Medya

Barış Ödülü

Batılı emperyalistler Barış Ödülü’nü, işbirlikçi bir haine verdiler.

Eski Amerikan başkanlarından Theodere Roosevelt, “ABD’nin her on senede bir yeni savaşa ihtiyacı var. Savaşlar ABD’nin hayat sigortasıdır. O savaşları dışarıda yaşamazsak kendi ülkemizde yaşamak zorunda kalacağız. Bu sebeple her savaşı selamlıyorum.” demişti.

1901- 1909 yılları arasında görev yapan Cumhuriyetçi Başkanın bu düşünceleri, 20. yüzyılda ABD politikalarına yön verdi. Kore’de, Güney Doğu Asya’da, Afrika’da, Güney Amerika’da ve Orta Doğu’da çıkarılan bölgesel savaşlarda milyonlarca kişi öldü ve ülkeler her yönden yıkıma uğradı. İlk çeyreğini tükettiğimiz 21. yüzyılda da aynı politikalar hız kesmeden devam ediyor. Emperyalizmin her türlü desteğini alan siyonist İsrail, çevresinde saldırmadığı ülke bırakmadı.

Dünyanın en güçlü ülkesi ABD, Çin’in yükselişini durdurmak ve onu zaafa uğratmak için daha şimdiden savaşa tutuştular. Birbirlerine karşı uyguladıkları gümrük savaşları, yapılacak daha büyük savaşın ilk elense çekişine benziyor.

Aklı yerinde ve süreci okuyan uzmanların en iyimserleri bile, 3. Dünya Savaşı’nın kapıda olduğunu söylüyorlar.

Sömürüde, dünya kaynaklarının talan edilmesindeki ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyen ABD, yeni bir savaş çıkarmakta çok hevesli görünüyor.

Savaş miğferini takmış ve elindeki kılıcı sağa sola sallayan ABD, dünya halklarını kandırmak için barıştan, adaletten, özgürlükten, demokrasiden söz edebiliyor.

İsrail’in tüm Gazze’yi imha etme girişimine verilen kısa bir mola, dünyada “beklenen barış geldi” diye sunuluyor. Orta Doğu’nun Amerikancı diktatörleri, Trump’a övgüler düzmekte birbirleriyle yarışıyorlar.

Trump, Batı medyasının şişirmesiyle adeta barış güvercini olarak sunuldu.

Bu yılki Barış Ödülü adayları içinde en favori kişi Trump’tı.

Ne yazık ki seçici kurul, Trump yerine Venezuela’dan Maria Corina Machado’ya Nobel Barış Ödülü’nü verdi.

Trump beklediğini elde edemese de sonuçta ödül yabana gitmedi.

Maria Corina Machado, Venezuela’da Amerikancı muhalefetin öne gelen kişilerinden birisidir. Ulusalcı, Bolivarcı iktidarı yıkmak için ABD istihbaratı ile işbirliği yapıyor. Yaptıklarını da gizleme ihtiyacı duymadan savunuyor. Bugünlerde Amerikan savaş gemileri Venezuela kıyılarına iyice yaklaştılar. Saldırmak için Trump’tan emir bekliyorlar. Diğer yandan Venezuela’da yurdu saldırganlardan korumak için ordunun yanında savaşacak milis birlikleri oluşturuldu.

Kavga petrol kavgası…

ABD, Venezuela petrolüne çökmek istiyor.

ABD, bağımsız bir politika izleyen ve petrolü millileştiren devrimci yönetimi yıkmak istiyor.

İşte Amerikan işbirlikçisi olan Maria Corina Machado, ona yakışan bir hareketle aldığı Nobel Barış Ödülü’nü ABD Başkanı Donalt Trump’a ithaf etti. Ederken de kendi sosyal sitesinden şunları söyledi:

Zaferin eşiğindeyiz ve bugün her zamankinden daha fazla, özgürlük ve demokrasiyi elde etmek için başlıca müttefiklerimiz olarak Başkan Trump’a, Amerika Birleşik Devletleri halkına, Latin Amerika halklarına ve demokratik uluslarına güveniyoruz.

Bu ödülü, acı çeken Venezuela halkına ve davamıza verdiği kararlı destekten ötürü Başkan Trump’a adıyorum.

Aldığı ödülü Trump’a adayan Machado, aynı zamanda İsrail Başbakanı Netanyahu’dan ülkesindeki Maduro Yönetimini devirmesini talep etmiş ve İsrail’in Orta Doğu’da yaptıklarını desteklemişti.

Barış Ödülü tartışmaları ise Türkiye’de daha farklı gelişti.


Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nden şu ibretlik metni paylaştı:

Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Maria Corina Machado’yu en içten duygularımla kutluyorum. Venezuela’da demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenlerin bu onurlu başarısı, sadece Latin Amerika için değil, otoriter rejimlerin gölgesinde yaşayan tüm halklar için ilham vericidir.

Diktatörlüklerin, baskıların ve hukuksuzlukların hüküm sürdüğü bir dünyada, halkların iradesini savunan cesur liderler, insanlığın ortak geleceği için umut kaynağıdır. Bugün Maria Corina Machado’nun ödülle taçlandırılan mücadelesi, Yarının özgür ve demokratik toplumlarının teminatıdır.

Türkiye’de de bizler aynı inanç ve kararlılıkla adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesini sürdürüyoruz. Bu ödül, her coğrafyada demokrasiye inananlara verilmiş bir cesaret ve dayanışma mesajıdır.

Ekrem İmamoğlu, Venezuela halkına karşı Trump’un yanındadır.

