Genel

Kedi ve Kedicikler

Siyasilerimiz, en çok kedileri sever.

Kedi denilince hemen aklıma çizer Bülent Üstün’ün yarattığı ve Lombak dergisinde yayımlanan Kötü Kedi Şerafettin gelir.

Kötü Kedi Şerafettin, 1996 yılında Cihangir’de doğdu ve aynı semtte hayatını sürdürüyor. Her türlü olaya müdahale ettiğinden dolayı da başı beladan bir türlü kurtulmaz. En büyük zevki, geceleri şarap içip manitalarla mehtap banyosu yapmaktır. Kendini sevdirmek için ezik, büzük, mütevazi ayaklarına yatmaktan nefret eder ve kendine güvenerek büyük konuşur. “Sokakta yaşama hakkının elinden alınacağı için” AB’ye de karşıdır.

Kötü Kedi Şerafettin’e kısaca Şero derler.

Kötü Kedi Şero’nun piyasada bir tane de çakması vardır.

Çakma Şero, sıcak, konforlu ortamlarda yaşar. Sokak nedir bilmez. Sokağın yasalarından hiç haberi yoktur. Kendi cinslerinden uzakta insanlar arasında yaşamını sürdürür. Medyada yüzlerce haberi yapılmış ünlü bir kedidir.

CHP Genel Merkezi’nin kedisi Şero…

Şu anda Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahiplenip imaj propagandası olarak kullandığı çakma Şero’nun acıklı bir öyküsü vardır.

CHP Genel Merkezi’nin inşa aşamasında annesini ve yakın arkadaşlarını yitiren Şero, yaşama gözlerini açtığı bu mekanı terk etmez.

Devir Deniz Baykal zamanıdır.

Deniz Baykal, yetim olan bu kediye sahip çıkar ve Genel Merkez’in her katında dolaşmasına müsaade eder.

CHP’nin maskotu olan kedi, herkesin sevgilisidir. Karnı tok, sırtı pek olarak katlar arasında dolaşarak gününü gün ederken birden Genel Merkez’de işler karışır.

Batılı güç merkezleri, Baykal’ın siyaset yapma tarzını beğenmeyip sakıncalı bulurlar. Bu merkezlere göre Baykal, Jakoben ve üniter devletten yana biri olduğundan ötürü tasfiye edilmesi gereken biridir.

Batılı merkezlerden birinde düğmeye basılınca kasetler ortalığa saçıldı. Çakma Şero’nun hamisi Deniz Baykal’ın ayağının altına muz kabuğu konulunca Baykal gitti ve yazılan senaryonun gereğince Kemal Kılıçdaroğlu geldi.

Kemal Kılıçdaroğlu, jakoben biri değildi. Jakobenlikten, jirondenlikten hiç anlamazdı.

En büyük marifeti, Kemalizmin başına türban takmaktı, federasyonu çok sevip, üniter yapıdan nefret ederdi.

Bay Kemal, Genel Merkez’e egemen olunca, Çakma Şero’nun seyahat özgürlüğüne kısıtlama getirerek CHP binasının bir tek giriş katında dolaşmasına izin verdi.

Bu duruma Şero çok üzüldü. Bir diğer üzüntüsü de alışık olup her gün gördüğü insanların bir bir hayatından çıkmasıydı. Gidenlerin yerlerine durmadan yeni insanların gelmesine Şero çok şaşıyordu.

Gidenler gitti, kalanlar kaldı. Eskiden CHP’nin sokağından bile geçmemiş insanlar partiye doluştu.

Koca CHP’’de Baykal’dan, kala kala bir Çakma kedi Şero kaldı.

Kemal Kılıçdaroğlu, “İmaj her şeydir.” diyerek Şero’ya koyduğu seyahat ambargosunu kaldırdı. Onu kucağına alıp sever gibi yapıp fotoğraflar çektirdi. Hatta çalışma odasına girmesine bile izin verdi. Çektirdiği videoları basına vererek ne kadar hayvansever biri olduğunu kanıtladı.

Kedi sözcüğüne “cik” eki getirilince ne olur?

Kedicik…

Kedicik size ne hatırlatıyor?

Tabii ki Adnan Hoca’nın kediciklerini…

Adnan Hoca’nın İslami yorumu, siyonizmin İslam yorumuydu ve görsel olarak fazla seksiydi. Laik, modern düşünen insanlar -daha çokça erkekler- televizyonda pahalı viskileri içip Adnan Hoca’nın da yer aldığı göbek atan kızları seyretmeyi çok seviyorlardı. Bu iri gözlü, iri göğüslü, kalın dudaklı kızlar ne kadar da vadedilen hurilere benziyorlardı.

