Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

İbrahim Tatlıses Her Dönemin Adamıdır

Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ve Vali Yardımcısı Yeliz Yıldızhan devlet adına yapılacak işleri konuşmak için bir araya gelmişler. Toplantı gündeminde görüşülmesi gereken ve başlarına dert olan sadece bir madde varmış.

“Nedir o başlarına dert olan sorun?” diye sorarsanız hemen söyleyeyim. Bizim Şanlıurfa ilimizin hiçbir derdinin olmamasıymış.

Vatandaşların her türlü derdi; kamu yöneticileri ve yerel idare yetkilileri tarafından tümüyle çözüme kavuşturulmuş.

İl sınırları içinde yaşayanlar çoktandır dert diye bir şeyle hiç karşılaşmamışlar.

Bu yüzden dolayı da işsizlikten yöneticilerin canları çok sıkılıyormuş.

Şanlıurfa Valiliği; hemen Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Kuş’a, Hafiliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’a, Karaköprü Belediye Başkanı Mettin Baydilli’ye, Viranşehir Belediye Başkanı Salih Ekinci’ye, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Mehmet Açıkgöz’e ve ildeki tüm kamu kurum kuruluşları temsilcilerine haber uçurarak, “Tez zamanda gelin!” talimatı verilmiş.

Emir büyük yerden gelince ve iş olmadığından dolayı boş boş oturup duran yöneticiler, makam araçlarına atladıkları gibi soluğu vilayette almışlar. Toplanan yetkililere Vali Bey, “Arkadaşlar! Biz valilik makamı olarak ortada çözülecek bir sorun bırakmadık. Sizin yetkili olduğunuz alanlarda bir dert, bir tasa, vatandaşın bir şikayeti filan kaldı mı? Söyleyin hemen çözelim.” deyince salondaki tüm yetkililer kocaman bir “Hayır!” çekmişler.

Bu yanıtı alan Vali Bey, “O zaman bana yapılması gereken bir şey, bir iş önerin.” demiş.

Validen emir gelince herkes derin derin düşünmeye başlamış. Cesaret alıp konuşanların içinden hiçbiri doğru dürüst bir öneride bulunamamış. İpe sapa gelmez düşünceler öne sürülünce de Vali Bey kızarak onları bir güzel azarlamış.

Uzun süren toplantıda, estirilen beyin fırtınaları sonucunda Şanlıurfa’nın yetiştirdiği büyük bir şahsiyet olan İmparator İbrahim Tatlıses’in doğduğu mağaranın bölge turizmine kazandırılması ve İmparator’u bugünkü ve gelecek kuşaklara daha iyi tanıtmak amacıyla mağaranın müzeye dönüştürülmesi kararına varılmış.

Alınan bu karara çok sevindik.

Kendi payıma konuşacak olursam çok duygulandım.

Haberi alan Şanlıurfalılar sokaklara dökülüp sokaklarda gösteri yapıp, sevinçten gözyaşı dökmüşler. Haber önce Irak’a oradan da ta İsrail’e kadar gitmiş. Kudüs’teki İbo hayranları meydanlarda halay eşliğinde zılgıt çekmişler. Orta Doğuda birden barış rüzgarları esmiş. Yahudilerin bu sevincine Filstinliler de katılmışlar.

Kısa süreliğine de olsa Filistin’de silahların patlamaması Amerika’dan Biden’i ve Rusya’dan Putin’i çok sevindirmiş.

A Haber’den tüm bu haber görüntülerini izleyen İbrahim Tatlıses çok duygulanmış ve on kilo çiğ köfte yoğurarak dünya liderlerine kargoyla göndermiş.

Gönderilen her paketin içine İngilizce olarak yazılmış, “Bu çiğ köfte girerken de yakar, çıkarken de yakar ona göre çok dikkatli olun!” bilgi notunu eklemeyi de ihmal etmemiş.

Haberleri incelerken İbo’nun içinde doğduğu, yaşayıp büyüdüğü mağaranın fotoğrafını görünce içime bir kurt düştü.

