Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Koyun Sürüsü

Adım adım 2023’e doğru ilerliyoruz.

Şurada ne kaldı ki?

Temmuzu saymazsak topu topu beş ay var. Beş ay dediğin su gibi akıp gider.

Nebati’nin dediği gibi gözlerimizi bir kapatırız, açtığımızda kendimizi 2023’ün içinde buluveririz.

2023 deyip geçmeyin, bu tarihe siyasilerimiz çok anlamlar yüklediler.

2023’le birlikte bu ülkede çok şeyler değişeceğini siyasi büyüklerimiz her fırsatta dile getirdiler.

2023, Cumhuriyet’in 100. yıl dönümü…

2023 yılında Cumhuriyet defterini kapatıp yeniden Osmanlı’ya döneceğimiz söyleniliyor.

Yapılan hazırlıklara bakarak bu projenin hayata geçirileceğini düşünüyorum.

Ne yöne baksam Osmanlı’yı hatırlatan uyaranlarla karşılaşıyorum. Televizyonların kadın programlarında Türk Mutfağı gitmiş onun yerini Osmanlı Saray Mutfağı almış. Yemek yapan aşçılar bile Osmanlı uzmanı olmuşlar. Yaptıkları yemekten daha fazla Osmanlı’yı anlatıp, övüyorlar.

Sokağa indiğimizde mehter gösterileriyle karşılaşıyoruz. Arabaların arkasında Osmanlı armaları yapıştırılmış. Dükkanlarda, mağazalarda Osmanlı’yı hatırlatan yazılar, semboller…

Milletçe Yeni Osmanlı’nın gelmesini dört gözle bekliyoruz gibi bir hava estiriliyor. Cumhuriyet yönetiminin kötü uygulanan özellikleri abartılı bir biçimde eleştirilerek Osmanlı göklere çıkarılıyor.

2023’de sanki bir kapıdan cennete girecekmişiz gibi anlatılıyor.

Tarih cahili olan halkımız, bu tür yalancı dolmaları afiyetle yutuyor.

Bizler, Cumhuriyet yönetiminde bu ülkenin yurttaşlarıyız.

Yasalar karşısında hepimiz eşitiz.

Osmanlı’ya geri döndüğümüzde reaya olacağız.

Vikipedi, reaya sözcüğünü şöyle anlatmış.

Reaya, Farsça’da ‘yönetilenler’ anlamına gelen bir toplumsal sınıftır. Terimin ilk olarak İran coğrafyasında ortaya çıktığı, daha sonra Selçuklular aracılığıyla Osmanlı Devleti’ne geçtiği tahmin edilmektedir. Reaya sınıfının görevi üretim yapmak ve vergi vermektir. Kelimenin diğer anlamı ‘koyun sürüsü’dür…

Bu paragrafı okuduğumda reaya olmaya çok hazır olduğumuzu gördüm. Reayanın görevi ne imiş?

Üretim yapmak ve vergi vermekmiş.

Asgari ücretle çalışarak, vergilerimizi vererek reayalık görevimizi eksiksiz yerine getiriyoruz.

Ne de olsa koyun sürüsüyüz.

Çok çalışarak, çok üreterek, çok vergimizi vererek sığır sürüsü de olmaya hak kazanabiliriz.

Osmanlı’da, 18. yüzyılda Defterdar Sarı Mehmet Paşa, yazdığı eserinde ‘koyun sürüsünü’ “yaratıcı Tanrı’nın bir emaneti” olarak nitelendirerek bu ayak takımının yöneticiler gibi giyinmesinin ve ata binmesinin yasaklanması gerektiğini savunarak vergi verenlerin azalmaması için bu kesimin askeri sınıftan uzak tutulması gerektiğini ifade etmiştir.

Osmanlı’da ‘koyun sürüsü’nün çobanı olan padişahlar, “Allah’ın emaneti olan bu koyun sürülerine çok iyi bakarlardı. Onların sütünden, yününden,etinden faydalanırlardı. Özellikle vergi ödemelerinde sağma işini çok iyi yaparlardı.

2023 geldiğinde Cumhuriyetin özgür yurttaşlığından koyun sürüsünün bir üyesi olmaya terfi edeceğiz.

Birçok çevre, gecelerini gündüzlerine katarak bu kutsal amaca ulaşmak için ter akıtıyor.

Özellikle tarikatlar, cemaatler kendilerine bağlı müritlerini çok iyi eğitiyorlar.

Türkiye’de en örgütlü tarikatların başında Menzil tarikatı gelir. Adıyaman merkezli bu tarikatın el atmadığı, uzanmadığı bir alan yoktur. Orduda, jandarmada, poliste, bürokraside, hızla örgütleniyor. En örgütlü olduğu bakanlık Sağlık Bakanlığı’dır. Milli Eğitim’de ve diğer bakanlıklarda da sözleri geçiyor.

Menzilciler, tarikat liderlerine “Gavs” diye hitap ediyorlar. Menzil Tarikatı Lideri Abdulbaki Erol’un torunu Seyid Abdulbasid El Hüseyni, evlenirken gösterişli bir tahta oturması tarikat içinde tartışmalara neden olmuştu.

Tarikattan Fevzettin Erol’un homurdananlara verdiği yanıt bir ibret vesikasıdır. Tarikat içindeki hiyerarşiyi ve insanın düşürüldüğü sefil durumu en açık bir biçimde bizlere gösteriyor. ‘İslamiyet’te kölelik yoktur.’ diyenlerin kulakları çınlasın. Kısa olan bu videoyu dikkatle izlemenizi diliyorum.

Bu video sadece bir tarikat içindeki yapılanmayı bizlere göstermekle kalmıyor aynı zamanda aklımızı başımıza almazsak, ileride tüm ulusumuzun emperyalizmin ve siyonizmin ajanı olan Ermeni, Kürt, Arap seyhlerinin kölesi olacağını da bizlere anlatıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :