumlu bir Kürt olduğunu nedense atlıyorlar.

Kürt asıllı bir iş adamının Edirne’den Kars’a kadar binlerce maden ruhsatı sahibi olması, mağdur , ezilen Kürt imajına zarar verir diye düşünüldüğünden olsa gerek, nedense bu bilgi özellikle atlanıyor.

Sebahattin Yıldız, 2014 yılında annesi Saliha Arvasi Yıldız’ı kaybetmişti.

Vefat eden Saliha Hanım, Ankara Bağlum’daki Sebahattin Yıldız Camiinde kılınan cenaze namazından sonra Abdulhakim Arvasi’nin de olduğu Bağlum Mezarlığına defnedildi.

Yalçın Küçük öldü.

Hoca, Türkiye’deki mezar taşlarına, ölüm ilanlarına, soyalara bakarak bazı ilginç sonuçlara varıyordu.

Bazıları Hoca’nın uyguladığı bu yöntemi bilim dışı bularak Hoca’yı bu konuda şiddetle eleştiriyorlardı.

Hoca, bir Dönme avcısıydı.

Çoğu kez oltasına iri balıklar da geliyordu.

Biz de Yalçın Hoca’nın yöntemini kullanarak aynı soruları soralım.

Ölen annenin soyadındaki “Arvasi” ismi nereden geliyordu?

Abdulhakim Arvasi, Saliha Arvasi Yıldız’ın nesi oluyordu?

Putin’in stratejisti A. Dugin, Türkiye’ye geldiğinde Ankara’da Bağlum Mezarlığında yatan Abdulhakim Arvasi’nin türbesini neden ziyaret etmişti?

Arvasi’lerin defnedildiği mezarlık, neden bu kadar önemli?

Her zaman söylüyorum; Türkiye’de tarikatları, cemaatleri, etnik yapıları tanımadan yapılan siyasi yorumların ayakları yere basmaz ve çoğu da yanlış sonuçlara varır.

Sebahattin Yıldız, sıradan bir iş adamı değildir.

Arvasi” kelimesi, her kapıyı açan bir maymuncuktur.

Biz Abdulhakim Arvasi’nin peşine takılalım, bakalım bizi nereye götürecek?


Gelsin Tarikatlar, Cemaatler, Gelsin Türkiye’nin Yağmalanması

Türkiye’de faaliyet yürüten tarikatlara yakından baktığımızda Nakşibendi tarikatının Hâlidiyye kolunun en etkin konumda olduğunu görürüz.

Kurucusu Mevlânâ Hâlidi Bağdâdî (D. 1779-Ö. 1827) Kürt asıllıdır. Yaşadığı dönemde Kuzey Irak’ta ve Suriye’nin kuzeyinde faaliyette bulunmuştur. Tarikat liderliğinin babadan oğula geçme kuralını getirmesi, daha sonraki yıllarda tarikat liderliğinin bir hanedanlığa dönüşmesine ve siyasi güç kazanmasına yol açtı. Tarikat zamanla Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu Bölgelerinde yayıldı.

Mevlana Halid-i Bağdağdi’nin ölümünden sonra tarikat, İstanbul’a halifeler göndererek Dergah açtı. Zaman içinde Osmanlı bürokratların da katılmasıyla güçlendi.

Halidilik Kolu, zamanla Kafkaslarda, Türkistan coğrafyasında. Suriye, Mısır ve Lübnan’da, Güney Doğu Asya’da yayıldı. Tarikatın bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılması, İngiliz emperyalizminin sömürgeci politikaları sayesinde gerçekleşti. İngilizler, tarikatları kullanarak İslam dünyasını istedikleri gibi yönettiler. Türkiye’deki tarikatların çoğu Halidi kolundandır ve İsmailağa, Menzil, İskenderpaşa gibi etkin kolları vardır. Arvasiler, Halidilik’te önemli bir yer işgal eder.