Ekrem İmamoğlu, dünyanın 2. en büyük petrol rezervine sahip Venezuela petrollerini yağmalamak isteyen büyük petrol şirketlerinin yanındadır.

Ekrem İmamoğlu, Filistin halkına bombalar yağdıran Netanyahu’nun yanındadır.

Dünya halklarını “özgürlük, demokrasi, diktatörler” palavralarıyla kandırmaya çalışan gerçek diktatörlerin yanındadır.

Ekrem İmamoğlu, şu anda CHP’nin fiili başkanıdır.

Ekrem İmamoğlu, gerçek bir sosyal demokrattır.

Sosyal Demokrasi düşüncesinin pratiği, emperyalist çeteye hizmet etmektir.

O çok güvendiği Trump, elindeki “özgürlük, demokrasi” bayrağı ile Maduro gibi “Otoriter” rejimlere karşı mücadele ederken Türkiye’deki otoriter rejimi ise destekliyor ve uluslararası alanda işbirliği yapma karşılığında ülke içindeki muhalefeti ezmesine onay veriyor.

Ekrem İmamoğlu, her ne kadar Trump’ın izni ile içeri tıkılsa da o efendilerinden razıdır.

O büyük bir inançla Cumhurbaşkanlığı makamına gidecek yolların ABD tarafından döşeneceğine inanarak günlerini mesaj atmakla geçiriyor.

Meydanlara toplanan kitleler ise çeyrek asırdır otoriter liderden bıkmış olarak İmamoğlu’nun içerden attığı mesajları çılgınlar gibi alkışlıyorlar.

Millileşmiş petrolü yağmalamak isteyen petrol şirketlerinin yanında olan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı koltuğuna otursa ne yazar?

Dünya halklarının en büyük aldanışı işte budur.

İktidardaki partinin muhalefeti de 15 yıldır bir gergefteki kumaş gibi işlendi.

Yeni CHP’nin Atatürkle, Cumhuriyetle bir ilgisi yoktur.

Atatürk’le, Cumhuriyetle bir ilgileri olmadıkları için üniter devleti yok edip Türkiye’yi Afganistanlaştıracak açılım sürecinin merkezinde yer alıyorlar.

İmamoğlu’nun Barış Ödülü mesajına AKP çevreleri, ödülü alan kadının İsrail destekçisi olması üzerinden yaklaştılar ve Netanyahu hayranı birini kutlayan İmamoğlu’nu sert biçimde eleştirdiler.

Kendileri de bir Amerikan işbirlikçisi oldukları için Trump Machado ilişkilerine ise hiç değinmediler.

İşi en zor olan ise solculardı.

Solcuların ezici çoğunluğu bu durumu sessizlikle karşıladılar ve üç maymunu oynadılar.

Bu konuda sesi çıkan ve en fazla saçmalayan ise Merdan Yanardağ’dı.

O bir yanda sosyalistliğine devam ederken diğer yandan Kemal Kılıçdaroğlu ve Ekrem İmamoğlu gibi Batının adamları olan kimseleri desteklemesi traji komik oluyor ve onu zor durumlara sokuyor. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde çalışan adamlarla İmamoğlu arasında bir fikir farklılığı olduğu yalanına sarılan Merdan Yanardağ, Ofisteki çalışanlara “Modura’ya karşı olabilirsiniz, ama hangi akla hizmet için böyle bir kutlama mesajı yayınlıyorsunuz. Ekrem Bey’i böyle yanıltmak ve ters köşeye düşürmek olur mu?” diyor.

İlahi Merdan Yanardağ…

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde çalışanlar, ofisi açarlarken duvara Atatürk fotoğrafı asmayı nedense unutmuşlardı.

O ofis çalışanlarının İmamoğlu’nu yanılttığını öne sürüyorsun.

İmamoğlu’nun ofis tarafından yanıltılmasına ihtiyacı yok.

Ekrem Bey, ne diyorsa bilerek söylüyor.

Şimdiye kadar İmamoğlu’ndan tersi bir açıklama geldi mi?

Gelmedi.

İmamoğlu, fikriyle, bedeniyle Yanardağ’ın deyimiyle “Liberal-faşist işbirlikçinin” ardında kale gibi duruyor.

O İmamoğlu ki, Trabzon’a uçakla giderken yanına gazeteci olarak Nagehan Alçı’yı almıştı. Bu durumu eleştirenleri de “Ne yani, yanıma hangi gazeteciyi alacağımı size mi soracağım?” diyerek terslemişti.

CHP kitlesinin en büyük yanılgısı, Ekrem İmamoğlu gibi Fetö’nün Samanyolu televizyonunun bir muhabirini Atatürkçü sanmasıdır. Bu büyük yalanın destekçileri ise Merdan Yanardağ gibi televizyon sahipleridir. Onlar sahip oldukları köşelerden ve mikrofonlardan her gün, Kılıçdaroğlu, İmamoğlu şimdi de Özgür Özel güzellemeleri yaptılar ve yapıyorlar.

Tek Adam Rejimi’ne karşı mevzilenen muhalefetin durumu işte budur.

Sizce bu akılda ve bu anlayışta bir muhalefet, çağdaş, laik, halkçı, devrimci bir yönetim kurabilir mi?

Bence kuramaz.

Kahramanları Maria Corina Machado gibi işbirlikçi hain olanlar olsa olsa Ali Kemal, Damat Ferit gibi bir kişi olabilirler.

Yazar hakkında

Ferit Gültekin

Yorum bırak

  +  4  =  10

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.