Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Çanakkale Savaşı ve Anzaklar

“ Çanakkale içinde, Aynalı Çarşı
Ana ben gidiyom, Anzak Koyu’na
Ayin yapacaaz, Sabaha karşı.”

Her mart ayı geldiğinde, yurt çapında, Çanakkale Savaşı’nı Anma etkinlikleri düzenlenir. Camiden, kışlaya, okuldan meclise kadar değişik alanlarda “ Çanakkale Geçilmez” söylemiyle nutuklar atılır. Savaşta askerin içtiği buğday çorbası, hoşaf öğrencilere, halka dağıtılarak askerimizin çektiği sıkıntılar hissettirilmeye çalışılır. Belediyelerce ücretsiz Çanakkale’ye geziler düzenlenir. Her yıl artan ölçüde Çanakkale Savaşı dini mesajlarla açıklanmaya çalısılarak ay tamamlanır.

Nisan ayında bu kez “ Yabancı Güçler” devreye girer. Taa binlerce kilometre uzaktan Avusturalya, Yeni Zellanda’dan Anzak’ların torunları, binlerce turist Çanakkale’ye akın eder.Eh! Savaş, acılar 100 yıl geride kalmıştır.Şimdi barış zamanıdır.Turizimciler,otelciler, Çanakkale esnafı; Sterlinler, Dolarlar geliyor diye ellerini oğuşturmaya başlar. Basında; “ Anzaklar geldi, turizimcilerin yüzü güldü. Oteller tıka basa doldu. Esnaf, sevinçten göbek atıyor” haberlerini sık sık duyar ve görürsünüz. Her Nisan ayında Çanakkale’yi deyim yerindeyse istila eden Anzak’lar kimlerdir? Yüz yıl önce niye geldiler, torunları büyük kalabalıklarla niye geliyorlar? Bu soruların yanıtlarını bulmak gizlenen bazı gerçekleri öğrenmek için 1900’lü yıllara gitmemiz gerekiyor.

Yirminci yüzyılın başında İngiltere ve Fransa denizlere, kıtalara sahip olarak büyük sömürge imparatorlukları kurmuşlardı. Uluslaşma sürecini geç tamamlayan Almanya, 1870’li yıllardan sonra ekonomik, askeri alanda atılım yaparak dünyanın, sömürgelerin yeniden paylaşımı için ortaya çıkmıştı. İngiltere, Fransa, Çarlık Rusya’sı arasında birlik oluşurken, Almanya, yanına Osmanlı Devletini, Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nu ve Bulgaristan’ı almıştı. Bu kamplaşmada İngiltere ve Fransa kendi ayrıcalıklı konumlarını korumaya çalışırlarken diğer yandan Osmanlı’yı parçalayarak topraklarına, zenginliklerine el koyma, Almanya’yı frenleyip, durdurma politikası uyguluyorlardı. Rus Çarlığı ise yüzyılın başında Japonlardan yedikleri darbeyi atlatmaya çalışırken, İngiltere, Fransa ile anlaşarak Osmanlı’dan koparacakları payla, sıcak denizlere inmenin peşindeydi. Almanlar ise yeni yükselen genç emperyalist bir ülke olarak; İngiltere, Fransa gibi büyük denizlerde iddiası olamadığından kara devleti olarak doğuya yönelerek, Osmanlı toprakları üzerinden giderek, Anadolu, İran, Türkistan, Çin’e kadar egemen olacak Alman – İslam İmparatorluğu kurma planları yapıyordu. Bu amaç doğrultusunda milyonlarca Alman Türkistan’a yerleştirildiler. Bugün de bu Almanlar Türkistan coğrafyasında varlıklarını sürdürüyorlar. Bu ortamda 1. Dünya Savaşı başladı. İngiltere, Fransa zor durumda olan Çarlık Rusya’sına yardım etmek, İstanbul’u ele geçirerek Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak için çok güçlü donanmalarıyla Çanakkale önlerine geldiler. Almanlar, doğu planlarını bozmaya yönelik bu harekete karşı silah ve komuta alanlarında Osmanlı’ya yardımcı oldular. İtilaf Devletleri savaşı kazanmak için yarım milyona yakın asker yığdılar Çanakkale’ye. Kendi ülkelerinin yanında, sömürgelerden topladıkları askerleri de sürdüler savaşa. Avusturalya’dan, Yeni Zellanda’dan Anzaklar, Hindistan’dan Gurkalar, Cezayir, Senegal, Fas, Sudan’dan Araplar, Müslümanlar, Katırcı Birliği’nde Yahudiler, Adalardan toplanmış Rumlar vardı. Anzaklar, 25 Nisan 1915’te Gelibolu yarımadası’na çıkarma yapılmasından savaşın sonuna kadar 25 bin kişi kayıp verdiler. Anzaklar yalnız Çanakkale’de Türklere karşı değil, 20.yüzyıl boyunca Kore, Malezya, Endonezya, Vietnam, Irak gibi ülkelerde İngiliz ve ABD emperyalizminin çıkarları uğruna kan döktüler.