Bu kadar küçük bir oyuğa bir kişi bile sığamaz. Nasıl oluyor da İbo burada doğup büyüyor, hayatını sürdürüyor?

Olamaz!

‘Bu işte bir bit yeniği var’ diyerek işe koyuldum.

Biz Horozlu Ayna yazarlarında, “Şeytan ayrıntıda gizlidir” prensibinden yola çıkarak sorgulama ve verilen bilgiyle yetinmeme gibi bir anlayışımız var.

İbrahim Tatlıses, bir mağarada doğdu ve yaşadı.” şehir efsanesi ile kuşaklar büyütüldüler, yetiştirildiler.

Bu şehir efsanesinin doğru olup olmadığını araştırmaya başladım.

Araştırmalarım beni 23 Mart 2013 tarihli urfahaber24.com sitesinin “İbrahim Tatlıses’in Evi Müze Yapılsın” haberine kadar götürdü.

Şanlıurfalı şair ve bestekar, dernek başkanı Müslim Dişikırık ile İbrahim Tatlıses’in çocukluk arkadaşı Mustafa Kama gerçek mağaranın yerini, çekilen videoda göstermişler.

Mustafa Kama videoda şöyle diyor, “Ben çocukluğumdan beri İbrahim Tatlıses ailesinin içindeyim. Rahmetlik İbrahim Tatlıses’in babası Ahmet Amca burada mağarada kuşlarını, şahinlerini, kekliklerini burada büyütüp beslerdi. Ayrıca burada yıkılan bir oda vardı, 9-10 çocuk orada büyüdü. Şimdi kalkıyorlar bu İbrahim Tatlıses’in mağarası diyorlar olan olmayan yerleri gösteriyorlar…”

Yerel yöneticiler ve devlet yetkilileri bu işe el atarak İmparator’a layık bir mağara yaratmayı başarmışlar. Yalnız aklımdaki mağara algısına hiç benzemiyor.

Bu resimde mağaranın içini gösteriyor.

İbrahim Tatlıses’in küçükken içinde köpük banyosu yaptığı küveti.

Gördüğüm kadarıyla “İbrahim Tatlıses’in Mağarası” diye İç Anadolu’da Peri Bacaları Bölgesinde turistik amaçla oyulup turistlerin zevklerine göre döşenen oyma evlerin bir benzerini Şanlıurfa’da yaratmışlar ve ona da “İbrahim Tatlıses’in mağaradan” evi demişler.

2013 yılında İbrahim Tatlıses’in mağarasını o zamanın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de ziyaret etmiş.

Anlaşılan 10 -15 yıllık bir projeyi kamuoyunun gündemine ısıtıp ısıtıp getiriyorlar.

Bu yürütülen kampanya, mağarada doğup İmparatorluğa kadar yükselen bir Kürt’ün hakkında üretilen efsanelere hizmet ediyor. Aynı zamanda magazinsel -turistik bir mekan yaratılarak medya haberleriyle iyice uyuşturulmuş insanların daha da aptallaştırılmasına yarıyor.

70’li ve 80’li yıllarda başında Semavilerin olduğu gazete ve dergilerin yarattığı bir kahramandır (!) Tatlıses. Onun gibi emeğiyle geçinmekte zorlanan eğitimsiz birinin bile kötü giden kaderini yenebileceği gösteren bir örnektir. Topluma verilen, ‘Aklını sesini, vücudunu, güzelliğini kullanmasını bilenler kadına, paraya, şöhrete kavuşabilirler’ mesajıdır.

İbo’un her dediği haber, her yaptığı olaydır.

İmparatorumuzun bir dönem kadın dövme gibi bir hobisi vardı. 80’li ve 90’lı yıllarda bu konu sık sık gündeme geliyordu. İbo, kadın ve sopa ilişkisini gazetelere verdiği demeçlerde açıklıyordu.

Kadınları da kategorilere ayırarak kendine göre bir teori yaratıyordu.

