Haberler

CHP’nin Hazin Sonu

En önemlisi Cumhuriyeti kuran parti, fiilen ikiye bölündü.

Özgür Özel CHP Genel Başkanı olduktan sonra ilk mesajını, Kadıköy’de Süreyya Opera binasında yapılan etkinliğe katılarak vermişti.

O dönemin HEDEP Milletvekili olan Pervin Buldan, CHP Genel Başkanlığına seçilen Özgür Özel’i “Bir Opera Gecesi” dinletisine davet etmişti.

Sanatçı Pervin Chakar’dı.

Yani Türkçe deyişle Pervin Çakar.

Pervin Çakar, sosyal medya paylaşımlarında Anadolu’nun büyük bir bölümünü “Kürdistan” olarak niteleyip Türklerin, “işgalci” ve “barbar” olduklarını öne sürüyordu.

Dinleti sonrası Özgür Özel, Kürt sanatçı Pervin Chakar’ın elini eğilerek öpmüştü.

Aslında Pervin Chakar’ın eline kondurulan bu öpücük, Kürdistan projesine olan desteğin bir ifadesiydi.

Nitekim yıllar geçti… CHP yöneticileri 2. Kürt Açılımına desteklerini gözlerini kırpmadan verdiler.

Daha bir hafta önce Özgür Özel, İngiliz The Economist dergisine verdiği demeçte Hükümetle PKK arasında yeni bir barış süreci var. Bu süreci geniş bir vizyonla destekliyoruz.” demişti.

Kadıköy’de sahneye konan CHP- PKK aşkını, “Öp Oğlum! Hanımefendinin Elini!” başlıklı yazıyla eleştirmiştik.

Bu yazıyı yazmamızın üstünden tam 3 yıl geçti.

Bu süre içinde çok şeyler değişti.

En önemlisi Cumhuriyeti kuran parti, fiilen ikiye bölündü.

3 yıl öncesine gidip bu ilgili yazıya atıf yapmamızın nedeni Kürt Açılımı konusu değildir.

Yazdığım yazıda partide iki klik oluştuğunu belirttikten sonra şöyle demiştim:

Önümüzdeki günler içinde her iki taraf, mahkemede birbirini yolsuzlukla, delegeleri parayla satın almakla suçlayacaklar. Otellerde çekilen alış-veriş videoları elden ele dolaşıyor. Pazar günü açılan döviz bürolarından otellere taşınan dolarların delegelere ulufe olarak dağıtılması,

pehlivan tefrikası gibi her yerde anlatılıyor. Yandaş basın ve devlet organları ha bire seçim arşivi oluşturuyor.

Yapılan CHP Kongresinin iptal edilmesi ve yönetimin eski başkan Kılıçdaroğlu!na teslim edilmesi ya da CHP’ye kayyum atanması gündemdedir.

Yani CHP’nin kaderi her iki durumda da Erdoğan’ın iki dudağı arasındadır.

Yüce Başkan, ne buyurursa o olacak.

El öpmek, dudak’ derken Tayyip Bey’in dudaklarına kadar geldik.

Eee… Marx, ‘Tarihte bütün olaylar, birincisinde trajedi, ikincisinde de komedi olarak yaşanır.’ derken haklı değil mi?

Etnik milliyetçilik ve mezhepçilik, bizlere seçim olayının ikincisini komedi olarak yaşatmak ve belediyeleri Tayyip Bey’in hizmetine vermek için çalışıyorlar. Biz de oynanan komediyi içimiz sızlayarak ve ancak acı acı gülümseyerek izleyeceğiz.

Daha şimdiden komedi seven herkese iyi seyirler dilerim.

Bu yazıyla ilgili olarak yanılmış olmayı çok isterdim ama ne yazık ki, gelişmeler beni haklı çıkardı.

100 yıllık partiyi ele geçirmiş güruh, son günlerde ülke sorunlarını önemsemeden ve Cumhuriyet değerlerine karşı hiçbir vefa duygusu hissetmeden kendi aralarında kanlı bir hesaplaşmaya girdiler.

Kılıçdaroğlu ile Özür Özel- İmamoğlu kliklerine yakından baktığımızda:

  • Her iki taraf da Cumhuriyet düşmanıdır.
  • Her iki taraf da ABD- AB işbirlikçisidir.
  • Her iki taraf da ulus devlet düşmanı olduklarından dolayı Türkiye’nin federal devletlere bölünmesi fikrini destekliyorlar. Bu yüzden dolayı Avrupa Özerklik Şartı’nın çekincelerinin kaldırılmasını, yaptıkları Kurultayda oy birliğiyle karar altına aldılar.
  • Her iki taraf da liberal ekonomi taraftarıdır.
  • Her iki taraf da Türklüğe ve Atatürk’e düşmandır.
  • Her iki taraf da parti organları üstünde tepinmek ve belediyeleri yağmalama konusunda hemfikirdirler.
  • Her iki taraf da Kemalizm karşıtı olan Aslan Sosyal Demokratlardır.

Buna benzer bir sürü zaafı olan bu guruplar, sürdürecekleri kavgayla Erdoğan rejiminin ekmeğine yağ sürecekler. Erdoğan bunları birbirine kırdırarak egemenliğini iyice pekiştirecek.

Atatürk, verilen bir mücadelede Genel Kurmayın önemini altını çizerek belirtmişti. Bir Genel Kurmay; önünü göremeyecek kadar körse, ideolojik olarak düşmanın fikirlerini benimsemişse, kişisel zaafları içinde barındırıyorsa yenilgi kaçınılmazdır. Yukarıda sıraladığım maddelerle sakat olan bu guruplar; söyledikleriyle, yaptıklarıyla ancak saraya hizmet ederler.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen panelde Orta Doğu’daki rejimleri değerlendirirken “…Zaten hiçbir zaman gerçek bir demokrasimiz olmadı. Ben bir demokrasi görmüyorum. İsrail kendisinin bir demokrasi olduğunu iddia edebilir ama bu bölgede gerçekte en iyi işleyen şey, ister beğenin ister beğenmeyin ‘hayırsever bir monarşi’ olmuştur. İşleyen model budur.” demişti.

Türkiye’de yaşanan süreç bizi Tom Barrack’ın işaret buyurduğu “Hayırsever bir monarşiye” doğru hızla götürüyor.

Hayırsever bir monarşinin” en büyük engeli oluşturan ve içinde laik, Cumhuriyetçi kesimleri barındıran CHP’nin aşılması sorunu vardı.

Bu sorun; Cumhuriyetçi kesimlere yapılan operasyonlarla ve CHP’nin yönetimine bu kadroları yerleştirerek aşıldı.

Marx’ın dediği gibi cici demokrasi sahnesinde “komedi” olarak izlerken; ihanetleri, yalanları, Bürütüsleri, çete kavgalarını, Cumhuriyetin burçlarına karşı devrimin bayrağının dikilişini, ne yazık ki hep birlikte ibretle seyredeceğiz.

Yazar hakkında

Candan Yılmaz

Yorum bırak

1  +  2  =  

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.