Yunus Emre’nin şöyle bir dörtlüğü vardır:
Söz ola kese savaşı,
Söz ola kestire başı,
Söz ola ağulu aşı,
Bal ile yağ ede bir söz.
Yunus Emre’nin dediği gibi, kullandığımız dil, söyleyiş tarzımız, kurduğumuz cümleler karşı tarafta bir etki yarattığı gibi aynı şekilde başkalarının ettiği sözler de; bilincimizde, duygusal dünyamızda, düşüncelerimizde bir iz bırakır.
Ettiğimiz sözler yüzünden başımız belaya girebileceği gibi, aksine doğru bir iletişim dili sayesinde de yeni dostlar kazanabiliriz.
Toplumsal anlamda daha geniş düşündüğümüzde ise; özellikle lider konumunda olan kişiler tarafından tekrar edilen söz kalıplarının kısa zaman içinde kitleler tarafından benimsenerek içselleştirildiğine tanık oluyoruz.
Eğitimde aralıklı olarak yapılan tekrarların, öğrenmeyi pekiştirdiğini eğitimciler çok iyi bilirler.
Bu temel kuraldan haberleri olan kitle iletişim uzmanları, yukarıda söylediklerimi bir program içinde yöneticilere uygulatırlar.
Dil üstüne bunca lafı ettikten sonra sözü nereye getireceğimi söyleyeyim.
Son zamanlarda özellikle AKP’nin iktidara taşınmasından sonra, devlet yetkililerinin ağzından toplumun etnik ve mezhep yapısına dair lafları sıklıkla duyar olduk.
Erdoğan, mikrofonu her eline aldığında “Benim Kürt, Türk, Laz, Ermeni, Gürcü, Alevi, Sünni kardeşlerim! Hepinizi çok seviyorum. Benim için aranızda hiçbir fark yoktur!” tarzında konuştuğuna herkes mutlaka tanık olmuştur.
Erdoğan tarzında kitleleri etnik ve mezhep temelinde bölen konuşmaları, “Yeni CHP” yöneticilerinin ağzından da duymaya alıştık.
Kılıçdaroğlu ve onun tezgahında yetişmiş olan politikacılar, toplumu etnik ve mezhep temelinde ayrıştırarak ve bunu bir değer olarak savunarak kitleleri, Cumhuriyet değerlerinden ve Atatürk’ten uzaklaştırma yoluna gittiler.
Haklarını yemeyerek; toplumu etnik ve mezhep temelinde bölme konusunda PKK ve yandaşlarının ellerine kimsenin su dökemeyeceğini mutlaka belirtmeliyim.
Onlar, toplumu bölme konusunda her zaman açık ara birinci oldular.
Bu arada da çok hızlandılar…
Türkiye’deki etnik milliyetleri ve mezhepleri, bıkmadan usanmadan sayıp durarak her birine eşit haklar verilmesini ve bu hakların anayasaya geçirilmesini ısrarla savunuyorlar.
Yıllarca PKK ve yandaşları, toplumu bölecek ve ayrıştıracak bu talebi, ısrarlı bir şekilde savundu.
Bu talep; emperyalizmin ve siyonizmin bir talebidir.
Bu talebi dillendiren kişinin ağzının içinde Trump vardır.
Bu talebi dillendiren kişinin ağzının içinde Netanyahu vardır.
Aslında ağzın içinden konuşan kişi; Trump’tır, Netanyahu’dur, Ariel Şaron’dur, MOSSAD’dır, CIA’dır.
Bu dil, kısaca emperyalizmin dilidir.
Bu dili, Atatürk’ün koltuğunda oturan CHP yöneticileri de çok seviyorlar.
Kılıçdaroğlu böyle konuşmayı çok seviyordu, onun talebesi olan CHP lideri Özel de çok seviyor.
CHP’nin resmi Cumhurbaşkanı adayı olan İmamoğlu, Türkiye’deki etnik grupları ve mezhepleri sayarken Türkleri etnik gruplar içinde saymayı nedense(!) hep unutuyor.
Son günlerde Milliyetçilikten Sorumlu Parti Lideri olan Bahçeli; etnik ve mezhep temelli bölünmeyi meşrulaştıracak bir adım daha atarak “Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Kürt, diğeri de Alevi olsun.” diyerek Türkiye’nin Lübnanlaşması sürecini başlattı.
Süreç içinde süreç yaşıyoruz.
Anlaşılan, atık bundan böyle her gün, devlet yönetim organlarına hangi etnik grubun ve mezhebin gelmesi gerektiğini tartışıp duracağız.
Etnik ve mezhep temelli ayrışmadan demokrasi ve özgürlük bekleyen aptalların gözlerinin içine bakarak; ‘Lübnan’da, Suriye’de yaşananlardan hiç mi ders çıkarmıyorsunuz? Ora halklarının yaşadığı yıkımı ve çektikleri acıyı siz de mi yaşamak istiyorsunuz?’ diyorum.
Akıllı bir insan, başkalarının yaşadıklarından da bir ders çıkararak hayatına uygular.
Önemli günlerin eşiğindeyiz.
Aman!
Bugünlerde Türk ulusunu etnik ve mezhep temelinde bölmeye çalışan ve bu zehirli dili kullanan kişilerden uzak durun!
Bu dili kullanan babanız bile olsa ona selam vermeyin, onların olduğu mekanlarda bulunmayın, onların partilerinden vebalı gibi kaçın!
Çünkü onlar, emperyalizmin-siyonizmin çatal diliyle, dişleriyle sizi bu hayattan koparıp almak ve sizlere Orta Doğu halklarının yaşadıkları acıların tümünü yaşatmak istiyorlar.
Aman Kardeşlerim!
Onlardan ırak olun!



