Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Babalar Gibi Satıyoruz

Son dönemde TL’nin hızla değer yitirmesi ile devletin yanında vatandaşın da ekonomi gemisi su almaya başladı.

Ekonominin tüm dikişleri patladı.

Piyasada satılan malların fiyatlarının günde kaç kez değiştiğini ürünü satanlar da bilmiyor.

Yükselen doların hangi sayıda duracağı belirsiz.

Bu ülkede yaşayan vatandaşlar olarak gelecek açısından derin kaygılar yaşıyoruz.

Ekonomi ile birlikte Türkiye de çöküyor.

Uzun zamandan beri tanık olduğumuz; soygun, rüşvet, yolsuzluk, karapara, uyuşturucu ticareti, ahlaki yozlaşma, şiddet, cehalet gibi olumsuzluklar bir anafor oluşturarak tüm toplumu içine çekti.

Girdap içinde çırpınarak nefes almaya, kurtulmaya çalıştıkça daha da batıyoruz.

Bu arada Türk Lirası’nın yabancı ülke paraları karşısında değer yitirmesiyle birlikte komşu Balkan ülkelerinden insanlar alışveriş etmek için Edirne’ye akın ettiler.

Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya’dan gelenler bavullarını doldurarak ülkelerine dönüyorlar.

Öğretmenler Sitesi, verdiği haberde şöyle diyor:

…Türk Lirası’nın (TL) döviz kurları karşısında yaşadığı düşüşle birlikte, Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan ve Arnavutluk’tan Edirne’ye alışveriş yapmaya gelenlerin sayısında büyük artış yaşanıyor. ‘Onlar olmasa Edirne biter’ diyen esnaf, ‘Şimdi Bulgar’dan daha yoksuluz.’ demiş.

Şükür Allah’ın keremine…

Allah razı olsun tüm bu Hrıstiyan, gavur ve de Allahsız olan Bulgar, Yunan, Sırp, Makedon ve Arnavutlardan…

Onlar olmasa Edirne bitmişti.

Yalnız Edirne mi, Edirne’ye mal üretip satan memleketin üretici tüccarı da batmış demekti.

Allah korusun; onlar batarsa diğer tüccarlar, tüccarlardan vergi alan devlet, devletten maaş alan tüm vatandaşlar da batardı.

Yüce Mevlâ, gavurları Müslüman bir ülkeye müşteri olarak göndererek bizleri ihya etti.

Edirne Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi Başkanı Bülent Reisoğlu, “… Buraya gelen Bulgar ve Yunanlar sayesinde Edirne’de ticaret şenlendi

diyor.

Ticaret şenlenince esnafın da yüzü gülüyor.

Ulus Pazarı’nda tezgah sahibi olan Mesut Çitil kardeşimiz, “… Açık konuşayım, eğer Bulgarlar ve Yunanlar olmasa Edirne’de herkes aç kalır” demiş.

Edirne Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Serhat Çeker, “Bulgaristan’dan gelenler özellikle köyden ev istiyorlar ve bahçeli olmasını tercih ediyorlar. Yunanistan’dan gelenler genelde ticari düşünüyorlar. Örneğin 5-6 tane bir artı bir daire alıp onları kiraya veriyorlar.” demiş.

Yunanistan’dan gelenlere iyi satış yaptıklarını söyleyen Çeker, 250 bin lira karşılığında gayrımenkul alan Bulgarların, Yunanların aynı zamanda Türk vatandaşı da olduklarını, şu anda Saros Körfezi’ndeki yazlıkların yarısından fazlası Yunan ve Bulgarlar tarafından kiralandığını belirtmiş.

Şehirde tabelalar Bulgarca olmuş.

Esnaf, Balkan ülke dillerini bilen eleman arıyor.

Durumu gören gazeteler ve haber siteleri ülkemize para geliyor diye bayram ediyorlar. Verdikleri haberlerde esnafın para kazandığını, para kazandıkça da mutlu olduğunun altını derin derin çizmişler.

Yalnız Akit gazetesi “ Allah sonumuzu hayreylesin!” diye başlık atmış.

Akit gazetesinin şaşkın yazarları, niye Allah sonumuzu hayreylesin?

Bu işte bir gariplik mi var?

Ters giden bir durum mu var?

Memlekette serbest piyasa ekonomisi yok mu?

Elin gavuru bastırıyor parayı; deterjan, şampuan, don, yiyecek, giyecek, ilaç, oyuncak, sucuk, yazlık, köy evi, daire, ev, arsa, tarım arazisi, toprak ne isterse alıyor.

Biz satıyoruz para kazanıyoruz.

Para kazandıkça mutlu oluyoruz.

Satış deyince aklıma rahmetli Kemal Unakıtan geldi.

Akit gazetesinin çok sevdiği “Kemal abileri”…

Boyu kısaydı ama kendisi çok büyük bir adamdı.

Adam gibi adamdı.

İhale, satış konusunda kimse eline su dökemezdi.

Edirneliydi.

Yıllarca önce ne demişti?

Babalar gibi satacağız!! Ne banka bırakacağız, ne fabrika, ne de işletme. Liman da bırakmayacağız..! Hepsini satacağız..! Stratejik bölgeymiş falan hiç önemli değil. Önemli olan müşteri bulmak. Parayı veren düdüğü çalar!

Söylediklerinin ardında durmuş ve sağlığında ülkede para eden ne varsa satmıştı. Öldükten sonra aynı yolda yürüyen arkadaşları kalanları da sattılar.

Parası olanlara bol bol düdük çaldırdılar.

Sattılar, sattılar, sattılar yine de bitiremediler.

Şimdi kalanların son kırıntılarını da satmaya hazırlanıyorlar.

Kemal Unakıtan’ın hemşehrileri de eski bakanlarının izinden giderek evlerini, köylerini, yazlıklarını, topraklarını yabancılara satıyorlar.

Edirnelilere haksızlık etmeyelim; ülkenin her köşesinde araziler, fabrikalar, limanlar, maden alanları, göller, akarsular satılıyor.

Borsa İstanbul’da yerli şirketlerin hisseleri yabancılarca kapışılıyor.

Yerli şirketlerin hisse değerleri batan geminin mal değeri kadar.

Herkes satışlardan çok memnun.

Satılmış medya satış haberlerini müjde olarak veriyor.

İktidardakiler “Babalar gibi” satarken, muhalefet yabancılara satışın lafını bile etmiyor.

Türkiye’nin tapusu yabancıların eline geçiyor.

Kendi ülkemizde mülteci durumuna düşüyoruz.

Memleketin bu haline bakarken ‘100 yıl önce dedelerimiz niye öldü? Niye canlarını verdiler Kurtuluş Savaşı’nda?’ soruları gelip aklıma takılıyor.

Keşke Yunan galip gelseydi” lafı gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçiyor.

Aklıma takılan soruların yanıtlarını verdiğimde yüreğime bir acı gelip lök gibi oturuyor.

Canım yandığını derinden hissediyorum.

One Ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :