Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Bir Haberin Anatomisi

Horozlu Ayna’da 18 Temmuz 2021 tarihinde “Müjdeler Olsun! Afganlar Geliyor!” başlıklı yazım yayımlandı. Aynı gün, sabah gazetelerini okurken Birgün gazetesinin de aynı konuyu işlediğini gördüm. Birgün, konuyu çok önemsediğinden olsa gerek haberi manşete çekmiş. Meral Danyıldız ve Zilan Akay’ın hazırladığı haber, “Günlerce dağlarda aç kaldık” başlığı ile verilmiş. Alt başlıkta ise, “ABD ve Taliban’ın cehenneme çevirdiği Afganistan’dan kaçan kadınlar anlatıyor; Yaşamak için ülkeyi terk ettik.”

Cümlenin içinde ABD, Taliban, cehennem, kadınlar sözcükleri olunca haber çok dikkat çekiyor. “Cehennemden kaçan kadınlar” vurgusu, kadın mağduriyetini hemen akla getiriyor. Her gün dinlediğimiz “mağdur kadın” haberleriyle şartlanmış olan beynimizde, ‘Kadınlar demek ki yanızca Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde de aynı acıları, eziyeti çekiyorlar.’ cümlesinin oluşmasına neden oluyor. Böyle düşünmeye odaklanmış kişi hemen mağdur olan kadınları sahiplenme duygusuna kapılıyor. Haberi yazan gazetecilerin beklentisi de bu temelde olduğundan dolayı, konuştuğu Afgan kadınlarından anlattıklarının içinden tecavüz, zorla evlendirme, insan kaçırma, öldürme olayları öne çıkarılarak altı çizilmiş.

Afganistan’dan gelen kadınların en az bin katı Afgan erkeği geliyor.

Haberde neden erkek Afganlar yer almıyor?

Erkeklerin acıları, okuyucuda istenilen etkiyi yaratmadığı mı düşünülüyor?

Yine de haberi okuyup bitirdiğinizde empati yaparak Afgan kadınlarla aynı acıyı yaşadığınız hissine kapılıyor ve insanlığınızdan utanıyorsunuz.

Bu yazılanlar gerçek mi?

Gerçek.

Afganistan’da bunlar ve daha fazlası olmuyor mu?

Oluyor.

Afganistan; cehaletin, yoksulluğun, şiddetin, baskının, dini yobazlığın en koyusunun yaşandığı bir yer.

Aynı zamanda dünyanın uyuşturucu merkezi…

Burada üretilen uyuşturucu İran, Türkiye üzerinden Avrupa’ya gönderiliyor.

ABD, Rusya, Çin gibi ülkelerin kıyasıya rekabet ettikleri bir ülkedir burası.

Dünyanın filleri burada tepişiyor.

Altta kalanlar ise eziliyor.

Afganistan’da yoksul olan herkes acı çekiyor.

Yalnız kadınlar değil, 10-12 yaşında erkek çocukları cinsel amaçlı açık arttırmada satılıyor.

Parayı bastıran zorba, feodal ağalar; erkek çocuklarını seks kölesi olarak koyunlarına alıyorlar.

Bütün bunlar herkesin gözü önünde yapılıyor.

Afganistan; insanlığın ayaklar altına alındığı, vahşetin kol gezdiği bir memleket…

Gazeteciler üç Afgan kadınla röportaj yapmışlar.

Nerede yapmışlar?

Zeytinburnu’nda…

Beni, Birgün gazetesinde çıkan haberle ilgili olarak yazı yazmaya sevk eden düşünce, işte burada harekete geçiyor.

Zeytinburnu mülteci kaynıyor. İğne atsan “düzensiz göçmenlerin” başına düşmeden yere düşmez.

Yüz binlercesi bu ilçede yaşıyor.

Bizim işbilir gazetecilerimiz de mültecilerin çok olduğu ilçeye gidip, “Milli Beka Derneği’ne misafir” olmuşlar.

‘Milli Beka Derneği nasıl bir dernektir?’ diye soracak olursanız hemen yanıtını vereyim.

Asıl adı, Milli Beka Hareketi olup, gördüğüm kadarıyla dernek de bu kuruluşa bağlı olarak hareket ediyor.

Hareket kendini,Türkiye’nin yanında başka ülkelerde de örgütlemiş.

Türkiye’de 52 il, 120 ilçe ve 13 ülkede örgütlenmesini tamamlayarak 560 bin üyeye ulaşmış.

Örgüt kamuoyunda, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yakınlığı ile tanınıyor.

Örgüt başkanı Murat Şahin, büyük reis Recep Tayyip Erdoğan ve Soylu’ya olan bağlılıklarını sık sık dile getiriyor.

Devrimci(!) gazetemiz Birgün muhabirleri Süleyman Soylu’nun derneğine gitmişler.

‘Eee ne var bunda canım, gazeteci her yere gider, herkesle konuşabilir, önemli olan şey burada haberdir.’ diyebilirsiniz.

