Adı, Aziz İhsan Aktaş…
Ayağındaki doğuştan gelen sakatlığı nedeniyle çevresinde “Topal İhsan” olarak tanınıyordu.
Topal İhsan, Diyarbakırlı Kürt bir vatandaş…
Topal İhsan, aynı zamanda kendi yağıyla kavrulmaya çalışan ve ekmeğini taştan çıkarmaya çalışan bir yurttaştı.
Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 2006- 2010 yılları arasında açtığı kantin ihalesini kazanarak Bağlar İlçesinin Faik Ali İlkokulunda öğrencilere; ekmek arası döner, tost, bisküvi satarak geçimini sağlıyordu.
Yaptığı bu işte anne- babası da yardımcı oluyorlardı.
Bu memlekette kantin işleterek, tost satarak köşe dönülür mü?
El cevap; asala dönülemez.
Ekmek arası döner, dürüm satarak günlerini geçiren Topal İhsan’a Allah, beklediği şansı altın tabak içinde ihsan etti.
31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimde kazanan HDPli adayın mazbatası iptal edilince ikinci sırada olan AKP’nin adayı Hüseyin Beyoğlu, Belediye Başkanı oldu.
Hüseyin Beyoğlu başkan olunca film de başladı.
Dürümcü Topal İhsan’la, belediyede Fen İşleri Başkan Yardımcılığı görevi yapan Ferit Tutşi arasında sebebi bilinmeyen(!) yakın bir dostluk kuruldu.
Dürümcü İhsan, kendi adına bir sürü şirket kurmaya başladı.
Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun oluru ile yeni kurulan şirketler, belediyeden ihale üstüne ihale almaya başladılar.
İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlı Mülkiye Başmüfettişlerinin hazırladıkları raporlara göre 30 milyona yapılabilecek asfalt ihalesi 88 milyon bedelle Topal İhsan’ın sahibi olduğu şirkete verildi.
İhsanı bol olan Allah, Topal İhsan’a milyonları yağdırmaya başlamıştı.
Bundan sonra Milyoner İhsan’ kim tutabilirdi?
Hiç kimse tutamazdı.
Aşağıda yer alan çizelge, Topal İhsan’ın kamu kuruluşlarından ve AKP’li belediyelerden aldığı ihaleleri gösteriyor.

Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi Faik Ali İlkokulunda tost satarak, dürüm yaparak öğrencilere satan Topal İhsan, artık memleketin iş bilir, kurnaz, akıllı bir yatırımcısı olup çıkmıştı.
O, artık bol sıfırlı sayılarla konuşuyordu.
Memlekette itibarı yüksek, muhafazakar, dindar ve aynı zamanda bu dünya için de çalışan bir sürü bürokrat dostlar edinmişti.
Devlet Başkanın sloganlaştırdığı “Kazan kazan” ilkesiyle hareket ederek, hem kendisine hem de çevresindeki sevgili dostlarına bol para kazandırıyordu.
O, artık uçak sahibi olan iş adamları sınıfına da dahil olmuştu.
Son yapılan yerel seçimlerde CHP, olağan üstü bir başarı elde edince iş adamı İhsan Beyefendi, yeni kazanç kapıları yaratmak için kolları sıvadı.
Uluslararası kapitalist sistem ve Türkiye’deki uzantıları; ülkenin siyasi, iktisadi ve kültürel dünyasında köklü değişiklikler yapmak için düğmeye başlamışlardı. Bu amaç doğrultusunda CHP yönetim organlarına normalin üstündeki bir sayıda Kürt sokmayan ve üniter devlet kavramından vaz geçmeyen Deniz Baykal’ın ayağının altına karpuz kabuğu yerleştirdiler.
Karpuz Kabuğu Operasyonunu da Fetöcülere ihale ettiler.
Deniz Baykal, beklenmedik bir şekilde diskalifiye olunca CHP’nin kapıları; ardına kadar Fetöcülere, dincilere, Atatürk’e “kefere” diyenlere, liboşlara, Kürtçülere, Ermeni Soykırımı savunucularına açıldı.
Yeni gelenler üst organlara jet hızıyla taşındılar.
İthal edilen kişiler, girdikleri partiye “Yeni CHP” derken partinin Altı Oku’nu da tartışmaya açtılar.
Devletin Reisi, ülkenin adını “Yeni Türkiye” koymuştu.
Yeni Türkiye’nin “Yeni Muhalefet Partisinin başına “Piro” lakaplı “Dersimli Kemal” oturtuldu.
“Piro Kemal” Atatürk’ün partisini kısa zaman içinde değişime uğratarak içinde mezhepçiliğin, etnik milliyetçiliğin kol gezdiği bir partiye dönüştürürken Batı illerindeki Belediye Başkanlıklarına ve il yöneticiliklerine hemşehrilerini atadı.