Bu iri gözlü, iri göğüslü, kalın dudaklı kızları Adnan Hoca, kedisever erkek politikacılara gönderdi. Yüksek makamlarda görev yapan kedisever politikacılar, kedicikleri kucaklarına alıp sevdiler hatta yataklarına alıp kediciklerle birlikte uyudular. Meğerse bizim memlekette ne kadar da kedisever politikacı varmış da bizim haberimiz olmamış.

Adnan Hoca, kediciklerle sabahlayan politikacılara kedicikle birlikte çekilmiş fotoğrafları gönderip, “Bu fotoğrafların videoları elimde var.” deyip bazı isteklerde bulunmaya başlamış. Devletin yüce katlarındaki kedisever politikacılar bu durumdan çok rahatsız olunca operasyon başlamış ve Adnan Hoca’nın elindeki kasetlere el konularak devletin imajı büyük bir beladan kurtarılmış.

Bizim devlet erkânı kedileri çok sever.

Muhalefet partisi başkanı kedi sever de devletin en tepesinde yer alan Büyük Başkan Recep Tayyip Erdoğan kedi sevmez mi?

Elbette sever.

Başka başka ülkelere uçakla giderken yanında gazeteci götürür, onlardan sıkılınca eşiyle birlikte kedi sever.

Sayın başkanımız Erdoğan, uçakta kedi sevdiği gibi sarayda da kedi sever. Torunu Aybike’nin kedisi “Pıt pıt Şeker”in kucağına gelip gazete okumasına engel olmasına bile ses çıkarmadan gülümseyerek durumu kabullenir. Aslında “Pıt Pıt Şeker” sarayın en entelektüel kedisidir. Koca sarayda ondan başka günlük gazeteleri baştan sona okuyan başka biri de yoktur. Sarayın sözcüsü İbrahim Kalın, onun yanında çok cahil biri kalır.

Sarayda hayvan sevgisi denilince adını anmadan geçemeyeceğimiz biri varsa o da Sayın Emine Erdoğan’dır.

Bayan Erdoğan kedi, köpek, kuzu gibi her türlü hayvanı sever ve korur.

Emine Erdoğan ve müstakbel eşleri Tayyip Erdoğan, cümle aleme hayvansever bir çift olduklarını kanıtlamışlardır. Emine Erdoğan Hanımefendi, eşini devlet işlerini kotarsın diye sabahın erken saatinde saraydan uğurlarken yanında sevimli ve özürlü köpeği mutlaka bulunur. Sarayın işgüzar fhotoshop görevlileri fotoğrafı düzeltirlerken Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ayaklarını yok ederek ona karşı saygısızlık etmişler.

Bizim bütün siyasi liderlerimiz kedileri çok severler.

Meral Akşener’in Paşa, Şeker, Minnoş, Şirin ve Fere Suratlım olmak üzere beş tane kedisi var.

Temel Karamollaoğlu’nun da Duman adlı kedisi var.

Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, Melih Gökçek’in hatta Ahmet Hakan’ın bile kedisi var.

Her siyasi figür, kedi ile fotoğraf çektirmeyi Allah’ın emri sayar. Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan hazretlerinin kedi ile çekilmiş bir başka fotoğrafını aşağıda görüyorsunuz. Başkanımızın muhalefete karşı takındığı hırçın tavrı gitmiş onun yerine, elini ayağını dünya işlerinden çekmiş bir SGK emeklisinin sevgi dolu tavrı gelmiş.

Sayın Erdoğan, dalgın gözleriyle kedisine bakarken parmaklarını müşfik bir şekilde kedinin kürkünde dolaştırıyor.

Nerdeyse bütün siyaset erbabının kedilerle olan ilişkisine değindik ama içlerinden birisinin adını anmadık. “Kim o?” diye soracak olursanız hemen söyleyeyim.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli…

Sayın Bahçeli’nin kedi ile beraber çekilmiş bir fotoğrafını tüm araştırmalarıma rağmen bulamadım. İçinizden bazıları, “Bahçeli gibi sert bir lideri, kucağına kedi almış bir ilk okul çocuğu gibi göstermek milliyetçi imajı zedeleyeceği için böyle resimler çektirmez.” diyebilir.

Eh! Olabilir. O da bir yorumdur.

Ama gelin size bir fotoğraf tadında bir karikatür göstereyim. Karikatürist Azerbaycan’dan Gündüz.

Adam kalkmış, bizim içişlerimize burnunu sokmuş.

Karikatürde Erdoğan ve Bahçeli var.

Yere postu serilmiş Bozkurt, Türk milliyetçiliğini temsil ediyor. Malum bir zamanlar Erdoğan, “Biz Türk milliyetçiliğini ayaklar altına aldık.” demişti. Elin adamı bu sözleri duymuş ve alttaki karikatürü çizmiş.

Tüm kediseverlere duyurulur.

Yazar hakkında

Yağmur Bayraktar

Yorum bırak

7  +  3  =  

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.