Abdulhakim Arvasi (1865-1943), Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yaşamıştır. Tarikatın merkezi Van’dadır. Arvasiler kendilerini ana soyundan Abdulkâdir-i Geylani’ye bağlarlar. Doğu Anadolu’nun 1. Dünya Savaşı yıllarında Rus işgaline uğraması üzerine tarikat lideri Musul’a taşındı. Siyasi koşulların değişmesinden sonra yurda dönerek İstanbul’da faaliyet yürüttü.

Necip Fazıl Kısakürek, 1940’lı yıllarda Abdulhakim Arvasi’nin müridi oldu. İBDA-C’nin lideri Salih Mirzabeyoğlu, bu tarikattan etkilendi. Aynı tarikatın bir üyesi olan Seyid Ahmed Arvasi’nin MHP içindeki Türk milliyetçiliğinin şeriata doğru yönelmesinde etkisi büyük oldu. Türk milliyetçileri onun sayesinde Tanrı dağını terk edip kendilerine Hira Dağını mekan tuttular.

1945’ten sonra Yeşil Kuşak projesi doğrultusunda tarikatlar, devlet eliyle güçlendirilip sosyal yaşamın bir parçası haline getirildi. 80’li yıllardan sonra da holdingleştirildi. Uğur Mumcu’nun işaret ettiği gibi Türkiye’de siyaset- ticaret-tarikat üçlü sacağı kuruldu. Bugün tarikatların, tarikatlarla işbirliği yapan iş adamlarının yolu, görünmez bir el tarafından açılıyor. Holdingleşen, büyük bir sermaye gücünü ellerinde bulunduran bu dinci yapılar, uluslararası sermaye ile ortaklıklar kuruyorlar.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tarikatların ipleri, siyonist çevrelerin ve İngiltere’nin elindedir.

Türk toplumunu bir kanser gibi saran bu dinci örgütlenme; ulusun, medeniyetin, laikliğin ve özgür yaşamın düşmanıdır.

Başı kabak, üstleri çıplak 40-50 işçi; farkında olmadan bu gerici ittifaka karşı amansız bir mücadele veriyor.

Kürt patron ve onun ardında dizilmiş gerici ittifakın, bu işçi eylemi diğerlerine de kötü örnek olur diye ödleri kopuyor.

Bu çıplak işçiler, Türkiye’de kurulan bu vahşi kapitalizmin yalan imparatorluğunu, kasklarını yerlere vura vura yıkıyorlar.

Çalıştırdığı işçinin parasına, emeğine el koyan hırsız patronun bağlı bulunduğu tarikatın duvarları da sallanıyor.

İşçiler,“İşçinin teri kurumadan işçinin hakkını verin.” palavrasının geçersizliğini, Kurtuluş Parkında yaptıkları eylemle gösterdiler. Bu eylem nasıl sonuçlanır bilemem ama gördüğüm bir şey varsa o da bok sarısı sendikacılardan kurtulmadan işçi mücadelesinin başarıya ulaşması asla mümkün değildir.

Kapitalist yağmaya karşı verilen mücadele, aynı zamanda dinci gericiliğe karşı verilen bir mücadeleyi de içermek zorundadır.

Tarikatlar, cemaatler patronların kopmaz bir parçasıdırlar.

Patronlara yumruk sallayan emekçi, aynı zamanda tarikat şeyhlerine de yumruk salladığının farkında olmak zorundadır.

Bugün Türkiye’de Kürtçülük; barış isteyen, mağdur, ezilmiş, zulme uğrayan bir hareket değil, aksine iktidarda olan, halka zulmeden, Türkiye’nin tümünü yutmak isteyen, her türlü gericiliği besleyen karşı devrimci bir harekettir.

Şu 10-15 gün içinde yaşadığımız, gördüğümüz şeylerin tümü de bu tespitimizi apaçık gösteriyor.

Yazar hakkında

Ferit Gültekin

Yorum bırak

  ×  1  =  4

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.