İbrahim Tatlıses’in kadınlarla ilgili fikirlerine ve şiddet uygulamalarına karşı feminist çevrelerden ciddi hiçbir karşı duruş görmedik. Onlar bu üç maymun davranışlarıyla İbo’yu hep desteklediler. “Mağaradan çıkan Kürt” imajının sarsılmasından mı çekindiler acaba?

“Erkek egemen ideoloji, zorba erkek şiddeti” kavramları, Kürt erkeğine gelince buharlaşıp uçuyor mu?

“Zorba erkek” sadece Türk erkeğinden mi ibaret?

Mağara projesine katkı olsun diye ben de bir öneride bulunayım.

Devlet yetkilileri ve yerel yöneticiler, İbo’nun mağarasının yanına bir mağara daha yaptırsınlar. Ve bu mağaranın içine de geçmiş zamanın İbo’yu haber yapan gazete kupürleri, İbo’nun demeçleri, beraber olduğu kadınların bu konudaki düşünceleri, patlak dudaklı, kapanmış gözlü fotoğrafları da konulsun. Mağaranın girişinin üstüne de “Erkek Dediğin Sever de Döver de” dövizi mutlaka asılsın.

Müze görevlileri de mutlaka Kürt feminist kadınlardan seçilsin derim.

İmparator’un; şarkıcı,yorumcu, besteci, söz yazarı, çiğ köfte yoğurucusu, demir ustası, film aktörü, film yönetmenliği, iş adamlığı, kabadayılık gibi sayılamayacak kadar çok olan meslekleri ve yetenekleri vardır.

İbo aynı zamanda çok iyi bir Reis hayranıdır.

9 Eylül 2019 tarihinde Sabah gazetesiyle yaptığı röportajda,”Erdoğan beni nereye çağırırsa giderim. Ölene kadar yanındayım.” demişti. Aynı yazıda “…Kenan Evren ve Turgut Özal’ın da olduğu bir gecede Kürtçe bir şarkı söyledim. Hatta Kenan Evren şarkı söylemeye başlayınca kalkıp gitti. ‘Tepki göstermek için gitti’ denildi ama sonra beni aradı, ‘Kusura bakma, ilaç saatim vardı o yüzden gittim, yanlış anlama’ diye açıklama yaptı.” diyor.

Ülkenin Amerika’daki gibi eyaletlere bölünmesi gerektiğini savunan ve devletin “İslami bir rejime dönüştürülmesi” gerektiğini devlet arşivine sokan bir diktatörün, İmparator’la farklı bir cephede olması mümkün değildir.

İmparator’a, yıllar sonra çözüm süreci döneminde Diyarbakır’da Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte sahneye çıkarak Kürtçe şarkı söylemek nasip oldu.

Burası Türkiye, siyaset sahnesi çok kaygan ve değişken.

Ama Reis’le ama Kılıçdaroğlu ile yine Diyarbakır’da sahneye çıkıp Şivan Perwer’in “Megri Megri” şarkısını söylemek İmparator’a yeniden nasip olabilir.

Şanlıurfa’da İbo’nun mağarası müze oluyor. Yakın çevrede olanlar, Göbeklitepe’yi görmeye gelenler mutlaka gidip mağarayı da görecekler. Müzeden, İbrahim Tatlıses’e hayranlıkları bir kat artmış olarak ayrılacaklar. Batılı ülkelerde görülen müze ev zincirine İbrahim Tatlısesin mağarası, “Mağara müze” olarak eklendi.

Yurdun batısında oturanlar için de devlet kollarını sıvamalıdır.

Aynı mağaranın tıpa tıp benzerleri Bodrum’da, Çeşme’de, Kuşadası’nda İzmir’de , İstanbul’da yaşayan insanlar için yapılıp hizmete açılmalıdır. Bu yerleşim yerlerinde yaşayanlar da bu değerli hizmetten yararlanmalıdırlar.

Müzeyi gezen yoksul insanlar hiç olmazsa mağarada doğan bir çocuğun medya elinden tutup reklamını yaptığında nerelere kadar tırmanabileceğini görerek, kendileri ile ilgili boş hayallere dalarak, mutlu olurlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :