Haberler

Cengiz Çandar Konuştu

Cengiz Çandar, Türkiye’deki politikacılara yol gösteriyor.

Kendini sol kulvarda tanımlayanlar ya da günlük politikayı yakından takip edenler Cengiz Çandar’ı çok iyi tanırlar.

Cengiz Çandar 68lidir.

1970li yıllarda Ankara’daki üniversite eylemlerine aktif olarak katıldığı gibi Doğu Perinçek’in gizli örgütünde Merkez Komite üyeliğine kadar yükseldi.

Bir ara Orta Doğu’daki Filistin Kurtuluş Örgütü’nün kamplarına katılarak İsrail’e karşı savaştı. Kaldıkları yeri tespit eden İsrail ajanları, 21 Şubat 1973 tarihinde kampa bir baskın düzenleyerek 9 Türk kökenli devrimciyi katletti. Baskından az önce kampı terk eden Cengiz Çandar, ölümden kıl payı kurtuldu.

Bu olaydan sonra sol kamuoyunda, arkadaşlarını Mossad’a Cengiz Çandar’ın ihbar ettiği ve bir ajan olduğu konusu çok tartışıldı.

Ajan majan olduğunu itiraf etmediği koşullarda pek bilemeyiz ama siyasal hayatı her zaman Amerikan çıkarlarına uyumlu olarak şekillendi.

1980’den sonra Özal’ın danışmanı oldu.

MİT yöneticilerinden Hiram Abbas’la diplomasi konusunda beyin fırtınası yaptı.

Ayrıca kendisi Pentagon’da yapılan çok özel toplantılara katılma şerefine ulaşmış bir gazeteci, bir siyasal kimliktir.

Bir konuşmasında kendisini “Etnik olarak Türk’üm ama ruhen Kürdistaniyim.” diyerek tanımlamıştı.

“Kürdistani” Cengiz Çandar, son genel seçimde PKK’nın Avrupa kanadının isteği üzere Diyarbakır’dan Milletvekili seçildi.

Maoculuktan Kürt Milletvekilliğine uzanan siyasal yaşamı, Türkiye’deki solun siyasal macerasıdır aynı zamanda.

Kimileri onu ünlü dönekler arasında sayarlar.

Birçok kavram gibi dönekliğin de içi boşaldı ve anlamsızlaştı.

Eski zamanlarda kendini devrimci olarak tanımlayanlarla davadan dönenlerin siyasal söylemleri, ütopyaları çok farklıydı, yeri geldiğinde sol dergi, gazetelerde dönekler teşhir edilip ağır biçimde eleştirilirdi. Zaman içinde devrimciler de söylemlerini değiştirerek, ellerindeki bayrakları yere atarak döneklerin safına katıldılar.

Şimdiki zamanda ise döneklerle dönmeyenler aynı siyasal kulvarda kapitalimin nakaratlarını tekrar edip duruyorlar.

Her neyse bu yazıda niyetimiz solun günahlarını ve Cengiz Çandar’ın otobiyografisini yazmak hiç değil.

Hazreti Çandar, Barzani’nin Rûdaw kanalına konuşarak Kürt hareketinin önümüzdeki günler içinde alacağı tutum hakkında açıklamalarda bulunmuş.

Eski bir solcu olarak durum analizi yapan Çandar, halkın açılıma güvenmediğini belirterek Edirne’de yatıp duran Selo’nun acilen serbest bırakılması gerektiğini belirtmiş. Ayrıca Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olması konusunda DEM Parti’nin oyuna ihtiyaç duyulması halinde Anayasanın 42’inci ve 66’ncı maddelerde bir değişiklik yapılarak “eşit vatandaşlık” ve “anadilde eğitim” konularında adım atılması gerektiğini öne sürmüş.

Yani işin Türkçesi; “ulus devleti ifade eden Anayasa maddelerini ortadan kaldırın, oyumuz sizin” diyor.

Aslında Cengiz Çandar yeni bir şey söylemiyor, 60 yıldır Kürtçülerin söylediklerini tekrar etmiş.

“Eşit vatandaşlık ve anadilde eğitim” konularında bir Anayasa değişikliği, Meclis’te CHP’nin ve YENİ Parti’nin de desteğiyle rekor bir oyla gerçekleşecek gibi görünüyor.

Nasıl görünmesin!

Bu Meclis, tarihinin deyim yerindeyse en gerici Meclisidir.

Meclis’in hâli ortada…

“Türkiye’nin birinci partisi” olan Ana Muhalefet Partisi, AKP’den yediği şamarlarla şaşkına dönmüş vaziyette.

Muhalefetin durumu; gardı düşmüş, bilinci bulanmış rakibinden son indirici darbeyi bekleyen boksörleri andırıyor. Böyle bir durumdan toplumu önüne katıp götüren devrimci bir dalga çıkar mı?

Hiç sanmam!

Ulus devleti yok edecek girişimin kapısını aralayan, PKK’ya af getiren “çerçeve yasa” hakkında Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açma süresi 19 Ekim 2026 günü sona eriyor.

Bu konuyla ilgili 27 aydın, bir araya gelerek “Ulus Devleti Savunuyoruz” platformu kurmuşlar.

Sadece 27 aydın.

Aralarında Gökhan Çapoğlu, Ömer Faruk Eminağaoğlu, Nasuh Mahruki, Aslan Bulut, Bartu Soral gibi tanıdığım aydınlar var. Meclis’te bulunan ve ulus devleti savunan 120 Milletvekiline ihtiyaç duyulduğunu belirtiyorlar.

Meclis’te; ulus devleti, Cumhuriyet değerlerini savunduğunu, Atatürkçü olduğunu ilan edecek 120 Milletvekilinin olduğunu hiç sanmıyorum.

Bırakın 120 Milletvekilini bir Milletvekili bile çıkmaz.

19 Ekim çok uzak bir tarih değil!

Yaşayarak göreceğiz.

Bizim Milletvekilleri 19 Ekim’de ulus devleti savunmak için Anayasa Mahkemesi’nde bir dava açmak için bir girişimde bulunmaz ama 29 Ekim geldiğine Atatürkçülüğü, Cumhuriyeti savunmayı kimseye bırakmaz.

İşimiz gücümüz sahtekarlık, iki yüzlülük.

Lafta Atatürkçü…

Lafta Cumhuriyetçi…

Gerçekte ise tam bir eyyamcı…

Erdoğan da bunları çok yakından tanıdığı için onlarla kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor.

Ulus devlet, Anayasa Mahkemesi, Çerçeve Yasa dedik Cengiz Çandar’ı unuttuk.

Cengiz Çandar’ın ileriye dönük sayasal falına cevap DEM Partisi Grup Başkan Vekili Sezai Temelli’den geldi.

Sezai Temelli “Bu tür konuşmalar sadece Cengiz Çandar’ı bağlar.” Arabayı atların önüne koymaya hiç gerek yok!” dedi.

Yani işin Türkçesi “Verin ulus devleti, alın Erdoğan’ın ebedi Başkanlığını” gibi konuşmalar, uyuyanları uyandırmaktan başka bir işe yaramadığı gibi Kürdistan davasına da hizmet etmiyor” diyor.

Kendini “Kürdistani” olarak tanımlayan Cengiz Çandar, Sezai Temelli’nin konuşmalarını dinleyince ta Maocu zamanından kalma bıyıklarını sıvazlayarak hınzırca gülmüştür herhalde.

Yazar hakkında

Ferit Gültekin

Yorum bırak

4  ×    =  16

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.