Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

İlericilik – Gericilik

Meclis’te “Öğretmenlik Meslek Kanunu” görüşmeleri sırasında HDP milletvekili Oya Ersoy, grubu adına söz alıp konuştu.

Konuşmasında, AKP’nin uyguladığı politikaları eleştirirken “…Size neden gerici diyoruz biliyor musunuz? Çünkü sizler, ta beş yüz yıl geride kalmış Osmanlı’yı, bin beş yüz yıl geride kalmış din esaslı toplum düzenini yeniden hortlatmaya çalışıyorsunuz da ondan…”

Oya Ersoy, konuşmasının bir yerinde de, “…Bugün karşı karşıya kaldığımız yıkım beş yüz yıl önceki Osmanlı’nın yönetim biçimini ve bin beş yüz yıl önceki dinin toplum ilişkilerini, iki bin beş yüz yıl önceki Orta Asya masallarını yeniden kurma hayalidir…” demiş.

Bu alıntıladığım metni, Meclis tutanaklarından alarak yazdım.

Tartışmalar, Meclis sıralarından sataşmalarla, hakaretlerle orta oyunu tarzında sürüp gidiyor. Oya Ersoy, “…Biz kadınlar özgür olabileceğimizi öğrendik ve ne beş yüz yıl ne de bin beş yüz yıl öncesine gitmeye hiç niyetimiz yok, götüremezsiniz… İnsanlar ana diliyle felsefe yapar, bilim yapar; Kürtçe’yi özgür bırakın. Kadın kendi diliyle özgürleşir; kadınları özgür bırakın… (HDP sıralarından alkışlar) diyerek konuşmasını tamamlamış.

Oya Ersoy’un yaptığı bu konuşmaya AKP grubundan Kürt asıllı milletvekilleri sert yanıtlar verdiler. İslam dine yapılmış bir saldırı olarak değerlendirip Osmanlı’ya sahip çıktılar.

Ertesi gün bütün AKP medyasında bu konu değerlendirildi ve eleştirildi.

Oya Ersoy’u AKP ve MHP çevresinin yanında HDP çevresi de topa tuttu.

HDP içindeki Hüda Kaya, Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi milletvekilleri dine sahip çıkarak arkadaşlarını sert bir dille eleştirdiler.

Hüda Kaya ve Ömer Faruk Gergerlioğlu bu çıkışlarıyla Abdullah Öcalan’ın fikir ve felsefesini çok iyi kavradıklarını gösterdiler. Apo’da hatırlayacağınız gibi Açılım Süreci döneminde, ‘Orta Doğu’da toplumları birleştiren tek gücün İslamiyet’ olduğunu belirterek Diyarbakır’dan Kürtlere seslenmişti.

Halkevi Genel Başkanlığı yapan Oya Ersoy, rüştünü ispat edince HDP listesinden aday gösterilip Meclis’e sokulmuştu.

Keskin, bir o kadar da cahil olan milletvekilinin dünya ve ülkeyle ilgili kavrayışı, tarihi sürece bakışı, ilericilik gericilik kavramlarını ele alışı, sorunların çözümü için öne sürdüğü tezler tümüyle sakattır.

Din üzerinden yapılan ilericilik – gericilik tartışmaları temelsiz olduğu kadar bizi yanlış yerlere götürür.

Din bir üst yapı kurumudur.

İçinde yaşanılan sistemin özelliklerini üzerinde barındırır.

Yönetici sınıfların iktidarına hizmet ettiği ve kitleleri sisteme bağlayıp uysal köleler haline getirdiği ölçüde el üstünde tutulur. Bu arada ihtiyaca cevap vermeyen, zararlı yanları da sansüre uğratılır.

Örneğin, “Yahudilerle, Hrıstiyanlarla alışveriş etmeyin, Onlardan dost edinmeyin.” ayeti bu günün gerçeklerine uygun görülmediğinden dolayı açıkça inkar ediliyor. Namaz kılıp da yetim hakkı yiyenlerin lanetlendiği ayet, kapitalist sömürü çarkında sakıncalı bulunarak üstünden atlanılıyor. Kadınların dövülmesi ayeti kadınların tepkisini alır diye savunulmuyor. Hazeti Muhammed’in, çoban ve av köpeklerinin dışında kalan köpeklerin beslenmemesi, ev içi ortama sokulmaması ve kara renkli köpeklerin öldürülmesi hadisi, küresel hesaplara uymadığından sansürleniyor. Her an kapitalist sistemin gereksinimlerine göre değiştirilen din, siyasetçinin eline düştüğünde ilk ortaya çıktığı durumundan uzaklaşarak dönüşüme uğruyor.