Ben de size, ‘Biraz sabredin canım’ derim.

Gazetecilerimiz mülteci kadınların yanında Milli Beka Derneği Başkanı Aslan Türkmen’le de görüşmüşler.

Aslan Türkmen’in kendisi de aslında Afganistan’dan yakın dönemde göç edip gelen bir Afganlı.

Oraları iyi biliyor ve bildiklerini gazetecilere anlatıyor. Şöyle diyor:

ABD, Rusya ve Katar gibi ülkeler kiminle masaya oturup anlaştıklarını biliyor mı? Taliban ülkemizi işgal eden bir terör örgütüdür. Kabil hükümeti Taliban örgütünü durdurma gayretinde değil ve örgütle iletişim halinde olup Afgan halkını terörizmle baş başa bırakıyor. Bize gelen bilgilere göre göç verileri belirtilenlerin çok daha üstünde. Günde 2 bin, 2 bin 500 kadar göçmenin sınırlardan geçtiğini belirtebiliriz. Türkiye bir pilot bölge belirlemeli ve gerekirse iletişim halinde olduğumuz Afgan iş insanlarının desteğiyle iş imkanları yaratmalı.

Kaynak: birgun.net

Dernek Başkanı Aslan Türkmen, Afganistan’dan söz ederken “ülkemiz” diye söz ediyor. Aynı zamanda Türkiye’de “Türk Milliyetçiliği” yapıyor. Her gün sınırdan geçen Afganların sayısını verirken de İçişleri Bakanlığı’nı yalanlıyor. “Afgan iş insanları” ile iletişim halinde olarak sorunu kökten çözecek bir öneride bulunuyor. Ona göre, “Türkiye’de bir pilot bölge seçilmeli ve Afgan iş insanları oraya yatırım yapmalı ve Afgan mülteciler de bu işletmelerde çalışarak ekonomiye katkı sunmalıdır.”

Nasıl iyi mi?

Projede Afganları geri göndermek gibi ırkçı(!) bir yaklaşım yok!

Çok insancıl ve çok iyi niyetli bir proje…

Birgün gazetesi ve internet sitesi bunu yazarak, haber yaparak, eleştirmeyerek onaylıyor.

Birgün gazetesi ile Süleyman Soylu ve “Sarayda oturan kişi” aynı hedef doğrultusunda birleşmişler.

Mülteciler konusunda ortak tutum alıp, Afganları bağırlarına basmışlar.

Ben, bir önceki yazımda, ‘Türkiye’deki sağ ve sol partilerin tümü mülteciler konusunda aynı şeyleri Türk ulusuna dayatıyorlar.’ demiştim.

Ne yazık ki yanılmamışım.

Bir de konu ile ilgili olarak son zamanlarda Kılıçdaroğlu, “Bu Suriyeliler meselesini ben çözeceğim.” diyor.

Nasıl çözecekmiş?

Kılıçdaroğlu Gaziantep’e gitmiş. Oradaki Türk vatandaşlarından, Suriyelilerle ilgili kendisine eleştiri gelince bu konuya el atmaya karar vermiş.

Kılıçdaroğlu bu sorunu nasıl çözecekmiş?

Önce AB yetkilileriyle görüşüp onları para vermeye ikna edecekmiş. AB’yi ikna edince de onlardan aldığı paralarla Suriye’de Araplara dört başı mamur evler yapacakmış. İş alanları kuracakmış. Sonra Araplara dönüp; “Haydi kardeşim evin de var, işin de var. Sizi oraya kadar götürelim. Yol parası, harçlık da benden. Üstüne üstlük bir de nargile vereyim.” diyecekmiş.

Hiç! Ama hiç zorlamadan, ikna ederek gönderip, bu sorunu kökten çözecekmiş.

Kılıçdaroğlu’nun bu anlattıklarına kurt masalı bile denmez.

Amerikan Başkanı, “Suriyelileri kendi toplumunuza entegre edin” diye emir vermedi mi?

Verdi.

AB yetkililerin Türkiye’de Suriyelilerin kalıcı hale gelmesi için çalışmalar yürüttüğünü Kılıçdaroğlu bilmiyor mu?

Elbet biliyor, ama maksat vatandaşın gazını almak!

Yalanlarla, boş laflarla insanları kandırmak!

Türkiye’de AKP ve MHP’nin gayretleriyle yeni Osmanlı kuruluyor.

Yeni Osmanlı kurulabilmesi için toplumun çok kültürlü, çok etnik yapılı, çok dinli hale gelmesi gerekiyor.

Bu planın uygulanabilmesi için de kapılar ardına kadar açılıyor.

Gelenler de baş köşeye oturtuluyor.

Yeni bir devleti tek başlarına AKP ve MHP inşa edemezler.

Bu yapının inşasına solunda mutlaka tuğla koyup, harç taşıması gerekir.

Birgün gazetesinin haberini ve Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarını bu çerçevede ele alıp değerlendirmek gerekir.

One Ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :