Medya

Sırrı Sakık

Açılımda DEM’in ortaya koyduğu talepler masaya getirildiğinde ortam daha da gerilecek gibi gözüküyor.

Türkiye’de gerçekleşen önemli siyasal dönüşümlerde mutlaka Batılı güçlerin parmak izleri vardır.

Atatürk’ün 1938’de ölümünden sonra bu gelenek, hiç değişmeden bugünlere kadar geldi.

Ülkede ilk U dönüşü, İngiliz etkisiyle Batının himayesine girerek cehenneme giden taşlar döşendi. 2. Dünya Savaşı’nın galibi ABD, 1945’ten sonra bizi kanatlarının altına alınca “Küçük Amerika” olma hayalleri bile kurduk bir zamanlar.

Her on senede bir yapılan askeri darbelerle rotadaki sapmalar düzeltilerek trenin istenilen durağa doğru gitmesi sağlandı.

Şimdi ise; iktidara taşınan İslamcı yönetimin zaferinin ilan edilmesi, devlet örgütlenmesinin emperyalizmin ve siyonizmin bölgesel ihtiyaçları doğrultusunda devlete yeni bir biçim verilmesi gerekiyor.

Irak’ta, Lübnan’da ve Suriye’de uygulamaya konan toplumun etnik ve mezhep eksenli ayrıştırma yöntemleri, Türkiye’de de hızlandırıldı.

Açılımlardan başımız döndü.

Kürt açılımı, Alevi Açılımı derken bakalım daha kaç tane açılım göreceğiz.

Bu programın başarıya ulaşması için ülkedeki tüm partileri sürece ortak edilmeye çalışıldı.

İyi Parti ve Zafer Partisi’nin dışında kalan partiler, Batıdan gelen bu kampanyaya canı gönülden katıldılar.

Sürecin asli unsuru olan DEM Parti’nin ise çok acelesi var.

Onlar ne istediklerini gayet net olarak ortaya koyuyorlar.

  • Üniter devlete son verilsin.
  • Türklerin kurucu ulus olma imtiyazı son bulsun.
  • Kürtlere ve diğer etnik ve mezhep gruplarına yapılacak yeni Anayasada yer verilsin.
  • Anaokulundan üniversiteye kadar tüm eğitim kurumlarında Anadilde Eğitim uygulansın.
  • Merkezi devletten uzaklaşarak Adem-i Merkeziyetçilik (özerklik) uygulansın.
  • Kuzey Irak’ta ve Suriye’nin Kuzey Doğusunda kurulan özerk Kürt Yönetimleriyle iyi ilişkiler kurulsun.

Yukarıda sıraladığım maddelerin kısa zamanda hayata geçirilmesi için Batının tüm güçlerini arkasına alan DEM Parti, bastırıyor.

Rüzgarı arkasında hisseden DEM Parti, toplumdaki tabuları yıkmak için süreci bıçakla kanırtıyor.

Meclis’te “Önder Apo” sloganları ile devletin en üst kurumunda gövde gösterileri düzenlemekten çekinmiyor.

Devlet Bahçeli’nin Pandoranın Kutusunu açmasının üstünden bir yıl geçmesine rağmen halk açılıma bir türlü razı edilemedi.

Yapılan araştırmalarda halkın ezici çoğunluğu (yüzde 80 gibi) yapılan bu açılım maskaralıklarına onay vermiyor.

Apo’nun serbest bırakılması, PKK üyelerine af lafları bile halkta kızgınlık yaratıyor.

Bu yüzden AKP, MHP ve CHP çevreleri, oldukça temkinli davranıyorlar.

Şu anda DEM Parti ile İyi Parti – Zafer Partisi arasında yapılan ağız dalaşı ile siyasi tansiyon yükselmeye başladı.

İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu Meclis grup toplantısında DEM Parti çevresi için “Alçak, arsız, yüzsüz, terör örgütünün uzantıları” ifadelerini kullanınca, yanıt Sırrı Sakık’tan geldi.