Avusturalya Hükümeti Gazilerle ilgili İşler Dairesi Web Sitesi şöyle yazıyor:
“ …1920’lerde Avusturalya’da Anzak Günü törenleri yapıldı. Bütün eyaletler Anzak Günü’nü resmi tatil olarak kabul etti. 1940’larda 2.Dünya Savaşı gazileri ülkenin dört bir yanındaki geçit törenlerine katıldılar. Daha sonraki yıllarda Kore, Malezya, Vietnam ve Irak’taki çatışmalardan dönen erkek ve kadın askerler; müttefik ülkelerden gaziler ve barışı koruma görevlileri geçit törenlerine iştirak ettiler. 1960’larda ve 1970’lerde, törenlere katılan insanların sayısı, Avusturalyalılar Anzak Günü’nün uygunluğunu sorguladıkça düştü. Bununla birlikte 1990’larda Avusturalya genelinde Anzak Günü’ne olan ilgi, özellikle gençlerin katılımı birçok kişinin Gelibolu Yarımadası’na “HAC ZİYARETİ” yaparak Şafak Ayini’ne katılmalarıyla artış gösterdi.

“Anzac Day history”,Australian Govenment, 2019 https/ WWW.dva.gov.au
Neymiş, Anzaklar Gelibolu’yu HAC MERKEZİ yapmışlar da haberimiz olmamış. Şu Anzaklar madem birçok ülkede İngiliz, ABD çıkarları uğruna savaşmışlar, örneğin Vietnam’a, Kore’ye, Malezya’ya, Endonezya’ya, yanı başımızda Irak’a binlerce kişiyle çıkarma yapıp hac ziyaretlerini yerine getiriyorlar mı acaba? Yoksa yalnızca Türkiye’yle sınırlı mı ziyaretleri? Bir tek Türkiye’yse neden acaba? Olayın nedenine geçmeden önce şunu belirtmekte fayda var. Anzak denilen paralı askerler İngiliz çıkarları uğruna Çanakkale’ye gelip diğer suç ortaklarıyla birlikte 211 bin askerimizin ölümüne neden oldular. Gelişleri düşmancaydı.Yaptıkları marifetmiş gibi her yıl gelip burada törenler düzenlemeleri saçmalığın ötesinde Mehmetçiğe de hakarettir. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir saçmalık görülmez. Arıburnu Koyu’nun adının “ Anzak Koyu” olarak değiştirilmesine kimler karar verdi? Bu törenlerin gelenekselleşmesine kimler kapı araladı? Bugün Anzakların açtığı yoldan İngilizler, Fransızlar da gelip; “13 Kasım 1918’de İstanbul’u işgal etmiştik, biz de İstanbul’da işgal törenleri yapmak istiyoruz” derlerse ne diyeceksiniz? Yunanlar, İzmir’i, Ege’yi,Marmara’yı işgal törenleri düzenlemeye kalkarlarsa ne diyeceksiniz? Ey! Osmanlı’nın torunları, siz de Anzaklar gibi ,örneğin Rusya’ya gidip “ biz Kırım’da savaş yaptık. Burada şehitlerimiz var. Kırım’da her yıl törenler düzenleyeceğiz”, ya da Avusturya’ya gidip; “İki kez Viyana’yı kuşattık ama alamadık, bu uğurda çok şehit verdik. Şehitlerimizi anmak, ruhlarını şad etmek için törenler düzenleyeceğiz” derseniz Ruslar, Avusturyalılar size ne der, neler söylerler? Hadi ben söylemeyyim de ayıp olmasın. Hiçbir ülke böyle bir aşağılanmayı kabul etmez.
25 Nisanda , Gelibolu Yarımadası’da Şafak Ayini törenleri uluslararası bir nitelik kazanmaya başladı. İngiltere prensinden Avusturalya, Yeni Zellanda hükümet temsilcilerine kadar birçok kişi törenlere katılıp boy gösteriyor. Bu yıl 2 gün incesinden çıkarılan ; “Şafak Ayini’ne saldırmak için hazırlık yapan İŞİD üyesi militan Tekirdağ’da yakalandı” sahte haberiyle Şafak Ayini’ne Türklerin katılımı yasaklandı.”