1980li yıllardan sonra Almanlarla irtibatlı olan sosyal demokrat düşünce CHP kitlesi içine taşındı.
İdeolojik körlük ve siyasal gerilik koşullarında Sosyal Demokrat Parti (SHP), Cumhuriyetçi, Atatürkçü taban üstünde örgütlendi. Atatürk düşmanı olan Erdal İnönü, Murat Karayalçın gibi kişilerin etkisiyle partiye “Kürt Sorunu” adlı bir sorun kazandırıldı. 1990’dan 2025’e kadar geçen süre içinde yönetime gelen her kişi ağzını açtığında söze “Kürt Sorunu” ile başlıyordu.
Kürtler, bu ülkede mağdur olan “zencileri” meydana getiriyorlardı.
Kürt tapınıcılığı konusunda iktidarla muhalefet yarış içine girmişlerdi.
“Kürt Sorunu” parti içinde bir tabu olarak aleyhinde asla konuşulamazdı.
Bu konuda aykırı fikir yürütmeye yeltenenler ise parti dışına atıldı.
İşte bu siyasi ortam içinde Diyarbakırlı Topal İhsan, yerel seçimleri kazanmış CHP’nin içine balıklama atladı.
CHPli belediyelerde ve parti yönetiminde ne tarafa baksa hemşehrilerini ve Kürde tapan yöneticileri görüyordu.
İş bilir ve ‘Belediyelerde ihale nasıl alınır?’ konusunda ihtisas yapmış olan İhsan Aktaş, işe Beşiktaş Belediyesinden başladı.
Sonrası geldi.
İlçe Belediyeleri ve Büyükşehir derken ihaleler art arda gelmeye başladı.
İhsan Aktaş, Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası gibi bütün yurdu kapladı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı başlatılan operasyon kapsamında iş adamı Topal İhsan da gözaltına alındı.
Rüşvet, yolsuzluk, suistimal konularında Aktaş’ın marifetlerini bilen AKPliler, CHP’nin zayıf karnını çok iyi biliyorlardı. O yüzden önce ondan başladılar.
Yapılan sorgulamalar sonunda Aziz İhsan Aktaş, itirafçı olarak AKP ile işbirliğine girerek tam da savcıların istediği bir şekilde ifadelerin altına imza attı.
Şimdi Aziz İhsan Aktaş dışarıda olan bir vatandaş olarak ticari faaliyetlerine devam ediyor.
Ben bu yazıyı 29 Temmuz’da yazmaya çalışırken CNN Televizyonundaki uzmanlar, İstanbul İETT Görevlilerine İhsan Aktaş’ın verdiği rüşvetleri anlatıyorlardı.
Her ihaleden %10 komisyon ve 80 milyon lira, söylenen iddialar arasında yer alıyor.
Reis, yolsuzluk iddiaları ile CHP’nin boğazını sıktıkça sıkıyor.
Reis, CHP’nin boğazını sıkarken aynı zamanda onları “Çözüm Masasına” da davet ediyor.
CHP’nin Kürtçü yöneticileri, o masada yer almak için adeta can atıyorlar.
Hangi televizyonu açsam karşıma Diyarbakırlı Topal İhsan çıkıyor.
Topal İhsan, Yeni Türkiye’nin gerçeğidir.
Ona Bodrum’da, Marmaris’te, Antalya’da, Çeşme’de, Edirne’de, Tekirdağ’da, Büyükşehir Belediyelerinde, Partilerin Merkez Yönetimlerinde, İş kulelerinde rastlayabilirsiniz.
O, tanıdık biridir.
O, bazen sarık takıp tespih salladığı gibi bazen de elinde kalpaklı Atatürk bayrağı da sallayabilir.
Bugün haber sitelerine Topal İhsan’ın Abdullah Öcalan’ın sağında oturan Veysi Aktaş’ın yakın akrabası olduğu haberi düştü.

Kurt izi, Kürt izi, Müslüman izi birbirlerine karıştı.
Artık kimlikler, siyasal etiketler, çıkarlar, yalanlar ve entrika ile kazanılan milyon dolarlar havada uçuşuyor.
Ortalık yangın yeri…
Adalet çürüdü, vicdanlar çürüdü, sağduyu çürüdü.
Ne kadar kötülük varsa çevremizde kol geziyor.
Tepe noktalarda başlayan çürüme, aşağı doğru yayılarak tüm topluma egemen oldu.
Bir çıkış yolu arıyorum, iğrenç kokular yüzünden nefes almakta zorlanıyorum.