Sırrı Sakık’ı yakından biliyoruz.

Özellikle Cumhuriyetle ilgili ifadeleri geçmişte çok tartışılmıştı.

Ülkeyi birlikte kurduktan sonra dönüp Kürdü yok sayanlar alçaktır.” diyerek “alçak” listesine Atatürk’ü de katınca işin rengi değişti.

Aynı kişi, geçmiş dönemde de ‘Atatürk’ün askerleriyiz.’ diyenler için “it sürüsü” demişti.

Açılımda DEM’in ortaya koyduğu talepler masaya getirildiğinde ortam daha da gerilecek gibi gözüküyor.

Siyasal eleştirilerin yerini, küfürler almaya başladı.

Bu karşılıklı küfürleşmeler arasında Veryansın’dan Erdem Atay, yapılan bu tartışmalara bir başka boyut kattı.

Bu gazeteci arkadaşın sayesinde Sırrı Sakkık’ı, bir başka özelliği ile de tanıma fırsatını bulduk.

Gazeteci arkadaşın yazdığına göre Muş doğumlu olan Sırrı Sakık, 1978 yılında reşit olmayan bir kız çocuğuna otel odasında silah zoruyla tecavüz etmiş ve bu suçtan dolayı yargılanıp hüküm giymiş.

Erdem Atay da sosyal medya hesabından, “Ey Sırrı Sakık! 14 yaşındaki bir kız çocuğuna silah zoruyla tecavüz eden kişi, sen misin, değil misin? Cevap ver!” diye soruyor.

Her gün sokaklarda “Jin, Jiyan, azadî” (kadın, yaşam özgürlük) diye bağıran feminist Kürt kadınların, bu konuya ilişkin olarak diyeceklerini çok merak ediyorum doğrusu.

Erkek düşmanlığı yapan tüm feministler, bu eril güce karşı nasıl tutum alacaklar?

Sosyalistler, solcular siz ne diyorsunuz?

Yoksa, “Suçu işleyen kişi Kürt olunca vereceğimiz yanıt değişir.” mi diyeceksiniz?

Ne dersiniz?

Ben sosyalistim. Bu süreçte en çok kadınlara güveniyorum.” diyen ada sakini “Önder Apo” bu işe ne der acaba?

Yanına ziyarete gelen Pervin Buldan’a “Atın bu adamı aranızdan!” der mi?

Her gün televizyonlara çıkan DEM’in önder kadınları, sizin bu işle ilgili olarak söyleyecek bir sözünüz yok mudur?

Varsa söyleyin, biz de bilelim.

Bizim solcuların da bu konuda nasıl bir tutum takınacağını çok yakından takip edeceğim.

Ama içimden gelen bir ses, “Hadi oradan! Türkiye’nin solcuları, uyuşturucu bağımlıları gibi Kürt bağımlısıdırlar. Kürtlere dair her şey tabudur bizim solcular arasında. Kimse Kürtlere ciddi bir eleştiri getiremez. Solcular kendilerini materyalist olarak tanımlarlar ama tabuları ve batıl inançları çoktur.” diyor.

Bakalım, yaşayarak göreceğiz.

Gazeteci Erdem Atay, 1978 yılına ait daktiloyla yazılmış mahkeme kayıtlarını da yayımlamış.

Siyasetçi Sırrı Sakık, 1957 doğumlu, Muş’un Yörecik köyüne kayıtlı…

Sanık olan Sırrı Sakık da 1957 doğumlu ve Muş’un Yörecik köyüne kayıtlı…

Aynı köyden aynı isimde aynı doğumlu iki kişi aynı anda olabilir mi?

Aşağıda mahkeme tutanakları yer alıyor. Bu evraklara biraz göz atarak sanık olan Sırrı Sakık’la DEM Partili Sırrı Sakık’ın aynı kişi olup olmadığına siz karar verin.

Yazar hakkında

Candan Yılmaz

Yorum bırak

50  +    =  59

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.