25 Nisanda , Gelibolu Yarımadası’da Şafak Ayini törenleri uluslararası bir nitelik kazanmaya başladı. İngiltere prensinden Avusturalya, Yeni Zellanda hükümet temsilcilerine kadar birçok kişi törenlere katılıp boy gösteriyor. Bu yıl 2 gün incesinden çıkarılan ; “Şafak Ayini’ne saldırmak için hazırlık yapan İŞİD üyesi militan Tekirdağ’da yakalandı” sahte haberiyle Şafak Ayini’ne Türklerin katılımı yasaklandı.”

Anzak Koyu”ndaki Şafak Ayini’ne ABD Elçiliği’nden bazı diplomatlar da katılarak toplantıyı şereflendirdiler (!) ABD Dışişleri Bakanı, 24 Nisan 2019 tarihinde “Anzak Günü” ile ilgili açıklamasında: “…Avusturalya, Yeni Zellanda ve ABD arasındaki bağlar güçlü ve istikrarlı olmaya devam etmektedir. Hergün Hint-Pasifik bölgesinin ve dünyanın her yerindeki özgürlüğü ve güvenliği korumak için işbirliği yapıyoruz. Bu Anzak Gününde Avusturalya’lı ve Yeni Zellanda’lı dostlarımızla birlikte Büyük Savaşın tarihi mirasını hatırlıyor, ülkelerinin ve yurttaşlarının hürriyetlerini ve güvenliklerini korumak için canlarını veren cesur erkek ve kadın askerleri hayırla anıyoruz. ”ABD Dısişleri Bakanlığı, ABD Ankara Elçiliği basın açıklamaları ve twitter hesaplarındaki açıklamalarda, vatanlarını savunurken ölen Türk askerleri ile ilgili tek bir olumlu cümle yok. Çanakkale’de ölen Türk tarafı yok sayılıyor.İşte açıklama:” Dün Maslahatgüzar Hovenier ile birlikte ABD Büyükelçiliği’nden ve ABD İstanbul’dan ABD’li diplomatlar, Anzak Koyu’ndaki Şafak Ayini’ne Avusturalya ve Yeni Zellanda’lı müttefiklerimize katılmaktan onur duydular.” Hani strtejik müttefik Türkiye nerede? Ev sahibi ülkeye tek bir olumlu laf etmez mi adam? Hazretler okyanusta küçücük bir sömürge adasında devlet töreni yapıyorlar sanırsınız.

Şimdi de 26 Nisan 2016 Tarihli TRT haberi: “Moğalistan’ın başkenti Ulan Bator’da Türk, Avusturalya’lı, Yeni Zellanda’lı ve İngiliz toplulukların katılımıyla anma töreni düzenlendi. Çoyjin Lama Manastırı’ndaki Müze’nin bahçesinde düzenlenen Anzak töreni, Avusturalya, Türkiye ve Yeni Zellanda milli marşlarının çalınmasıyla başladı. Şafak vaktinde düzenlenen törene Türkiye’nin Ulan Bator Büyükelçisi Murat Karagöz…” diye devam ediyor.

Dünyanın öbür ucunda ,karganın kahvaltısını yapmadığı bir zamanda neyin anması bu? Korkarım ki çok uzak olmayan bir zamanda dünya çapında “ Sevgililer Günü”, “ Anneler Günü”, “Babalar Günü” gibi “ Anzaklar Günü” nü de göreceğiz.
İşin ilginç yanı, “ Anzak Koyu”nda, “Şafak Ayini”nde bir Türk subayına mutlaka söyletilen, Atatürk’e ait olduğu iddia edilen bir söz var. Şöyle:

“Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana koyun koyunasınız… Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı siliniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” Bu konuşma metnine daha sonraki yıllarda; “…bizim için Johnnyler ile Mehmetler arasında bir fark yoktur” cümlesi de eklendi. Atatürk, işgalci bir ordunun askerleriyle Mehmetçik arasında fark yoktur diyebilir miydi? Atatürk, kimlere dost, kimlere düşman denileceğini bilecek kadar akıl sahibi bir asker ve devlet adamıydı. Atatürk’e ait olduğu söylenip uydurulan bu söz, bütün devlet adamlarının ağzında dolaşıp duruyor. Çanakkale Savaşı ile ilgili her metinde karşımıza çıkıyor. Atatürk’ün düşünceleri,kendisi , Batı kapitalizminin ve onların işbirlikçilerinin çıkarları uğruna kullanıldığı ayrı bir yazı konusu olduğundan kısaca değinip geçiyoruz. Araştırmacı yazar; Cengiz Özakıncı olayı tarihsel süreçleriyle ele alıp belgeleriyle birlikte açıklıyor. Merak edip ilgilenenler; www.butundunya.com.tr’den inceleyip, öğrenebilirler.
Bildiğiniz gibi 2 binli yılların başında, “15 günde 15 yasa” sloganıyla batılı ülkelerin istediği yasal değişiklikler yapıldı. AKP Hükumetleri döneminde de “Avrupa Birliği’ne Uyum Süreçleri” adı altında devam etti. Devletler arasında karşılıklılık kuralı kaldırılarak yabancılara toprak satışı yasal hale getirildi. Yasanın değişmesinden bu yana ülke topraklarının yirmide biri yabancılara satıldı. Daha ne kadarı satılacağı belli değil. Mütarekeci Basın; televizyonlarda gazetelerde yabancılara toprak ve emlak satışını överek; “…Yabancıların son zamanlarda Türkiye’ye ilgisi arttı. Ekonomi canlanıyor” biçiminde veriyor. Sanki Türkiye, dünya çapında bir pop yıldızı…Magazin haberlerinin baş tacı. Aslında olan, Türk Lirası’nın yabancı paralar karşısında değerinin düşmesiyle, “batan geminin malları”nın yağmalanmasıdır. Batı kapitalizminin Kurtuluş Savaşı döneminde alamadıkları toprakları dolar, Sterlin bastırarak alıyorlar. Alanya; Alman ve Ruslar’a, Fethiye Fransızlar’a, Didim İngilizlere satılırken, Çanakkale’de Avusturya ve Yeni Zellandalılara satılıyor. İngiltere’nin kontrolünde Anzakların torunları yoğun olarak Çanakkale’den toplu araziler satın alıyorlar. Türkiye’nin Ege, Akdeniz kıyılarında binlerce sene önce olduğu gibi koloniler oluşturuluyor. Böyle devam ederse Ege, Akdeniz kıyıları yabancıların eline geçecek. Trakya’da, GAP Bölgesinde, Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Karadeniz Bölgesi’nde, Türkiye’nin güney illerindeki satışları ibretle seyrediyoruz.

Akıllı bir insan, yalnızca kendi deney ve tecrübelerinden değil, başkalarının deney ve tecrübelerinden de öğrenip faydalanabilir. İşte, topraklarını yahudilere satan Filistinlilerin acıklı durumu ortada. Sonuçta bu topraklarda nasıl yaşayacağımıza biz karar vereceğiz.

81 Pings & Trackbacks

  1. Pingback:

  2. Pingback:

  3. Pingback:

  4. Pingback:

  5. Pingback:

  6. Pingback:

  7. Pingback:

  8. Pingback:

  9. Pingback:

  10. Pingback:

  11. Pingback:

  12. Pingback:

  13. Pingback:

  14. Pingback:

  15. Pingback:

  16. Pingback:

  17. Pingback:

  18. Pingback:

  19. Pingback:

  20. Pingback:

  21. Pingback:

  22. Pingback:

  23. Pingback:

  24. Pingback:

  25. Pingback:

  26. Pingback:

  27. Pingback:

  28. Pingback:

  29. Pingback:

  30. Pingback:

  31. Pingback:

  32. Pingback:

  33. Pingback:

  34. Pingback:

  35. Pingback:

  36. Pingback:

  37. Pingback:

  38. Pingback:

  39. Pingback:

  40. Pingback:

  41. Pingback:

  42. Pingback:

  43. Pingback:

  44. Pingback:

  45. Pingback:

  46. Pingback:

  47. Pingback:

  48. Pingback:

  49. Pingback:

  50. Pingback:

  51. Pingback:

  52. Pingback:

  53. Pingback:

  54. Pingback:

  55. Pingback:

  56. Pingback:

  57. Pingback:

  58. Pingback:

  59. Pingback:

  60. Pingback:

  61. Pingback:

  62. Pingback:

  63. Pingback:

  64. Pingback:

  65. Pingback:

  66. Pingback:

  67. Pingback:

  68. Pingback:

  69. Pingback:

  70. Pingback:

  71. Pingback:

  72. Pingback:

  73. Pingback:

  74. Pingback:

  75. Pingback:

  76. Pingback:

  77. Pingback:

  78. Pingback:

  79. Pingback:

  80. Pingback:

  81. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :