Haberler

Yusuf Tekin Davul Çaldı, Mani Söyledi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in canı, son günlerde çok sıkılıyor.

Nasıl sıkılmasın arkadaşlar?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara gönderdiği “Ramazan Etkinlikleri Programı” malum çevrelerce şiddetli bir biçimde eleştirilmişti.

Hatta bir araya gelen 168 aydın ve yazarın “Laiklik tehlikededir” mealinden açıklamaları, bakanlık koridorlarında bomba etkisi yaratmıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Laiklik tehlikededir diyemem.” cümlesinden onay ve ruhsat olan Ak Parti yönetimi, “dindar ve kindar” bir nesil yetiştirmek için kolları sıvayıp öğrencileri tarikatlara teslim etmişti.

Her şey yolunda giderken şimdi bu çatlak sesler neden ve nereden çıkıyordu?

11 Ayın Sultanı Ramazan da mı bu memlekette kutlanmayacaktı?

Böyle bir dayatma, yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede asla kabul edilemezdi.

Nitekim kabul edilmedi de…

İşte bu duygu ve düşüncelerle Yusuf Tekin, o malum çevrelere çok sert cevap vermekle kalmayıp çiçeği burnunda yeni bakan Akın Gürlek’in mahkemesine de şikayet etti onları. Sonra

yanındaki bakanlık bürokratlarına dönüp “Bir okul gezisi düzenleyin, o malum çevreye hadlerini bir güzel bildirelim.” dedi.

Bakan talimat verir de bürokratlar durur mu?

Hemen uygun bir okul araştırıldı ve bir ilkokula gitmekte karar kılındı.

Okul yöneticilerine haber uçuruldu, program hazırlandı, vakti gelince okula gidildi.

Okul yöneticileri, bakanın çevresinde pervane oldular.

Okul müdürünün en vurucu gösterisi, tüm öğrencileri okul bahçesine dökerek Atatürk büstü önünde son dönemin gözdesi “Kabe’de hacılar Hu Der Allah” ilahisini hep birlikte söyletmesiydi.

Yüzlerce öğrencinin ipince sesi, çevredeki apartmanların duvarlarına çarparak geri dönmesiyle çok sesli koro oluştu. Yankı odasına girmişçesine yüksek perdeden söylenen ilahi, bakanın duygu tellerini titreştirince dudakları oynadı, ellerini sıkıp yumruk yaptı.

Hep birlikte söylenen ilahinin sonu gelince ortam sessizliğe büründü.

Bu arada programda olsa gerek, meydana elinde davuluyla bir Ramazan davulcusu çıktı.

Davulcunun kısık sesiyle bir iki mani söylemesi, bakanın hiç hoşuna gitmedi.

3. maninin ardından daha fazla sabredemedi ve davulcunun yanına gelerek “Ver bakayım şu davulu, biraz da biz çalalım.” dedi.

Bakanın davulu eline alıp boynuna asmasıyla birlikte orada bulunan tüm televizyoncular, gazeteciler sığırcık sürüsü gibi hareketlendiler.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, davulu boynuna asıp tokmağı eline aldıktan sonra topuklarının etrafında dönerek topluluğu selamladı.

Sağ elindeki tokmağı olabildiğince yukarı kaldırarak davula 4-5 kez vurduktan sonra manisini söylemeye başladı.

Gafleti atmak gerek, 
Orucu tutmak gerek,
İktidarda kalmak için
Muhalefeti bir güzel ezmek gerek.

“Ezmek” derken bir ayağını sigara izmaritini ezer gibi oynatması, kitlenin çok hoşuna gitti ve büyük bir coşkuyla alkışlandı.

Kitleden gelen güçlü alkış, Yusuf Bey’i gösteriyi devam etmeye zorlayan bir etken oldu.

Bakan Bey, derin bir nefes aldıktan sonra ikinci manisine başladı.

Vişneyi dalda sayma,
Beni bu halde koyma.
Şeriat, n’olur çabuk gel!
Gözümüzü yolda koyma.

Dinleyici kitle, şeriat çağrısını duyunca hep birlikte “Allahu Ekber!” diye slogan attı.

Slogan belli bir sayıda atıldıktan sonra Yusuf Bey, elindeki tokmağı havada sallayınca kitlenin sesi bir bıçak gibi kesildi. Bakan Bey, elindeki tokmağı havada döndürdükten sonra “Bu size son manimdir.” dedi ve söylemeye başladı.

Eski cami direk ister,
Söylemeye yürek ister.
Reisin gözü tok ama,
Canı padişahlık ister.

Seyirci “Reis, padişahlık” kelimelerini duyar duymaz bu kez de “Padişahım çok yaşa!” diye slogan atmaya başlayarak Tekin’e doğru koşmaya başladılar. Bir anda Yusuf Tekin’i omuzlara alarak bahçede bir o yana bir bu yana girdabın oluşturduğu su dalgası gibi dolanıp durdular.

Bakanlık bürokratları şaşırmıştı.

Gazeteciler şaşırmıştı.

Bakanın korumaları şaşırmıştı.

Bakan Bey, düşmemek için göstericilerin omuzlarından tutarken içinden gelen bir ses “Bu iş tamam.” dedi.

Millet, Bakan Bey’i omuzlarına alıp okul bahçesinde tur atarlarken ben de kan ter içinde yattığım yerden fırladım.

Ter içinde kalmıştım.

Hâlâ gördüğüm rüyanın etkisi altındaydım.

Bir rüya mı yoksa bir karabasan mıydı gördüğüm?

Bir film şeridi gibi gördüğüm sahneler gözümün önünden geçerken elim, başucumda duran su bardağına doğru uzandı.

Suyu içince rahatladım ama Bakan Bey, beynimin içinde aynı ses tonuyla mani söylemeye devam ediyordu.

Sayılı günler tez geçer
Gelir seçimli günler.
Vatandaşım oy ver, omuz ver.
Dolsun kasalar, sevinsin müteahhitler.

Yazar hakkında

Yağmur Bayraktar

Yorum bırak

  +  53  =  62

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.