Dinsel inançları ağır basan birisi, tarihsel sürece uygun davranarak ilerici olabileceği gibi, işçi hareketi içinde yer alarak kapitalist dayatmaları devrimci fikirler diye savunan da gericilik denizinde yelken açar.

Cumhuriyet’in karşısında yer alarak, Şeyh Sait’i destekleyenler ve onun heykelini dikenler…

Küresel sistemin ulus devletleri yok edip mutlak egemenlik kurma çalışmalarını yürüttüğü bu zamanlarda “Ulus devlete karşıyız.” diyenler…

Küreselciliğin; ulusal ve üniter devletleri, “yerel demokrasi, yerinden yönetim, özerklik” sloganlarıyla yıkım projelerine ortak olarak faaliyette bulunanlar…

Türkiye’de ve Orta Doğu’da Batının taşeronluğunu yapanlar, bunları parti programlarına yazarak savunanlar iflah olmaz gericidirler.

Oya Ersoy özelinde, “Biz kadınları, bin beş yüz yıl öncesine götüremezsiniz. Kadınları özgür bırakın” diyen, dünyayı salt kadın gözüyle görmeye, yorumlamaya çalışan feminist anlayışı savunmak da gericiliktir.

HDP’li vekil, “İnsanlar kendi anadiliyle felsefe yapar, bilim yapar.” diyor.

Elini tutan mı var?

Kürtçe kitap yazıp yazıp, film çekiyorsun, gazete çıkarıyorsun ama felsefe yaptığınızı, bilim yaptığınızı bu güne kadar hiç göremedik.

Bir dilde felsefe yapmak, bilim yapmak kolay değildir.

Dil, belli bir olgunluğa erişmeden o dilde bilim de yapılmaz, felsefe de yapılmaz.

Kürtçe yazılmış bir biyoloji kitabı var mı?

Kürtçe yazılmış bir ticaret hukuku var mı?

Kürtçe yazılmış bir fizik kitabı var mı?

Kürtçe yazılmış bir felsefe kitabı var mı?

Yok!

Kuzey Irak’ta Barzani Bölgesi’ndeki üniversitelerde ana derslerin tümü Arapça ve İngilizce veriliyor.

Kürtçe olgunluğa erişememiş bir dildir ve bilim dili de değildir.

İşte bu yüzden Öcalan, “Biz kendi Kürt devletimizi kursak bile okullarda en az 50 yıl Türkçe ile eğitim vermeye mecburuz.” diyor.

Türkçe, bu gelişimini yaklaşık 200 yılda tamamlayarak bilim dili olmaya hak kazandı.

Bu işler kürsülerden palavra atarak olmuyor.


Kamuoyunda Kürtçülerle dinciler, 500 yıl ve 1500 yıl önceki gerilik üzerinden tartışıp durdular. Oysa Oya Ersoy, “2500 yıl önceki Orta Asya masallarını yeniden kurma hayalleri” diyerek Türklüğe de sataşmada bulundu ama Meclis’te ve gazetelerde kendini Türk olarak hisseden birileri olmadığından dolayı Türklük sahipsiz kaldı.

Yeni Osmanlı’yı kurmaya çalışan AKP’yi din ekseninde eleştirmeye çalışan Oya Ersoy, biraz dönüp baktığında Yeni Osmanlı’yı besleyip büyüten gücün emperyalizm ve Siyonizm olduğunu görecektir. Suriye’nin kuzeyinde “Kürdistan’a” yer açmak için milyonlarca Arabın Türkiye’ye sürgün edildiğini kör gözler bile görüyor. İnsansızlaştırılmış topraklarda Amerikalılarla, MOSSAD ajanlarıyla PKK devleti kuruluyor. Kürdistan’ın kurulması için bu kadar hizmetlerde bulunan bir siyasi partiye teşekkür etmek yerine karşı çıkmak en azından nankörlüktür. Siz, siz olun da ellerinizde çiçeklerle AKP’ye gidip teşekkür ederek, onların ayaklarını yıkayın!

Emperyalizmin Yeni Osmanlı projesine karşı çıkar görünürken Orta Doğu’da bir başka emperyalist projeye arka çıkma tavrı, tutarsızlığı içinde barındırır.

Orta Doğu’da ve Türkiye’de Yeni Osmanlı’yı da,Suriye’de, Irak’da Kürdistan’ı kuran güçler, aynı güçlerdir.

Onların da adları; emperyalizm ve siyonizmdir.

Emperyalizmin, siyonizmin maşalığını yapanlara siyasi literatürde, dünyanın her yerinde gerici derler.

İşte bu yüzden HDP ve politikaları gericidir.

HDP adına söz alanlar, konuşanlar tarih karşısında her zaman gericilik sandalyesinde oturmaya mahkumdurlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :