Haberler

Kirli Çamaşırlar

Birbirleri hakkında söyledikleri her şey doğrudur.

Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı, şair Özdemir İnce, 21 Mayıs tarihli, “Sinan Oğan ve Ümit Özdağ’ın dikkatine” ibareli bir yazı kaleme almış ve adını andığı kişilere Erdoğan’ın zihniyet dünyasını anlatmaya çalışmış.

Yazısında Metin Sever-Cem Dizdar’ın yazdıkları 2. Cumhuriyet Tartışmaları adlı kitaptan alıntılar yaparak yararlanmış.

Recep Tayyip Erdoğan, kendisiyle yapılan bir röportajda sorulan sorulara şöyle cevap veriyor:

70 yıllık tarihinde Türkiye Cumhuriyeti katı bir üniter anlayışa sahip olmuştur. Her konuda ‘tekçi’ olmuştur ve bu tek olan şeyi de kendisi seçmiştir. Hukuk halka sorulmadan bir yerlerden aktarılmış ve zorla halka dikte ettirilmiştir. Çağdaşlık anlayışı, ahlak anlayışı vs. Hatta Türkiye, din konusunda da aynı anlayışı seçmiş, kendisine din olarak ‘Kemalizm’i almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte etmiştir.

Yukarıda Erdoğan’ın savunduğu düşünceler, aynı zamanda HDP’nin savunduğu düşüncelerdir. HDP Eş Genel Başkanı Pevin Buldan da aynı cümleleri kurarak Cumhuriyeti tekçi olmakla, zorbalıkla suçlamaktadır.

Aynı düşünceleri Selahattin Demirtaş, CHP yöneticileri hatta çağdaşlık gibi bazı sözcükleri çıkarırsak sosyalistlerimiz de savunuyorlar.

Alıntıya devam edelim, Erdoğan konuşuyor, biz dinleyelim:

…Bunu şu şekilde açayım; resmi ideoloji ırkçı bir kişilik taşıyor, bu yapısıyla de milli bütünlüğü koruması mümkün değildir. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 etnik grup yaşamakta. Bu 27 etnik grubun da varlıklarının tanınması gerekmektedir…

Aaa!

Erdoğan’ın içine HDP kaçmış da haberimiz olmamış.

Ya da tersinden söyleyecek olursak; CHP’li yöneticilerin, HDP’lilerin ve sosyalistlerimizin içine Tayyip kaçmış da haberimiz olmamış.

Malum; adını saydığım çevrelerin tümü de Türkiye’de var olduğunu öne sürdükleri etnik azınlıkları sayarken telef oluyorlar ve hepsi de bu azınlıkların eşit temsilini savunuyorlar.

Yapılan anketlerde insanlarımızın %80’inden fazlasınınkendilerini Türk tanımlaması onları hiç ilgilendirmiyor. Onlar inatla Türk ulusunu herhangi bir etnik grupla eşitlemeye çalışıyorlar.

Tayyip Erdoğan konuşurken gazeteci, “…Eğer ülke içinde yaşayan bazı grup insanlar milli yapı içerisinde kalmak istemezlerse ne olacak?” sorusunu sorduğunda Cumhuriyetimizin ebedi Başkanı, “Onun kararını yine halk verecek.” diyerek kestirip atıyor.

Yani Ebedi Başkanımız, adını söylemeden bizim sosyalistlerimizin yıllardır bir yerlerini yırtarak savundukları, “Kendi kaderini tayin hakkı” nı savunuyor.

Rusya’daki sosyalistler, 1902 yılında bu tezi savunduğu koşullarda Rus Çarlığı, milletler hapisanesiydi ve dünyada topu topu 25-30 bağımsız devlet vardı. Neredeyse tüm dünya emperyalizmin sömürgesiydi.

O koşullarda doğru olan bu tezi, bizim etnik milliyetçiler alıp, tarihsel bağlamından kopararak sosyalistlerin savunacağı ilkelerin en başına yazdılar, ve 70 yıl bu palavralarla kitleleri uyuttular.

Emperyalizmin ulus devletleri parçalama tezi haline getirdiler.

İşte, – sosyalist ülkeler dahil dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmayan- bu tezi, BOP EŞ Başkanları, HDP Eş Başkanları ve çakma sosyalistlerimiz kararlılıkla savunuyorlar.

Biz yine de Erdoğan’ın ne dediğine bakalım. Gazeteci, “Örneğin Kürtler ‘Biz ayrı yaşamak istiyoruz.’ diyebilirler” diye bir soru soruyor.

Erdoğan’ın cevabı hazır, “Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir.” diyor.

Yani özerklik, federal yapı gibi bir şeyler…

Şimdi seçim ortamında her yer toz duman…

AKP, karşı tarafı bölücülükle işbirliği yapmakla suçluyor.

Karşı taraf da AKP’yi Hüda-Par’la Hizbullah’la işbirliği yapmakla suçluyor.

Doğru mu?

Doğru.

Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Özdemir İnce de böyle düşünerek köşesinde Hizbullahçıların savunduğu tezleri yazarak Sinan Oğan’ı uyarıyor.

Sözcü, Cumhuriyet, Birgün gazetelerinin köşe yazarları ve Halk TV, TELE1, KRT televizyonlarının yorumcularının neredeyse tümü, Özdemir İnce gibi düşünerek sadece AKP’nin ve Hüda-Par’ın ayrılıkçı tezlerini eleştiriyorlar.

Dönüp de HDP’nin aynı tezlerini bir kez bile olsun eleştirmiyorlar.

Gördüğümüz tam anlamıyla bir kayıkçı kavgasıdır ve birbirleri hakkında öne sürdükleri savların tümü de doğrudur.

Ortaya dökülen kirli çamaşırlardır ve halka karşı işlenen suçlardır.

Ve hepsi de Türkiye’nin bölünmesinden, ayrışmasından yanadırlar.

Bu kayıkçı kavgasında gerçekleri göremeyen, bağlı bulunduğu medya grubuna inanarak iki taraftan birini destekleyen halkımız, bir noktada masum sayılabilir ama her şeyin farkında olup o taraftan beslenen ve orada varlığını sürdüren sözde aydınlar yaptıklarından, yazdıklarından, konuştuklarından dolayı suçludurlar.

Sayın Özdemir İnce ve Sayın Emre Kongar!

Sözüm, sizin gibi düşünen tüm yazarlaradır.

Başkalarına hangi yolda yürüyeceğini tarif etmeden önce yürüdüğünüz yolun bizi nereye götürdüğünü bir düşünün ve koluna girerek yolda birlikte yürüdüğünüz insanların ne dediğine bir kulak verin.

Birazcık vicdanınız ve aydın sorumluluğunuz kaldıysa gereğini yapın!

Yazar hakkında

Yağmur Bayraktar

Yorum bırak

  −  1  =  2

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.